BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs -1- Taktik mi, stratejik mi?

Kıbrıs -1- Taktik mi, stratejik mi?

Kıbrıs Türkiye için stratejik, milli bir sorun mu? Yoksa taktik bir ayrıntı mı? Ünlü köşe yazarlarımızdan Cengiz Çandar, başka bir bakış açısından, Kıbrıs’ın taktik bir mesele olduğuna karar vermiş.



Kıbrıs Türkiye için stratejik, milli bir sorun mu? Yoksa taktik bir ayrıntı mı? Ünlü köşe yazarlarımızdan Cengiz Çandar, başka bir bakış açısından, Kıbrıs’ın taktik bir mesele olduğuna karar vermiş. Mantık dizeni de şöyle: Avrupa Birliğine girmek, daha doğrusu, şu aşamada lütfen kabul edilmek, Türkiye’nin 21. yüzyıl için tayin ettiği, “olmazsa olmaz stratejik hedef”tir ve bu yolda önüne çıkan -”taktik”yani tali bir konu olan Kıbrıs meselesi dahil- bütün engelleri kaldırmak Türkiye’nin “ulusal çıkarları” gereğidir. Mantık istidlallerinin sonunda dendiği gibi; “ipso facto”; çözüm kendi içindedir, yani “kerameti kendisinden menkul”. O kadar basit değil Fakat mesele bu kadar basit ve yalın kat değil. Çandar’ın kapalı devresinin dışında da bir dünya ve diğer alternatifler var. Avrupa Birliğine üye olmak, Atatürk’ün Çağdaş Uygarlık Düzeyine ulaşmak direktifi ile özdeş telakki edilse bile -ki aslında hiç de öyle değil- ülkelerin artık ulus-devlet olmaktan çıkıp daha büyük yapıların içinde yer almaları, farz edelim, zorunlu olsa dahi -ki bu hususta da sadece Türkiye’de değil, mesela Fransa’da ve İngiltere’de de sakıncalar ileri sürülüyor- bunların gereği olarak, Kıbrıs gibi milli meselelerimiz “engeller” mi telakki edilecek? Hem kime göre engel? Kendini ele veriyor Cengiz Çandar ve onun gibi düşünenler, bizatihi bu mantık ve iddiaları ile, Avrupa Birliğine girmemizin, güvenliğimizi, milli stratejimizi, Avrupalıların eline teslim etmenin, bütün inisiyatifleri yabancılara bırakmamızın, ne kadar sakıncalı olduğunu, kendileri göstermiş oluyorlar. Çandar’la aynı aşırı sol ideolojik kökenden gelen Şahin Alpay da “Kıbrıs konusunda uzlaşmaz tutumda direnerek, yarın AB’de iki Elen devleti ile başbaşa kalmak durumunda olacağımızı” yazıyordu. Burada da, kendilerini ele veriyorlar: Haydi, Kıbrıs’ta direnmek “taktiğinden” vazgeçtik, Avrupalılar da bizi 2010’da mı olur, yoksa çıtayı yükselte yükselte belirsiz, daha ileri bir tarihte mi olur, bir gün tam üye olsak veya bekleme odasında uslu uslu ev ödevleri yaparak beklemeye razı olsak, “bu iki Elen Devleti”, Türkiye’nin hep karşısına çıkmayacaklar mıdır? Ya bizim öfkemiz? Alpay ve Çandar, Avrupa’nın “öfkesini çekmek riskinden” bahsediyorlar. Allah aşkına, bizim hiç mi öfkemiz olmayacak? Kendi gücümüzün idrakinde hiç olamayacak mıyız? İlhan Selçuk’un yazdığı gibi, daha şimdiden “şamar oğlanına dönüştürüldük, bir sağ yanağımıza vurulan şaplakların haddi hesabı yok!” Alpay ve Çandar gibilerin, bugün Avrupacı kesilmiş olmaları da ayrı bir ibret ve kendileri için referans! Şimdi Türkiye’yi Avrupa’dan dize getirecekler. Avrupa Birliği konusunda ve Kıbrıs konusunda, Türkiye’ye yol göstermeye kalkışan Cengiz Çandar’ın, milli stratejiler ve milli çıkarlarımız konusundaki ehliyetinin derece ve mahiyetini anlamak için onu iyi tanımak gerekir. Geçmişi ve geleceği konusunda en sağlam referansı 29 Ocak tarihli yazısında Emin Çölaşan vermişti. Ve adam bu geçmişi ile şimdi Türkiye’nin milli egemenliğini, saygınlığını, milli üniter devletini korumak isteyen ve bunun için de AB’ye, boynumuza takılan ilmikle sürüklenerek girmeyi reddedenleri, utanmadan, karanlık çıkarları olmakla suçluyor. Bu sözlerinin ucunun nerelere gideceğini, herhalde, tahmin etse bile, sırtını nerelere dayamışsa, aldırış etmiyor. Ve İlter Türkmen Yerim doldu. Kıbrıs’ın Türkiye için tali ve taktik bir mesele olduğu iddiasını gelecek yazımda ele alacağım. Fakat Çandar, farkında olmadan, dünkü yazımda “profesyonel deformasyonla malul olduğunu” söylediğim, şimdi kendisi ile aynı saflarda olan İlter Türkmen’i de ele veriyor; onun hakkındaki, “profesyonel deformasyon” teşhisimin doğru olduğunu kanıtlıyor. Çandar’a göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilanı, Türkmen, Dişişleri Bakanı iken, kendi açıkladığına göre, onun “brain child’i” yani “beyin ürünü” imiş ve stratejik bir hareket değil, “taktik manevra” imiş. Düşmanların eline böylece KKTC aleyhinde koz verilmesindeki ihanet bir tarafa, bu övünme de Türkmen’in profesyonel, fakat milli olmayan formasyonunu (veya deformasyonunu) kanıtlıyor. Allah gene, Türkiye’yi böyle Bakanların şerrinden korumuş! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Savaşları askerler değil politikacılar çıkarır sonra iş askerlere kalır!” General William Westmoreland
KAPAT