Tarih boyunca, etnik, dini ve kültürel farklılıkların yol açtığı kaotik çözülmelere ve kanlı çatışmalara tanık olan Balkan coğrafyası, "ne zaman patlayacağı belli olmayan bir barut fıçısı" olarak nitelendirilir. İçinde bulunulan dönemde bu türden çatışmaların tekrar vuku bulabileceği ihtimali uzak görünse de yakın tarihte Avrupa'daki en uzun süren kuşatmanın, Saraybosna'da, yani bir Balkan şehrinde yaşanmış olduğu bir gerçek ve bölgenin, her an yeni çatışmaları tetikleyebilecek kırılgan tabiatına dair de önemli bir örnek. 

Mülteci krizinin, siyasi ve toplumsal fay hatlarını yeniden harekete geçirdiği bu kritik dönemde siyasilerin, halk desteğini artırmaya yönelik milliyetçi söylemleri, Balkanlardaki gerilimin daha da tırmanmasına yol açıyor. Bu çerçevede Sırbistan'da 24 Nisan'da yapılacak erken genel seçim için yürütülen kampanyaları, büyük ölçüde milliyetçi ve Rusya yanlısı söylemlerin belirlemesi, bölgenin uzun vadeli istikrarı ve güvenliği açısından da endişeyle izleniyor.

Sırp İlerleme Partisi (SNS) Genel Başkanı ve Başbakan Aleksandar Vuçiç, nisan ayı başında Kosova'nın kuzeyindeki Zubin Potok beldesinde seçim mitingi düzenledi. Mitinge, Sırp başbakanın mesaj ve vaatlerini dinlemeye gelen binlerce Kosovalı Sırp katıldı.

Mitingde söz alan siyasilerin konuşmalarındaki milliyetçilik mesajlarının ve Rus propagandasının, toplantının Kosova'da değil de Rusya'da düzenlendiğini düşündürecek düzeyde olması dikkat çekti. Rusya bayraklarının ve Rusya'nın Sırbistan'a desteğinin yazılı olduğu afişlerin de açıldığı mitingde Kosova'nın, Müslüman, Ortodoks, Katolik ve diğer dinlere mensup halkların yaşadığı çok dinli bir devlet olduğu gerçeğinin görmezden gelindiğine, buna mukabil Sırp siyasilerin sık sık "Kosova, Sırp Ortodoksların beşiğidir" ya da "Kosova Sırbistan'dır" sloganlarını kullandıklarına tanık olundu.

Sırbistan'ın hamisi Rusya
Rusya'nın, Birleşmiş Milletler'de Srebrenitsa soykırımına ilişkin tasarıyı veto etmesi, yine Moskova ve müttefiklerinin Kosova'nın UNESCO üyeliğine karşı oy kullanması gibi uluslararası siyaset sahnesindeki gelişmeleri yakından takip edenler, Sırp siyasilerin Rusya'ya şükranlarını ifade etmeleri ve bu ülkeye asla yaptırım uygulanmayacağı sözünü vermeleri şaşırtıcı değil. Nitekim Sırbistan'da iktidar ortağı Sırp Ulusal Partisi (SNP) Genel Başkanı Nenad Popoviç, mitingdeki konuşmasında Moskova'ya yönelik takdirlerini şu ifadelerle dile getirdi: "Geçen yaz, Rusya ve Devlet Başkanı Vladimir Putin, Srebrenitsa soykırımı tasarısının geçmesini engelledi. Geçen yaz Rusya, uydurma bir ülke olan Kosova'nın UNESCO'ya üye olmasını engelledi. Bu kutsal topraklarda Sırp askerler ile birlikte Rus gönüllüler de savaştı. Bu nedenle Rusyamızla dostluğumuzu korumak zorundayız. Rusya bizi destekledi, çünkü onlar Sırbistan'ın asla yaptırım uygulamayacağını biliyor." Popoviç ayrıca Vuçiç ile Putin'in son iki yılda altı kez görüşmesini, iki ülke arasındaki yakınlığı gösteren gurur verici bir örnek olarak nitelendirdi.

Kosova'daki Sırplara verilen mesajlardan biri de kendilerinin Belgrad yönetimince asla unutulmayacağı ve Sırbistan'ın bir nevi tamponu oldukları yönündeydi.

Tek ülke, iki dünya: Kosova
Nüfusunun büyük çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu Kosova'nın kuzey bölgesindeki kötü yollar, ekonomik durgunluk ve kayıt dışı ekonomi ilk bakışta fark edilir derecede olmasına rağmen, Sırbistan tarafından kendilerine sağlanan mali destekten dolayı insanlar orada yaşamaya devam ediyor. Çünkü Kosova, tarihi ve stratejik açıdan Sırbistan için önem arz etmeye devam ediyor.

Diğer taraftan Makedonya'dan Kosova'ya giriş noktasında başkent Priştine'ye kadar, ekonominin büyümesinde "öncü" rol oynayan çok sayıda küçük firma bulunuyor. Priştine ise her geçen gün modern bir şehre dönüştürülüyor. Yine de tüm bunlar, bu ülkenin normal bir şekilde işlemesi için tek başına yeterli değil. Bu nedenle, her şeyden önce ülkedeki Arnavut ve Sırp nüfus arasında doğru ve sağlıklı ilişkiler kurulması gerekiyor. Bu ülkenin geleceği için başka bir seçenek de söz konusu değil.

Ancak istihdamın artırılması, yaşam kalitesininin geliştirilmesi ve gençlere daha iyi bir gelecek perspektifinin sunulmasını öngören siyasi tekliflerin ve projelerin eksikliğinden dolayı, siyasilerin milliyetçiliği puan toplamak için bir araç olarak kullandıkları açık ve net bir gerçek. Nihayetinde kendi ülkelerinde bir gelecek göremeyen ve bu nedenle "tek yön" bilet alarak Batı Avrupa ülkelerine giden gençlerin vatanlarında kalmalarını sağlayacak daha iyi bir geleceğin inşası için "geçmişten gelen sorunların giderilmesini sağlayacak çözümler" bulunması önemli.

Demagojiye "hayır", siyasete "evet"
Kosova'nın mevcut koşulları dikkate alındığında siyasilerin, aralarındaki konuşmaları sırasında, ilişkilerin iyileştirilmesi güvencesi verip, ardından en ufak bir krizide ilişkilerin bozulmasına götürecek ve akabinde ekonomik ve toplumsal sorunların çıkmasına neden olacak şekilde daha önceki söylemlerini unutmaları, Balkanlar'daki bu "sıcak oda" sendromunun en kısa zamanda tedavi edilmesi gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla sert tutumlardan vazgeçmek ve halkın refahı için tavizler vermeye istekli olmak gerek.

İyi ya da kötü milletlerin olmadığını, sadece farklı milletlerin olduğunu ve her ülkenin kendisini iyileştirebileceğini göstermek gerek. Siyasi arzu olması durumunda ilişkilerin düzeltilebileceği ve bu şekilde Balkanlar için daha iyi bir gelecek imkanının bulunabileceğine dair umut var. Aksi takdirde geçmişin penceresinden konuşmak, sadece istenmeyen tarihi ve çıkışı olmayan labirentleri geri getirecektir. Bu durum ise Kosova'nın ihtiyaç duyduğu son şeydir.