Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Bursa ilim, tasavvuf şehri olmasının yanında bir yatırım şehridir. Evliya Çelebi Bursa için, ‘Aşk Neşidesi’, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa ‘Osmanlı tarihinin dibacesi’ demiştir. Bursa, Osmanoğullarının kurduğu 600 yıllık Cihan Devletini inşa eden bir şehirdir. Ve Bursa, aradan geçen yüzyıllara rağmen ilk başkentlik, payitahtlık ruhunu, asaletini hâlâ dipdiri bir şekilde yaşatan bir şehrimizdir. 40 yıldan beri Uludağ Üniversiteyi Bursa’ya önemli katma değer sağlıyor. Bursa’ya yakışan bir çalışma yaparak üniversiteyi halk ve şehir ile bütünleştireceklerinin altını çizen Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’la yaptığımız söyleşinin soru ve cevaplarıyla baş başa bırakıyorum. 
Sayın Rektörüm Uludağ Üniversitesi’nin ilk öğrencisi olarak kurumunuzu bize kısaca tanıtır mısınız? 
Ben Uludağ Üniversitesi’nin ilk talebelerindenim. Makine Fakültesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nün ilk mezunlarındanım. İlk üç asistandan bir tanesiyim. Üniversitemiz 1975 yılında Hürriyet Mahallesi’nde barakalarda başladı. Barakalarda okuduk, barakalarda asistanlık yaptık. Her üniversitenin bir kuruluş süreci var. Üniversitelerin 40 yıl geçmiş olmasına rağmen süreçlerini henüz bazılarının tamamlamadığını söylemek mümkün. Şu son 10 yılda sahip olduğumuz imkânlara 40 yıl önce sahip değildik. Dolayısı ile 40 yıl önceki büyüme hızımız ile kişi başına düşen GSMH oranımız ile bugünkü imkânlar aynı değil. 
Türkiye’de kaçıncı sıradasınız?
Şu anda Türkiye’deki ilk 30 üniversite içerisinde üniversitemizin her zaman bazı disiplinlerde ilk 3’te, bazı disiplinlerde ilk 5’te, bazılarında ise ilk 10’da olduğunu söyleyebilirim. Örneğin, Makine Fakültesi’nde büyük bir oranda öğretim üyesi kadrosunu tamamladığını söylerken, bugün Güzel Sanatlar Fakültesi’nde henüz 6 bölümünden ancak 2’sine öğrenci alabilmektedir. Diş Hekimliği Fakültesi kurulmuş ancak henüz öğrencisi yok. Planlanan fakültelerimiz ise Uzay ve Havacılık Fakültesi ile Açıköğretim Fakültesi.
Üniversitenizde ne gibi çalışmalar ve faaliyetler yürütülüyor?
Örneğin Tıp Fakültemiz aynı zamanda kalp nakli ve karaciğer nakli yapabilen bir kurum. İnsansız hava aracı yapan Makine Mühendisliği’nde birkaç hocamız çalışıyor. Yine aynı şekilde hidrojen arabası ve güneş panelleri ile çalışan arabalar yapılıyor. Bunlar da dereceler alan tasarımlar oldu. Lisanssız hava aracını Sayın Cumhurbaşkanımız, TİM’in yapmış olduğu inovasyon haftası etkinliklerinde gördü. Çok beğendi. Hatta bizi motive etmek adına; “O zaman bu tasarımı seri üretime geçirin, biz de destek verelim” dedi. 
Üniversitenizin hangi alanlarda iddialı?
Örneğin Ziraat Fakültesi’ni söylersek sıralamada zaman zaman değişse Türkiye’de ilk üç içerisinde mutlaka yer alır. Hedefimiz Türkiye sıralamasında üniversitemizi ilk 10 arasında sokabilmektir. Dünya sıralamasında ise herhangi bir başvuru yapılmamış. Biz ona başvurmayı düşünüyoruz. İlk beş yüz üniversite arasına girmekte hedeflerimiz arasındadır. 
1975 yılında bu üniversiteye ilk öğrenci olarak girdiniz, şimdi rektörsünüz. Bunu planlamış mıydınız? Böyle bir hayaliniz var mıydı? Nasıl bir duygu?
Yok, öyle bir hayalim olmadı. Ancak mezun olduğunuz üniversiteye rektör olmak çok farklı bir duygu. Şu anda ben sabahleyin genellikle temizlik personeli arkadaşlarımızdan önce geliyorum. Burayı da geç vakitte kapatıyoruz. Biz eve akşam 8’de 9’da gidersek erken gitmiş oluruz. Gece yarılarına kadar çalışıyoruz. Şu anda bir istek ve azmimiz var. Eğer heyecan varsa bu makamlarda çalışabilir ve bir şeyler üretebilirsiniz. Siz istemez ve bir şeyleri başaracağınıza inanmazsanız ekip arkadaşlarınız da buna inanmazlar. Onun için Rabbimin takdiridir, bu noktaya gelmek. Çalışmalarımızı yürütüyoruz. 
Hocam 9 ay önce göreve gelirken hangi vizyonları ortaya koydunuz? Bu vizyonları nasıl hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?
Kullandığımız sloganımız; 3. Nesil Üniversite’dir. Bu slogan, üniversitelerden en çok şikâyet edilen, üniversite sektör ilişkisi ya da üniversitede üretilen değerlerin ilgili sektörlerde yeterince ticarileştirilememesidir. Bunları realize etmek için gerekli ekosistemi oluşturmak gerekir. Ben bir mühendis olarak söylüyorum kendi alanımda laboratuvar malzemeleri pahalıdır. Fakat biz bunları kullanmadan eskitiyoruz ve bu kadar da zengin bir ülke değiliz. Bizim aldığımız cihazları mümkünse 24 saat kullanabilmemiz lazım. Eğer bunları sadece mesai saatleri içerisinde birkaç saat kullanıyor ve bundan sonra teknolojilerinin gelişmesi için bırakıp sonra da teknolojisi geçti diyerek yenilemek durumunda kalıyorsak biz elimizdeki maddi imkânları boşa harcamış oluyoruz. 
Gelişmiş ülkeler ve üniversitelerde durum nasıl?
Gelişmiş ülkelerdeki üniversitelere bakarsak, özellikle kampüs içerisinde master ve doktora talebeleri için lojmanları olduğunu görürsünüz. Yurt demiyorum, lojmanları vardır. Bugün sanayici aldığı makineleri üç vardiya çalıştırıyor. Hatta cumartesi pazar çalışmak isteyenler de 4 vardiyaya dönüp, 7/24 çalışır vaziyetteler. Çok pahalı bir makineyi almışlar. Teknolojik bir cihaz, zamanla teknolojisi geçiyor. O zaman bunun geri dönüşünü kısa zamanda tamamlamaları lazım. Araştırma bir yatırımdır ancak riskli bir yatırımdır. Onun için dünyanın her yerinde devletler Ar-Ge’ye destek veriyor. Biz de SANTEZ modelini üniversiteye ilk olarak alanlardan biriyiz. 150 bin TL’ye kadar destek veriyoruz. İşte gerçek iş birliği böyle olur. Bursalı sanayiciler ile çalışmaya başladık.
Bursa da sanayici, İstanbul’dan sonra geliyor. 23 Organize Sanayi ve binlerce fabrika var. Böyle bir potansiyel içerisinde üniversitenin yeri nedir?
Üniversitemizin şu anda TOFAŞ ile ciddi ortak projeleri var. Büyükşehir Belediyesi ile BUSKİ ile sanayi bölgesindeki birçok fabrikamız ile şu anda iş birliği çalışmaları sürüyor. Hatta Eğitim Fakültemiz dahi otistik öğrencilere yaz aylarından beri özel eğitimler veriyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Bursa Barosu ile kendi alanlarında sektörel çalışmaya başladık.  Mesela hastanemiz, 1000 yataklı bir hastane. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz hafta üniversitemize geldiğinde kendisine 250 yataklı bir Çocuk Hastanesi projemizden bahsettik. Kadın hastalıkları ve doğum hastanesinin de olmasını istedi. Onu da ilave ettik. 
Kütüphanede ne kadar kitabınız var hocam?
Milyon tane kitabımız yok. Milyon sayısına ulaşamayınca ciddi bir kütüphaneden söz edemeyiz. Ancak çok ciddi sayıda online kitaba üyeyiz. Türkiye’deki ilk 10 üniversiteden birisiyiz.
Kitaba yılda ortalama ne kadar kaynak ayırıyorsunuz?
336 milyon TL’lik bir bütçe aldık. Tam kesin olmamakla birlikte 468 milyon TL’ye çıkardık bu rakamı. Bu rakam içerisinde ancak 20 milyon TL’sini ayırabildik kütüphaneye kitap alımı için. 24 saat açık bir kütüphane yapacağız. Belletmenlik sistemini kullanmak istiyoruz. Değişimi de 2016 Eylül ayına yetiştirmeye çalışacağız.

Lojman yapmayı planladınız mı?
Öğretim elemanlarımız için 4 tane 100’er adet lojman yapacağız. Nezih bir semtte 100 birim olan kiradan 60-65 birim kira alınmasını şart koşacağız. Yüksek lisans ve doktora öğrencileri içinde lojman yapacağız. Öğrenci kampüste yaşayacak ki gece gelip laboratuvarı kullanabilsin. Bursa merkezde yaşayan biri bunu yapmaz. Ancak burada yaşayan biri yapar. Mesai bitiminde kilitlenen bir yer istemiyoruz. Yetkilendirilmiş kişi gelecek laboratuvarı açacak, isteyen gelecek çalışmasını, araştırmasını yapacak. Biz Amerika’dan daha zengin bir ülke değiliz. Onlarla aynı teknoloji yatırımlarını yapıyoruz. 
4 yılı tamamladığınızda nasıl anılmak istiyorsunuz?
Birincisi bir kere rektör profilinin değişmesi lazım. Algı olarak ulaşılamayan bir rektör değil, ulaşılan bir rektör olabilmek lazım. Halktan bir rektör, herkesin içinde bir rektör. Çünkü rektör tabu değildir. Burası bir yönetim merkezidir. Evet, yolgeçen hanı değildir. Ancak herkesin gelip burada rahatça rektör ile görüşebildiği bir ortam. Ben gece 12’lere kadar her gelen ile görüşmeye çalışıyorum. Ben rektör olarak dekanlık yapmak istemiyorum. Daha önce para isteyen buraya geliyordu. Şimdi bütçe de kendilerinde yönetim de kendilerinde. 2017 bütçesi nisan ayında başlayacak. Onun için dekan hocalarım kendi bütçelerini hazırlasınlar, gelsinler ben Ankara’dan o bütçeyi almak için çalışayım. Ancak sonra gelip benden para istemeyin diyorum. Çünkü burada yedek bir kasa yok.  

40 yıllık Uludağ Üniversitesi’nin ilkleri var mıdır?
Türkiye’de ilk suni damarı yapan kişi benim. Ülkemizde benden önce suni damar yapan kimse olmadı. Numune bazında da olsa, köpeklere taktık, onları yaşattık. Bu Türkiye’de ilk oldu ve bizim üniversitede yapıldı. Ancak bizim üniversitemizde birçok ilk var. Ürolojide, gözde, tıp tekniklerinde ilklerimiz var. Tıp fakültesinde patentleri olan, kendi tekniklerini geliştiren hocalarımız var.
2023 Vizyonunda Türkiye’nin yeni üniversiteleri, yeni rektörleri nasıl olmalı?
Yeni üniversite etrafı tel örgülerle çevrili bir kışla değildir. Öğretim üyeleri ders verdikleri gibi, ilgili sektörlerle de ortak çalışmaları yapabilmelidir. Türkiye’nin vizyonuna uygun vizyonları kendine seçip, onları kendine misyon edinen bir yapıda olmalıdır. Biz üniversitemizdeki proje yönetim merkezi olarak bile kendimize örnek olarak TÜBİTAK’ın ülkemiz için seçmiş olduğu öncelikli alanları örnek olarak seçmeye gayret gösteriyoruz. Türkiye’de bir ahenk içerisinde aynı yöne doğru kuvvetlerimizi birleştirelim ki ülkemizi bir noktaya götürebilelim. 
Yani yeni rektörler dinamik olmalıdır öyle mi?
Evet. Üniversite yönetimi olarak senato toplantılarımızı dağ ilçelerinde, az nüfuslu ilçelerimizde bazen yapıyoruz. Üniversitemizi halk ile buluşturmak, onların bizlerden isteklerini duymak, yapabileceklerimizi de onlara aktarmaktır istiyoruz. Hem de oradaki akademik personelimiz ve öğrencilerimiz için bir destek olmak amacı taşıyor. Tabii bizim halkımız pek alışık değil, çekingenler. Bir toplantımızı Keles ilçemizde yaptık. 80 yaşlarında bir amcamızla karşılaştık. Amca dedim; bak üniversitenin tüm yönetimi burada. Bu toplantılardan güzel sonuçlar aldık. Dinlemek bile insanları rahatlatıyor. Yani siz onları kale alıyorsunuz. Onların isteklerini gündeme getiriyorsunuz.

Kimdir? 

Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 1959 tarihinde Bursa’da doğdu. Bursa (Uludağ) Üniversitesi Makina Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Tekstil ve Makina Mühendisi olarak mezun oldu.  Milli Eğitim Bakanlığı’nın bursu ile yüksek lisans ve doktorasını 1989 yılında Maryland Üniversitesi’nde tamamladı. 1991-1992 akademik yılında Yrd. Doç. olarak UÜ Tekstil Mühendisliği Bölümü’ne başladı. 1992 yılında doçent oldu. 2005 yılında profesör oldu. 2010 yılında kurulan Bursa Teknik Üniversitesi’nde, 2 yıl Rektör Yardımcılığı yaptı. UÜ Mühendislik Fakültesi’ndeki görevine döndü. BTSO Eğitim Vakfı Mütevelli Kurulu üyesidir. Rektör Ulcay yaklaşık bir yıldan beri Uludağ Üniversitesi rektörlük görevini yürütmektedir. 

Uludağ Üniversitesi Künyesi

3. Nesil Üniversite

Kuruluş: 1975
Fakülte:13, yüksekokul:3, meslek yüksekokulu:15, konservatuvar:1. 
Araştırma ve uygulama merkezi:19.  
Toplam öğrenci sayası: 63 bin 451
Yabancı öğrenci sayısı: 2 bin 487
Enstitü sayısı: 4
Lisansüstü öğrenci sayısı: 6 bin 500
Vizyon: Uluslararası ölçekte mesleki yetkinliğe sahip, disiplinlerarası çalışmayı özümsemiş, girişimci ve yenilikçi bireyler yetiştirmeyi; sanat eseri üretmeyi, yaymayı, kentle bütünleşmeyi ve topluma kaliteli hizmet sunmayı görev edinmiştir.
Misyon: Ulusal ve uluslararası düzeyde saygın üniversiteler arasında yer alan, mezunları tercih edilen, yenilikçi, kalite odaklı, toplumsal gelişime öncülük edebilen bir üniversite olmaktır.
Temel değerler: Ortak Akıl ve Katılımcılık, Hesap Verebilirlik, Etik Değerlere Bağlılık, Çevreye Saygı ve Duyarlılık, Yaşam Boyu Eğitim, Adalet ve Hukukun Üstünlüğü, Özgür ve Özgün Düşünceyi Önemseme, Toplumsal Değerlere Saygı.