Canan Eraslan

Diyelim ki bugün 28 Nisan 2016... Yani TEOG sınavı bitti, çocuğunuzu heyecanla beklediniz ve yanınıza geldiğinde, “Keşke bir ayım daha olsaydı, 10 soru daha yapardım; net” dedi... Ne hissedersiniz?
Pişmanlık, üzüntü, belki de hayal kırıklığı... Çünkü çocuğunuz önce kendisine, sonra size gerektiği gibi hazırlanmadığını itiraf ediyor.
Siz de ona gerektiği gibi yön verememiş olmamın acısını hissedeceksiniz belki de...
Onun için gelin, çocuğunuzla konuşun... “Bugün 28 Nisan 2016 olsa... Sınav bitmiş ama sen yapabileceğin soruları bile boş geçmişsin. Daha çok çalışmaz mıydın? İşte sana yaklaşık 5 ay... Bu 5 ayı birlikte planlayalım, 28 Nisan’da ‘keşke’ demeyelim” teklifinde bulunun...
“Peki” cevabını aldığınızda ise önce kendisine hedeflerini hatırlatın.
İyi bir lise, iyi bir üniversite için şart. İyi bir üniversite de hayatın geri kalanının başarısı için yüzde 100 gerekli olduğuna göre... “İyi bir lise iyi bir gelecek” sonucuna şimdiden ulaşamaz mıyız?
Bence ulaşırız... Amaç ortak olup karar da verildiğine göre, gelin uzmanların tavsiyeleri ve çocuğunu onlarca sınava hazırlamış bir annenin tecrübelerinden oluşmuş cümlelere bir göz atın...
Sınavın ilk aşaması bitti. Asla “Oh, rahatladık” moduna girmemelisiniz. Siz, de çocuğunuz da. Şimdi ders çıkarıp yeniden ve daha hızlı başlama zamanı.
“Sınav çok zordu anne” yakınmasını dinleyin ama sınavın herkes için aynı zorlukta olduğunu hatırlatın.

 “Bu yıl okul puanları düşecekmiş” söylentileri sizi yanıltmasın. Çünkü puanlar yukarıdan aşağı sıralanacak ve yine 1’inci sıradaki çocuk en iyi okula gidecek, 150 bininci ise onu aldığı bu puanla kabul edene...
Sınavdan çıkan çocuk şimdi yanlışlarını gördü, sistemi anladı, eksiklerini nasıl tamamlayacağı konusunda okul-aile-çocuk üçgeninde karar vermeli ve hemen uygulamaya başlamalısınız.
28 Nisan’da bir sınav daha yapılacak ve seçim için asıl olan bu.
Çocuklarla inatlaşmadan, “Yapman gerek, hadi çalışsana çocuğum, şunun şurasında kaç ay kaldı ki?” gibi cümleler stres sebebi olacağından, siz de televizyonu kapatıp, elinize kitabınızı alın ve bir anlamda eşlik edin.
Geçerken kitabına göz attınız, bir soru takıldı gözünüze. Onu merak edin ve üzerinde tartışın, mümkünse beraber çözün. Mesela Türkçe’den bir paragraf sorusu var. Okumasını isteyin, görüşünüzü dile getirin ve “Bence şu şık” diye katılın.
Çocuğun hoşlandığı uğraşları kısıtlamayın. Ara sıra dolaşmasına, spor yapmasına izin verin ve hatta teşvik edin. Hatta “Tamam, biraz ara ver” teklifinde bile bulunun.
Eleştirmekten kaçınmayın ama eleştirirken yol göstermeyi de ihmal etmeyin.
Çocukla ilgilenmek sadece annenin sorumluluğu değil. Baba ve diğer kardeşleri de amaca ortak etmekte fayda var...