Pierce, Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortağı olduğu ve EPDK'nın ev sahipliğinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 6. Dünya Enerji Düzenleme Forumu'nun (WFER) "Akıllı Düzenlemelere Doğru" özel oturumunda konuştu.


Düzenleme kurumları olarak yasal bir objektif fonksiyona sahip olduklarını ifade eden Pierce, "Enerji piyasasında birtakım kararlar veriyoruz ve bu kararları tüketicilerin çıkarları doğrultusunda alıyoruz. Tüketiciler derken, sadece bir gruptan bahsetmiyor ve sadece bir grubu temsil etmiyoruz. Biz tüm tüketicileri savunuyoruz. Ülkemizde de uygulanan sistemik politikalar var. İklim politikaları bunlara verilebilecek örneklerden biri. Avustralya, emisyon hedeflerini belirledi. Bu hedeflere erişmek için enerji piyasası kurumları çeşitli araçlar tasarlıyorlar. Bununla beraber çeşitli mekanizmalar oluşturuyorlar. Birçok teknoloji var ve hangilerinin enerji piyasasında uygulanacağı da değişkenlik gösteriyor. Akıllı düzenlemeler birtakım akıllı uygulamaları beraberinde getirerek tüketicilere fayda sağlar" değerlendirmesinde bulundu.


Avustralya'daki düzenleyici kurum olarak 20-25 yıldır tutarlı davrandıklarını vurgulayan Pierce "Enerji sektörünün büyüme hedefleri konusunda kapsamlı bir yaklaşımımız var. Rekabetçi perakende sektörü üzerinde çalışıyoruz. Talep tarafında, tüketici yönelimli enerji hizmetleri konusunda da ilerlemeler kaydetmekteyiz. Düzenlemeleri geliştiriyoruz ve neler düzenleniyor, rekabet nerede etkili olur diye çizgimizi de çiziyoruz" ifadelerini kullandı.


"Günümüze uyarladık"


Birleşik Krallık Gaz ve Elektrik Piyasaları Bürosu Başkanı David Gray de, ülke olarak eskiden aldıkları birçok kararı değiştirdiklerini ve günümüze uyarladıklarını söyledi.


Arz güvenliğinin önemine değinen ve tüketicilerin ve politikacıların bu konuda hassas olduğunu ifade eden Gray, "Akıllı evler ve sayaçlar gibi teknolojik gelişmeler genel resmi değiştiriyor ve saçma uygulamalara son veriyor. Teşvikler, inovasyon, şirketlerin üretimi üzerine oluşturduğumuz bir gelir planımız var. Verimlilik için, hedeflere ulaşmak için teşvikler gerekiyor ve şirketler de gelir elde etmek için üretmek zorundalar. Bunlar arasında da inovasyon yer alıyor. Şirketlerin iş planlarına düzenleyici kurum olarak çok katı bir şekilde odaklandık. Masanızdaki planla ilk yaptığınız plan farklıysa aradaki farkı gidermelerini istedik. Bize karşı açık olmalarını, paydaşlarıyla, müşterileriyle istişare yapmalarını istedik. Bunun için kendilerini teşvik ettik" değerlendirmesinde bulundu.


Birleşik Krallık olarak daha akıllı bir enerji sistemi için çabaladıklarını belirten Gray, akıllı düzenlemelerin akıllı şebekeler kurmaktan ibaret olmadığını vurguladı.


Gray, Birleşik Krallık'ta "daha akıllı piyasalar" programına uygulamaya koyduklarını ve akıllı sayaçlar kullandıklarını, akıllı bir takım yaptırımlar oluşturarak doğrudan şirketlere ceza vermek yerine, tüketicilerin ihtiyaçları üzerine odaklandıklarını kaydetti.


"Daha akıllı bir düzenleme anlayışına ihtiyaç var"


Barcelona Üniversitesi'nde İktisat Profesörü Maria Teresa Costa Campi, enerji sektörünün problemleri arasında karbondan arınma, arz güvenliği ve rekabetçiliğin yer aldığını ve bunların çözülmesi için daha akıllı bir düzenleme anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.


Esnek düzenleme mekanizmalarının gerekliliğine dikkati çeken Campi, "Akıllı düzenleme, enerjinin geleceğinde kilit bir rol oynayacak. Ancak düzenleme, onu kullanmaya ihtiyacı olan herkes için adapte edilebilir ve ulaşılabilir olmalı. İhtiyacı olana yardımcı olan, paydaşları güçlendiren, kamuyla istişare eden ve şirketlerin bağımsızlığını destekleyen bir düzenleme gerekiyor" dedi.


Güney Afrika Elektrik Şirketi Eskom'un üst düzey yöneticisi Deon Conradie de Güney Afrika'da çok fazla yoksul insan olduğunu ve bu insanların elektriğe erişime ihtiyaç duyduklarını söyledi.


Devletlerin bu konuda belli bir yere kadar adım atabildiklerini belirten Conradie, "Devletlerin finansal durumu ortada. Bu duruma bir çözüm bulmak ve başka müşterilerden destek almak zorundasınız. Müşteriler açısından ekonomik zorluk içermeyecek ve yasal hakları olan temel hizmetleri sunmak zorundasınız. Devletler kendi siyasi mevcudiyetlerini istikrarlı bir şekilde yürütmek zorundalar. Bu dengeyi kurmak için de akıllı düzenleme kavramı dikkat çekiyor. Karmaşık bir düzenlemeden bahsetmiyorum. Daha fazla 'aşırı düzenleme' yapılmalı. Devlet politikaları doğru bir şekilde yönetilmeli ve bu da düzenlemelere yansımalı. Milyonlarca yoksul müşterimiz var ve onlara uygun fiyatlar sunmalıyız. Tarife politikaları eksik. Bu net olmalı. Bu politikalardaki eksiklikler, düzenlemenin uygulanmasındaki tutarlılığı da engelliyor" diye konuştu.