Türkiye Sigorta Birliği (TSB), devlet tarafından kontrol edilen tarife rejiminin terk edilerek primlerin piyasa şartlarında belirlendiği serbest tarife sistemine geçişin rekabeti ve ciddi prim düşüşlerini beraberinde getirdiğini, bu anlamda rekabete açık olan sistemlerin her halükarda tüketicinin yararına olduğunu bildirdi.


Birlik, yaptığı yazılı açıklamada, son zamanlarda trafik sigorta poliçelerinin genel şartları ve fiyatlandırılmasına ilişkin bazı basın yayın organlarında yer alan haberler üzerine bir takım bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması gereğinin doğduğunu bildirdi.
Trafik sigortası genel şartlarının Hazine Müsteşarlığı'nın yaptığı düzenleme ile 1 Haziran 2015 tarihinden geçerli olacak şekilde yeniden belirlendiği anımsatılan açıklamada, son düzenlemeyle bir önceki genel şartlarda açık olmayan bazı konulara açıklık getirilirken, zorunlu sigorta uygulamasında uygulama birliğinin sağlanmasının amaçlandığı dile getirildi.


Diğer taraftan zorunlu trafik sigortası primlerinin 1 Temmuz 2008 tarihinden bu yana serbestçe sigorta şirketleri tarafından belirlendiği anımsatılan açıklamada, "Bu vesile ile belirtmek isteriz ki, devlet tarafından kontrol edilen tarife rejiminin terk edilerek, primlerin piyasa şartlarında belirlendiği serbest tarife sistemine geçiş, rekabeti ve ciddi prim düşüşlerini de beraberinde getirmiştir. Bu anlamda rekabete açık olan sistemler, her halükarda tüketicinin yararınadır" ifadeleri kullanıldı.


Birlik açıklamasına göre rekabete açık piyasa nedeniyle zorunlu trafik sigortası primleri birbirinden farklılık gösteriyor. Sigorta şirketleri tarifelerini oluştururken, sürücü yaşı, araç türü ve yaşı, ehliyet yaşı, bulunduğu il veya ilçe, önceki yıllarda kaza yapıp yapmadığı ve ödenen hasar miktarı gibi birden çok kriter kullanıyor.


Özellikle son dönemde tazminata sebebiyet vermeyen araçlara indirim uygulanırken, tazminata sebebiyet verenlerin ise primleri artırılarak oluşan maliyet bu kişiler arasında paylaştırılıyor. Bunun aksi bir uygulamaya gidilmesi halinde, hiç kaza yapmayan araç ile bir sene içerisinde örneğin 10 kaza yapan aracın hiçbir farkı kalmayacak.


Bu durum öncelikle aracını kurallara uygun ve dikkatli kullanan, herhangi bir hasara yol açmayan araç sahiplerine büyük bir yük getiriyor ve haksızlığa neden oluyor.


Dolayısıyla sigorta şirketleri riski doğru fiyatlayarak trafik kurallarına uyan ve kaza yapmayan sürücüler ile sık sık kaza yapan sürücüleri birbirinden ayırıyor. Böylelikle kusurlu sürücünün oluşturduğu maliyet kusursuz sürücüye yüklenmeyerek, adil ve sigorta tekniğine uygun politika izleniyor.


Diğer taraftan araç kullanım türleri de primleri etkileyen önemli faktörler arasında. Bu yıl ağustos itibariyle her 100 otomobilden 3,8'i kaza yaparken, bu rakam taksilerde 16,8'e, minibüslerde 8,2'ye, 31 ve üstü koltuğa sahip otobüslerde 19,1'e, kamyonlarda 13,4'e, çekicilerde 13,8'e kadar yükseliyor.


Bu sonuçlar çerçevesinde sigorta sektörü sadece sürücü bazında değil, kullanım tarzına göre de hasar maliyetlerine uygun bir prim politikası oluşturuyor.


Açıklamada şu ifadelere de yer verildi:
"Ülkemizdeki toplam araç sayısı içerisinde en yüksek payı oluşturan otomobil araç türü dikkate alındığında, 2015 yılı ilk sekiz aylık ortalama primleri ile 2014 yılı ortalama primleri karşılaştırıldığında çok sık kazaya karışanlara uygulanan 1. basamaktaki primler yaklaşık yüzde 47 artış gösterirken, örneğin ilk defa sigorta yaptıranlara uygulanan 4. basamaktaki ortalama prim yaklaşık yüzde 18, 3 yıl ve üzeri kaza yapmayanlara uygulanan 7. basamak ortalama primleri ise yaklaşık yüzde 3 artış göstermiştir. Tüm araç türleri dikkate alındığında prim artış oranı yaklaşık yüzde 6 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde sektörün maliyetlerini belirleyen en önemli faktörlerden TÜFE'deki artış yüzde 4,9, avro ve dolar artışlarının ortalaması ise yüzde 14 mertebesindedir."


"Trafik sigortası primleri kişiye ve kullanım türüne özel, ayrıca trafik kaza geçmişleri değerlendirilerek belirlendiğinden sürücülerimizin araç kullanırken trafik kurallarına uygun hareket etmesi prim maliyetini azaltmak açısından çok büyük önem arz etmektedir" denilen açıklamada şunlara vurgu yapıldı:
"Trafik branşında maliyetleri artıran en önemli unsurlardan birisi de mevzuatta bazı tanımların ve maliyetlerin öngörülebilir olmamasıdır. 1 Haziran'da uygulamaya giren yeni genel şartlar ile mevzuatta belirsiz olan hususlara açıklık getirilmiş, geçmişte yaşanan ve sigortanın mantığına, tekniğine uygun olmayan yaklaşımlar sonlandırılarak, hakkaniyete uygun düzenlemelerle kişilerin hak ettikleri tazminatları aracıya gitmelerine gerek kalmadan ve daha hızlı alabilmelerine imkan verilmiştir. Bu düzenlemenin ivedilikle kanuni düzenlemelerle de desteklenmesi 19,4 milyon araç sahibinin üzerindeki trafik prim yükünü azaltacaktır."