Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kıdem tazminatına ilişkin bir soru üzerine, bunun bugüne kadar çok tartışılan konulardan biri olduğunu dile getiren Elvan, hem işçi hem de işveren tarafında sorunların bulunduğunu ifade etti.

İşçilerden kıdem tazminatı alanların oranının yüzde 10 olduğuna dikkat çeken Elvan, bu yüzde 10'un önemli bir kısmının da kamuda çalışıp bu hakkı kazanan kişiler olduğunu bildirdi. Bu rakamın çok düşük olduğunu vurgulayan Elvan, işinden ayrılan her vatandaşın çok kolay bir şekilde kıdem tazminatını elde etmesinin temel hedeflerinden biri olduğunu, iş mahkemesi ve temyiz mahkemelerinde kıdem tazminatı ile ilgili çok sayıda dava bulunduğunu belirtti.

Elvan, "Kıdem tazminatına yönelik açılan davaların çok uzun sürmesi ve kangrene dönmüş bir mesele haline gelmesi, bu sorunun çözümüne mutlaka bir neşter atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ortada bir sorun var. Hem işçi hem de işveren kesiminin yaklaşımlarını biliyoruz. Bir noktada her iki kesimi de uzlaştıran bir yaklaşım ortaya koyup kıdem tazminatı sorununu Türkiye'nin gündeminden çıkarmak istiyoruz" diye konuştu.

Makro çerçevede bakıldığında çalışma hayatında katı bir yapının bulunduğunu vurgulayan Elvan, dünyadaki gelişmiş ülkelerde özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde işsizliğin düşük seyrettiğini, bunda en önemli etkenin esnek çalışma hayatı olduğunu söyledi.

Artık dünyanın koşulları ne ise Türkiye'nin de o yönde adım atması gerektiğini dile getiren Elvan, "Uluslararası standartlarımız, gelişmiş ülke standartlarımız, AB standartlarımız ne ise o çerçevede biz de bu alanda mutlaka adım atıp çalışma alanında da bir esnekliği sağlamak durumundayız" ifadesini kullandı.

"YENİ BİR PERSONEL REJİMİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ"

Elvan, kamu personel rejimine ilişkin bir soru üzerine de özellikle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Türkiye'de en çok tartışılan konulardan biri olduğunun altını çizdi.

Bu alanda geçmiş hükümetleri döneminde ilgili kanunlara yönelik bazı tasarılar hazırlandığını ancak bunların bir anlamda olgunlaştırılamadan raflarda kaldığını ifade eden Elvan, mevcut kamu personeli sisteminde hantallaşma, çok fazla sayıda 4B, 4C gibi farklı statülerin oluşturulması gibi karmaşık bir yapının ortaya çıktığını belirtti. Bu karmaşık yapının ortadan kaldırılması ve sadeleştirilmesi için, çok daha net ve şeffaf, açıklık ilkelerini esas alan bir yaklaşımla yeni bir personel rejimini hayata geçirmek istediklerine işaret eden Elvan, ilgili taraflarla bunları tartışacaklarını söyledi.

Elvan, gelişmiş ülkelerde kamuda çalışan her personelin devlet memuru olmadığını ancak kamu çalışanlarının bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bizim için esas olan şu, bir, kamunun hantal yapısından kurtulup etkin dinamik bir yapıya kavuşması, iki, kamuda özellikle performansa dayanan bir altyapı oluşturulması, üç, şeffaflık, açıklık ve hesap verilebilirlik anlayışının da temel ilke olarak alınması. Bunları gerçekleştirecek bir yaklaşım ortaya koyacağız. Elbette şu aşamada bunların detaylarını konuşmamız söz konusu olamaz çünkü bunun detaylarını taraflarla konuşacağız. Türkiye'nin kalkınmasına katkı sağlayabilecek olan bir personel rejimini hayata geçireceğiz."

"YÜKSEK MAHKEME ÜYELİĞİNE MAKUL BİR SÜRE GETİRİLECEK"

Elvan, bir soru üzerine başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, şu anda tüm bakanlıkların Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, bilirkişilik müessesesinin yeniden tesis edilmesi, iş mahkemelerinin yapısının ve işleyişinin gözden geçirilmesi, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi gibi pek çok alanda hummalı bir çalışmaya girdiklerini dile getirdi. Elvan, yüksek mahkeme üyeliklerinin makul bir süreyle sınırlandırılmasına ilişkin bir soru üzerine de şöyle konuştu:

"O çok eleştiri aldığımız konulardan bir tanesi. Yüksek mahkeme üyesi oluyorsunuz ve emekli oluncaya kadar o üyelikle devam ediyorsunuz. Dünyanın birçok ülkesinde böyle bir uygulama söz konusu değil ve çok eleştirdiğimiz konulardan biri. Bu konuda Adalet Bakanlığımız çalışacak, yüksek yargı ile temasları olacak, onların da görüşlerini alacaklar. Ama bunların makul sürelere çekilmesi son derece anlamlı ve önemli diye düşünüyorum. Bir değişim, dönüşüm mutlaka gerekiyor. Bu bürokraside olmazsa olmazların başında gelen bir husus. Makamlar için de öyle, bir genel müdürlük, bir müsteşarlık çok uzun süre devam ettiğinde gerçekten bir yorulma söz konusu oluyor. Farklı bir gözün bakışı son derece önemli diye düşünüyorum. Bu açıdan yüksek mahkeme üyeliğine makul bir süre getirilecek. Elbette bu süreyi şu an söyleyebilmemiz mümkün değil. Bu konuşulacak. Arkadaşlarımız çalışıyorlar. Bu zaten 1 yıllık süreçte yapılacak olan reformlarımızdan biri. Dolayısıyla bu belirli bir olgunluğa geldikten sonra kamuoyu ile paylaşacağız."

Gelişmiş birçok ülkede uygulanan hukuki yardım sigortası sistemini getireceklerini bildiren Elvan, sigorta yaptırılması durumunda, herhangi bir mahkemelik durum ile karşı karşıya kalındığında avukatlık ücretinin, mahkeme masraflarının bu sigorta mekanizması çerçevesinde ödenmesinin sağlanacağını söyledi.

İMAR RANTINA YÖNELİK ÇALIŞMA

İmar planı değişiklikleri sonucunda ortaya çıkan değer artışından kamunun pay almasına dönük çalışmaya ilişkin soru üzerine Elvan, bununla ilgili şu anda taslak bir çalışmanın bulunduğunu söyledi. Bu çalışmanın biraz daha olgunlaştırılacağını belirten Elvan, 3 aylık süreçte bunu gerçekleştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Başbakan Yardımcısı Elvan, şunları kaydetti:

"Düşünün bir araziniz var, bir anda imar uygulamasıyla 100 liraysa 1 milyon liraya çıkabiliyor. Böyle ciddi bir kazanç elde edebiliyorsunuz. Bu düzenlemeyi yapan kim belli değil. Arazinin sahibi devlet. Buradaki yaklaşım şu olmalı elbette, vatandaş kendisi istifade edebilmeli, belediye bundan bir pay alabilmeli, kamu da devlet olarak, ilgili bakanlık veya ilgili bir kurum da Maliye Bakanlığımız da Hazinemiz de bir pay alabilmeli diye düşünüyoruz. Bu çok konuşulan, çok tartışılan, kamuoyunda çok fazla şikayet unsuru olarak dile getirilen hususların başında geliyor, bu konuda bir adım atacağız."

"İHALE KANUNU'NDAKİ İSTİSNALARI GÖZDEN GEÇİRİP, DARALTACAĞIZ"

Kamu İhale Yasası'nda yapılacak değişikliğin hangi ihtiyaçtan kaynaklandığına ilişkin soru üzerine Elvan, Kamu İhale Kanunu'nun AB mevzuatına uygun olarak hazırlandığını hatırlattı. Kanunun ikinci aşaması olarak sektörlere yönelik de yasa çıkarılması gerektiğini ancak bu yasanın çıkarılamadığını anlatan Elvan, "Genel ihalelere yönelik çıkarılan bir kanunun uygulaması devreye girdiğinde de ne ortaya çıkıyor Birtakım istisnaların devreye girmesi söz konusu oluyor. Bakanlıklarımızın değişik kamu kurum ve kuruluşlarımızın taleplerinin gündeme gelmesine neden oluyor" dedi.

Bu çerçevede de kanunda çok sayıda değişiklik yapılması zaruretinin doğduğunu ve istisnaların konulduğunu belirten Elvan, bunları teker teker gözden geçireceklerini ve bu istisnaları daraltacaklarını altını çizdi. Elvan, bu çerçevede şikayetleri ortadan kaldıran, AB direktiflerine uygun bir ihale altyapısını oluşturacaklarını kaydetti.

"BAKANLIKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DÖNÜK BİR ÇALIŞMA YOK"

Bakanlıkların yeniden yapılandırılmasının söz konusu olup olmadığına ilişkin soruyu da Elvan, "Şu aşamada bakanlıklarımızın yeniden yapılandırılmasına yönelik herhangi bir çalışmamız yok" diye yanıtladı.

Ancak genel olarak bakıldığında, bakanlıklar arasında yetki, sorumluluk açısından bazı mükerrerliklerin olduğunu gördüklerini anlatan Elvan, zaman zaman bu alanda iki bakanlık arasında sıkıntıların yaşandığını söyledi. Su yönetimi ve tabiat varlıklarını koruma konularında hem Orman ve Su İşleri Bakanlığının hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkileri bulunduğuna işaret eden Elvan, bu nedenle zaman zaman yönetmelik çıkarılmasında, uygulamada sıkıntılar yaşanabildiğini belirtti.

Elvan, "Bunların hepsini bir bütün olarak ele alacağız, bu tür yetki çakışması olan kurumlar, bakanlıklarımız varsa bunların çok daha rahat, sıkıntısız çalışacakları bir yapıya dönüştüreceğiz ama şu aşama itibarıyla size net olarak şu bakanlıkta şu çalışmayı yapıyoruz diyebilmem mümkün değil" şeklinde konuştu.

HÜKÜMETİN EYLEM PLANI

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan 64. Hükümet'in 2016 Yılı Eylem Planı'na ilişkin temel yaklaşım ve hedeflerinin sorulması üzerine Elvan, öncelikle demokratikleşme ve adalet anlamında Türkiye'nin çıtasını daha yukarıya çıkarabilecek, kamu yönetimi alanında, ekonomik ve sosyal alanda yapılması gereken düzenlemeler üzerinde yoğunlaşacaklarını ifade etti.

Elvan, makro açıdan bakıldığında etkin ve dinamik kamu altyapısının oluşmasının gerektiğine dikkati çekerek, dünyadaki değişim ve dönüşümün hızına ayak uydurabilmek için etkin, dinamik, karar süreçlerinin kısaldığı mekanizmalar oluşturulmasının şart olduğunu söyledi.

Bürokrasinin azaltıldığı, iş ve yatırım ortamının iyileştirildiği, yatırım yapmak isteyenlerin önündeki engellerin kaldırıldığı bir açılım içinde olduklarını belirten Elvan, "Sosyal devlet anlayışının tesisi, ekonomik altyapımızın daha da güçlendirilmesi, liberal politikalara devam edilmesi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve açıklık ilkelerinin kamunun tüm odaklarına yerleştirilmesi ilkesiyle hareket edilmesi, düzenleyeceğimiz yasa ve yönetmeliklerin bu ilkeler çerçevesinde hazırlanması bizim temel aldığımız hususlar oldu" değerlendirmesinde bulundu.

MUHALEFETTEN BEKLENTİLER

Elvan, reformların kısa sürede hayata geçirilmesi noktasında diğer muhalefetten beklentilerinin neler olduğuna yönelik soruya, "Bizim siyasi partilerden beklentimiz öncelikle geçici bir bütçe uygulamasına girmeyelim ki zaman kaybımız olmasın ve ocak ayının başından itibaren bu reformlarımızı bir bütün olarak gerçekleştirelim diye yola çıktık" yanıtını verdi.

Bütçenin geçirilmesi konusunda MHP'nin olumlu yanıt verdiğini anımsatan Elvan, şöyle devam etti:

"CHP ve HDP'nin bu yönde olumlu bir yanıtı söz konusu olmadı. Daha doğrusu CHP, bir kesin hesap komisyonunun kurulması ve başkanının muhalefet partisinden olması kaydıyla buna evet diyebileceklerini söyledi. Kesin hesap komisyonu, biliyorsunuz bir anayasa değişikliği gerektiriyor. Dünyadaki diğer ülkelere bakıldığında, kesin hesap komisyonlarında birkaç ülkede muhalefet partileri bu tür komisyonlarda başkanlık yapıyor ama bunların ibra yetkisi yok. Bu konuda böyle bir koşul öne sürmeleri nedeniyle bütçe için belki birkaç hafta, belki bir ay sürecimiz Meclis'te geçecek ama bu 3 aylık süreçte bizim yasa tasarılarımız tamamıyla hazır olmuş ve Meclis'e sevk edilmiş olacak."

Elvan, temel hak ve hürriyetler, kamu yönetimi ve şeffaflık, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik gibi uzun süredir konuşulan alanlara yönelik ilk 3 ayda yapılacak düzenlemeler bulunduğunu ifade etti.

Cemevlerine hukuki statü tanınması, Roman vatandaşların sorunları, kişisel verilerin korunması ve darbe döneminden kalan mevzuatın temizlenmesi hususunun yıllardır tartışıldığını anlatan Elvan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Alevi ve Roman vatandaşlara yönelik çalışmaların ilk kez AK Parti hükümetlerince başlatıldığını belirtti.

Bu konulara yönelik geçmişte çalıştaylar yapıldığına dikkati çeken Elvan, artık bir noktaya ulaşmak istediklerini, nihai bir karar verip, bunu üç ay içinde sonlandıracaklarını kaydetti.

ROMAN VATANDAŞLARIN SORUNLARI

Elvan, Roman vatandaşların sosyo-ekonomik yapılarını güçlendirici tedbirler alacaklarına işaret ederek, "Roman vatandaşlarımız vatanına, milletine bağlı çalışkan insanlar. Kendilerinin ağırlıklı olarak müzikle iştigal etmeleri, erken yaşta çocukların okuldan çok müzikle iştigal etmeleri, bulundukları semtte enstrüman çalmaları nedeniyle zaman zaman sıkıntılar yaşamaları gibi bir çok sorun var. Bunların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum. Kamuda da Roman vatandaşlarımızın istihdamlarına öncelik vereceğiz" dedi.

Elvan, bu konuların torba yasa olarak gündeme gelmesinin söz konusu olup olmayacağı sorusuna, vaatler arasında tek madde ile yapılabilecek düzenlemeler olduğunu, bu nedenle birbiriyle ilişkili ve vaatler bölümünde ağırlıklı yer alan hususlara yönelik bir paket hazırlanacağını, muhtemelen bütçe görüşmeleri devam ederken hazırlanan paketin de görüşüleceğini ifade etti.

Muhalefet partilerinden reform sürecine yönelik destek beklediklerini dile getiren Elvan, şöyle devam etti:

"Geçmiş dönemlere baktığımızda, Meclis'in toplandığı her gün siyasi partiler tarafından sürekli olarak grup önerileri verildiğini görüyoruz. Bunun ciddi manada zaman kaybı olduğunu düşünüyoruz. 4 parti 4 grup önerisi veriyor, 1'er saatten 4 saat. Her gün 4 saatinizin kaybolması demek bu reformların aksaması anlamında gelir. Bu yapacağımız reformlar bir çok siyasi partimizin kendi seçim beyannamelerinde de yer alan hususlar. Bu reformlar Türkiye için yapılıyor. Bu reformlar vatandaşlarımız için yapılıyor. Dolayısıyla bizimle beraber bu reformları çıkarırlarsa, bize destek verirlerse Türkiye'nin lehine bir altyapıyı oluşturmuş olacağız."

Başbakan Yardımcısı Elvan'a sorulan sorular ve alınan cevaplar şöyle:

Oldukça kapsamlı bir çok konuda başlıklar var. Temel yaklaşımınız ne oldu bu reform paketini hazırlarken?

Temel yaklaşımımız demokratikleşme ve adalet alanında Türkiye'nin çıtasını daha da yukarı çıkarabilecek düzenlemeleri yapmak ki bu son derece önemli. İkincisi kamu yönetimi alanında yaşadığımız sıkıntılara yönelik düzenlemeleri gerçekleştirmek. Üçüncüsü, ekonomi alanında ev oysal alanda yapılması gereken çalışma hayatında yapılması gereken düzenlemelerimiz var. Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yükseltilmesi ve Türkiye'nin önünün açılabilmesi açısından son derece önemli olan düzenlemeler. Ekonomi alanında, yatırım ortamının iyileştirilmesi alanında, çevre, şehircilik yerel yönetimlere yönelikte düzenlemeler var. Makro açıdan baktığımızda da biz etkin ve dinamik bir kamu altyapısının oluşturulmasını arzuluyoruz. Dünyadaki değişim ve dönüşüm son derece hızlı. Buna ayak uydurabilmemiz için bizim hızlı karar verebilen mekanizmaları oluşturmamız gerekiyor. Bürokrasinin azaltıldığı, iş ve yatırım ortamının iyileştirildiği, şirket kurma işlerinde kolaylık var ama tasfiye işlerinde çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor bu sıkıntıların aşıldığı, yatırım yapmak isteyenlerin önündeki engellerin kaldırıldığı, bir anlamda gelişmiş demokratik ülkede olması gereken ne varsa bir bütün olarak ele alan bir yaklaşım içinde olduk. Sosyal devlet anlayışının tesisi, ekonomik altyapımızın daha da güçlendirilmesi, liberal politikalarımıza devam edilmesi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve açıklık ilkelerinin toplumun tüm odaklarında kamunun tüm odaklarına yerleştirilmesi ve bu ilkeler çerçevesinde hareket edilmesi. Düzenleyeceğimiz yasaların, yönetmeliklerin yine bu ilkeler çerçevesinde hazırlanması bizim için temel alınan hususlar oldu.

Özellikle ilk üç ayda tamamlanacağı belirtilen reformlar var. Bu nasıl olacak meclisin bir bütçe mesaisi olacağını da düşünürsek takvimi neye göre öngördünüz? Burada diğer siyasi partilerden ve toplum kesimlerinden beklentiniz nedir?

Bizim siyasi partilerden beklentimiz öncelikle geçici bir bütçe uygulamasına girmeyelim ki zaman kaybımız olmasın ve Ocak ayının başından itibaren bu reformlarımızı bir bütün olarak gerçekleştirelim diye yola çıktık. Anca siyasi partilerden Milliyetçi Hareket Partisi olumlu bir yanıt verdi ancak Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP'nin olumlu bir yanıtı olmadı. Cumhuriyet Halk Partisi bir kesin hesap komisyonunun kurulması ve başkanının muhalefet partisinden olması kaydıyla buna evet diyeceklerini söylediler. Zaten kesin hesap komisyonu bir anayasa değişikliği gerektiriyor. Dünyadaki diğer ülkelere bakınca birkaç ülkede muhalefet partileri bu tür komisyonlarda başkanlık yapıyor ama onların ibra yetkisi yok. Böyle bir koşul öne sürmeleri sebebiyle bütçe için belki birkaç hafta sürecimiz mecliste geçecek. Ama bu 3 aylık süreçte bizim yasa tasarılarımız hazır olmuş ve meclise sevk edilmiş olacak. Temel hak ve hürriyetler alanında, kamu yönetimi ve şeffaflık alanında var, yine çalışma hayatı ve sosyal güvenliğe yönelik ilk üç ayda yapacağımız düzenlemeler var. Ama burada başlık olarak baktığımızda örneğin temel be hak ve hürriyetler alanında cemevlerine statü tanınması konusu, Roman vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne yönelik çalışmanın başlatılması konusu, kişisel verilen korunması meselesi bir de darbe döneminden kalan mevzuatın temizlenmesi hususu yıllardan beri toplumumuzda tartışılan hususlar. Cemevlerinde Alevilerin kendi içinde de farklı yaklaşımları söz konusu. Alevi ocaklarıyla federasyonlar arasında zaman zaman görüş ayrılıkları söz konusu olabiliyor. Ama yine Cumhuriyet tarihinde ilk kez Alevi ve Roman vatandaşlarımıza yönelik bir çalışmaları yine ilk bizim hükümetlerimiz başlattı.

Bir torba yasa olarak bunların gelmesi söz konusu olur mu?

Çok değişik alanlar var. Bu alanlara yönelik özellikle reformlardan çok vaatlere yönelik tek bir madde ile yapabileceğimiz düzenlemeler var. Bir maddelik iki maddelik bir yasal düzenlemenin meclise sevk edilmesi çok uygun olmayacaktır. O nedenle birbirine yakın olan, ilgili olan ve vaatler bölümünde de ağırlıklı olarak yer alan hususlarımız var. Onlara yönelik olarak bir paket hazırlayacağız. Muhtemelen bütçe görüşmeleri devam ederken de mecliste plan ve bütçe komisyonumuzda bu hazırlamış olduğumuz paket görüşülecek. Arzumuz özellikle muhalefet partilerinin bu reform sürecine yönelik olarak bize destek vermesini arzu ediyoruz. Geçmiş dönemlere baktığımızda Salı, Çarşamba, Perşembe meclis toplanıyor siyasi partiler tarafından sürekli grup önerileri verildiğini görüyoruz. Bunun ciddi manada bir zaman kaybı olduğunu düşünüyoruz. 4 parti 4 grup önerisi veriyor birer saatten 4 saat. Her gün 4 saatimizin kaybolması demek bu reformların aksaması anlamına gelir. Evet bu yapacağımız reformlar siyasi partilerimizin kendi seçim beyannamesinde de yer alan hususlar. Elbette biz kendileri ile konuşacağız ama bu reformlar Türkiye için yapılıyor. Dolayısıyla bizimle birlikte bu reformları çıkarırlarsa bu süreci çok rahat bir şekilde Türkiye'nin lehine, önünün açılmasını sağlayan bir altyapıyı oluşturacağız diye düşünüyorum.

Cemevleri konusu bir hukuki statü kazandırılması konusu başlığı var ama bununla mı sınırlı? Bunun dışında atılacak adımlar neler Alevi vatandaşlarla ilgili? Roman vatandaşlarla ilgili atılacak adımlar neler? Dün TBMM'de Türkiye'nin ilk Roman milletvekili konuştu ve eğitimden, barınmaya kadar bir çok sorunlarından bahsetti.

Özellikle cemevlerine ve Alevi vatandaşlarımıza yönelik olarak ilk kez yine bizim hükümetlerimiz döneminde bir çalıştay yapıldı ve tarafların görüşleri alındı. Şu anda Alevi kesinin kendi içinde de değişik kesimlerin görüşlerinin ne olduğunu biz net olarak biliyoruz. Siyasi partilerimizin de seçim beyannamelerinde cemevlerine hukuki statü tanınması konusuna yer verdiklerini görüyoruz. Biz öncelikli olarak bu Alevi ocakları, Alevi federasyonları dernekleri ile görüşeceğiz, siyasi partilerimizle görüşeceğiz ama artık bunu bitirmek istiyoruz. Elektrik, su ile ilgili imarla ilgili yine Cem evlerinin sorunları var. Alevi dedelerinin ücret alıp almaması konusu var. Bunların hepsine açıklık getirip bu konuda bir adım atmayı arzu ediyoruz. Bu konuda kararlıyız. Roman vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal yapılarına baktığımızda gerçekten hem ekonomik hem sosyal açıdan desteklenmesi gereken güçlendirilmesi gereken bir kesim olduğunu görüyoruz. Roman vatandaşlarımızın eğitimle ilgili sorunları var, Çocukların çok küçük yaşta çalışmaya başlamaları, okula gitmemeleri veya gönderilmemesi, diğer taraftan konutla ilgili ve istihdamla ilgili ciddi sorunları var. Daha önce yine roman vatandaşlarımıza yönelik bir çalışma hükümetimiz tarafından başlatılmıştı. Bununla ilgili gerekli altyapımız var. Yine Roman vatandaşlarımızı temsil eden kesimlerle ve siyasi partilerimizle de konuşacağız. Roman vatandaşlarımızın sosyoekonomik yapısını güçlendirici tedbirleri alacağız. Bunu önemsememizin nedeni Roman vatandaşlarımız çalışkan, vatanına, milletine bağlı olan insanlar. Ancak kendilerinin ağırlıklı olarak müzikle iştigal etmeleri, çok erken yaşta çocukların okuldan çok müzik aleti ile tanışmaları, bulundukları mahallede özellikle enstrüman çalmalarından dolayı sıkıntılar yaşamaları gibi bir çok sorunlar var. Bunların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum. Kamuda da Roman vatandaşlarımızın istihdamı konusuna öncelik vereceğiz.

Sosyal politika ve çalışma hayatı başlıkları da çok önemli. Esnek çalışma, kıdem tazminatı, taşeron işçilerin kadroya alınması gibi çok önemli üç konu o başlıkta. Kıdem tazminatı konusunda bir düzenleme yapılacağından bahsediliyor ama bir fon kurulacağına dair ifade yok. Ne öngörülüyor kıdem tazminatında nasıl bir düzenleme yapma planı var.

Kıdem tazminatı hususu Türkiye'de halen çok tartışılan bir konu olmaya devam ediyor. İşçi ve işveren tarafında sorunlarımız var. İşçilerimizden kıdem tazminatı alanların oranına baktığımızda yüzde 10 mertebesinde olduğunu görüyoruz. İşinden ayrılan bir işçimizin doğal olarak bu kıdem tazminatını alması gerekiyor ama bu yüzde 10 çok düşük bir rakam. Bu yüzde 10'un da büyük kısmı kamudan ayrılan ve bu hakkı kazanan kişiler. Dolayısıyla özel kesimde kıdem tazminatı konusunda ciddi bir mesele var. Bizim temel hedefimiz işinden ayrılan her bir vatandaşımızın çok kolay bir şekilde kıdem tazminatını elde etmesi. Şu anda iş mahkemelerinde kıdem tazminatı konusunda yüksek oranda davaların olduğunu görüyoruz. Yargıtay'da yine temyiz mahkemesi olarak kıdem tazminatına yönelik çok sayıda davanın yoğunlaştığını görüyoruz. İş yükünün ciddi ölçüde arttığını görüyoruz. Kıdem tazminatına yönelik açılan davaların çok uzun sürmesi ve kangrene dönmüş bir mesele haline gelmesi bu sorunun çözümünde bir neşter atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu sorunu işçi çevreleri de işveren çevreleri de kabul ediyor. Biz işçi kesiminin de işveren kesiminin de yaklaşımını biliyoruz. Ama bir noktada her kesimi de uzlaştıran bir yaklaşımı ortaya koyup kıdem tazminatı sorununu çözmek istiyoruz. Çalışma hayatında da genel olarak baktığımızda katı bir yapının olduğunu görüyoruz. Özellikle gelişmiş ülkelerde, Kuzey Avrupa ülkelerinde genellikle sosyal demokrat, sosyalist yaklaşımların ağrı bastığı bu ülkelere baktığımızda işsizlik oranının çok düşük olduğunu görüyoruz. Bunda da en önemli etkenin esnek bir çalışma hayatının olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye'de de artık dünya nereye gidiyorsa bizimde o yönde adım atmamız gerekiyor. Biz de bu alanda mutlaka adım atıp çalışma hayatında da bu esnekliği sağlamak durumundayız.

Kamu personel rejimi konusunda sistem nasıl yenilenecek ama en çok memurun iş güvencesi devam edecek mi onu sormak istiyorum.

Kamu personel rejimi de özellikle 657 sayılı devlet memurları kanunu Türkiye'nin gündeminde en çok konuşulan, en tartışılan meselelerden birisi. Bu alanda geçmişte özellikle bu konuda bazı tasarılar hazırlandı. Yeni dönemde mevcut kamu personelinin yapısında hantallaşmayı, çok sayıda 4B gibi 4C gibi farklı statülerin oluşturulduğu karmaşık bir yapı ortaya çıktı. Burada bu karmaşık yapının ortadan kaldırılması, çok daha net çok daha şeffaf, açıklık ilkelerini esas alan bir yaklaşımla yeni bir personel rejimini hayata geçirmek istiyoruz. Elbette ilgili taraflarla bunları konuşacağız. Biz bu tasarıları bu reformları gerçekleştirirken taraflarla bir araya gelip birlikte bunları neticelendirmek istiyoruz. Mevcut sorunları taraflarda biliyorlar. Performans sisteminin mevcut kamu personeli rejiminde çok fazla dikkate alınmadığını, böyle bir altyapının bulunmadığını görüyoruz. Gelişmiş ülkelerde dünyadaki iyi uygulamalarına bakıldığında önemli bir etken olduğunu görüyoruz. Dünyadaki gelişmiş uygulamalara baktığımızda kamuda çalışan her personel devlet memuru değil. Devlet memuru sayısı son derece az ama kamu çalışanları var. Ama bizim için esas olan gerçekten kamunun hantal yapısından kurtulup etkin, dinamik bir yapıya kavuşması, bu kanunun özellikle performansa dayanan ir kamu personel rejiminde bir altyapı oluşturulması, açıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışının da temel ilke olarak alınması. Bunları gerçekleştirecek bir yaklaşım ortaya koyacağız.

Paketten öyle anlaşılıyor ki seçim barajından parti içi demokrasiye kadar birçok konuyu kapsayacak yeniliklerde yapılacak. Bunlara yönelik şekillenmiş tablolar var mı?

Başta adalet bakanlığımız olmak üzere siyasi partiler kanunu, seçim kanunu, bilir kişilik müessesinin yeniden tesis edilmesi, iş mahkemelerinin yapısının ve işleyişinin gözden geçirilmesi, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi gibi pek çok alanda tüm bakanlıklarımız hummalı bir çalışmaya girdiler. Dolayısıyla eylem planında ortaya konuşmuş bir resim var bir zaman çizelgesi var. Tüm bakanlıklarımız bu zaman çizelgesine uygun olarak hareket edecekler. Elbette bu çalışmaları yaparken STK'ların, diğer bakanlıklarımızın görüşleri, düşünceleri alınacak. Ama bu reformların her birini teker teker hayata geçireceğiz.

Özellikle yüksek mahkeme üyeliklerinde makul süre ile sınırlandırma ifadesi var dikkat çeken. Buradaki makul süreden kasıt nedir?

Çok eleştiri aldığımız konulardan bir tanesi bu. Yüksek mahkeme üyesi oluyorsunuz ve emekli oluncaya kadar o üyelikte devam ediyorsunuz. Bu konuda adalet bakanlığımız çalışacak ve yüksek yargı ile görüşlerini düşüncelerini alacaklar. Bunların makul sürelere çekilmesi son derece önemli diye düşünüyorum. Bir bakanlık bir müsteşarlık çok uzun süre devam ettiği zaman bir yorulma söz konusu oluyor. Farklı bir gözün bakışı son derece önemli. Arkadaşlarımız bu konuda çalışıyorlar. Belirli bir olgunluğa geldikten sonra kamuoyu ile paylaşacağız. Yine hukuki yardım sigortası sistemi getireceğiz. Bu da gelişmiş birçok ülkede uygulanan bir mekanizma. Siz bir ilerde bir dava ile bir mahkeme ile karşı kaşıya kaldığınızda istediğiniz avukatı tutabilmeniz, mahkeme masraflarının yine bu sigorta çerçevesinde ödenmesi sağlanmış olacak. Tabi insanlarımızda avukat ücreti mahkeme masrafı gibi avukat tutmama gibi bir alışkanlık söz konusu. Dolayısıyla bir sorula karşılaşan yargı ile bir mahkemeye gitme durumunda kalan vatandaşımızın da bir avukatla anlaşıp, o avukatın ücretinin sigortadan karşılayacağı bir mekanizmayı getireceğiz.

Şeffaflık başlığında yine imar rantının vergilendirilmesi ya da kamunun bundan pay alması gibi bunun içeriğine yönelik bir tablo oldu mu?

Bununla ilgili taslak bir çalışmamız var. Arkadaşlarımız bunu biraz daha olgunlaştıracaklar ve 3 aylık süreçte bunu gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bir araziniz var ve bir imar uygulaması ile 100 lira ise 1 milyon liraya çıkabiliyor. Bu düzenlemeyi yapan belediye arazinin sahibi devlet. Buradaki yaklaşım elbette vatandaş kendisi istifade edebilmeli, belediye bundan bir pay alabilmeli, kamuda devlet olarak ilgili bakanlık veya kurumda bir pay alabilmeli diye düşünüyoruz. Bu konuda da bir adım atacağız.

Son 13 yılda kamu ihale yasasında en çok değişiklik yapılan yasa olması nedeniyle eleştirildi. Şimdi yine yenileneceği söylendi. Sistemde neler değişecek?

Kamu ihale kanununu çıkardığımızda AB mevzuatına uygun olarak hazırlanmış bir tasarıydı. Ancak bu ihale kanunun ikinci aşaması olan sektörlere yönelikte bir yasa çıkarmamız gerekiyordu. Ancak o yasayı çıkaramadık. Mevcut kamu ihale kanunu yasası genel alımlara yönelik düzenlemeye uygun bir yasa. Dolayısıyla biz genele yönelik genel ihalelere yönelik yapılan bir kanunun uygulaması devreye girdiğinde de bir takım istisnaların devreye girmesi, bakanlıklarımızın taleplerinin gündeme gelmesine neden oluyor. Bu çerçevede de çok sayıda değişiklik yapılması zarureti doğdu. Bunların her birini teker teker gözden geçireceğiz. İstisnaları daraltacağız ve AB direktiflerine uygun bir altyapı oluşturacağız.

Bakanlıkların yeniden yapılandırılmasında yeni bir durum oluştu mu nasıl bir düzenleme olacak?

Bakanlıkların yeniden yapılandırılmasına yönelik bir çalışmamız yok. Bakanlıklar arasında yetki açısından, sorumluluk açısından mükerrerliklerin olduğunu görüyoruz. Zaman zaman iki bakanlık arasında sıkıntıların olduğunu görüyoruz. Çevre ve şehircilik bakanlığı ile orman ve su işleri bakanlığımız örneğin. Burada su yönetimi konusu tabiat varlıklarını koruma konusunda iki bakanlığında yetkileri var. Bu tür yetki çakışması olan kurumlarımız varsa çok daha rahat çalışabilecekleri bir yağıda dönüştüreceğiz. Ama şu aşamada net olarak şu bakanlıkta şu çalışmayı yapıyoruz diyebilmem mümkün değil.