Dünya Bankası'nın bugün Ankara'da Türkiye Düzenli Ekonomi Notu'nu açıkladı. Buna göre güçlenen özel tüketim ve kamu harcamaları sayesinde, 2015 yılında büyüme yüzde 4'e yükseldi. Özel tüketim; reel ücretlerdeki güçlü artış ve düşen petrol fiyatlarının yaşattığı gelir etkisi sayesinde arttı. Ayrıca, birçok hanehalkının döviz mevduatı bulunuyor ve bundan dolayı liradaki değer kaybı bir refah etkisi yaşatarak tüketimi destekledi. 

Kamu harcamalarındaki genişlemeci eğilim devam etti ve 2015 yılında büyümeye önemli ölçüde katkıda bulundu. 2015 yılında zayıf kalan özel yatırımlar, yıl boyunca dalgalı bir seyir izledi. Rusya'daki ekonomik kriz, AB'deki azalan talep ve MENA bölgesinde devam eden zayıflıklar karşısında, ihracat 2015 yılında sınırlı bir düşüş gösterdi. 2015 yılının ilk üç çeyreğinde düşüş gösteren ithalat dördüncü çeyrekte önemli ölçüde toparlandı ve ithalat artışını pozitif alana getirdi. 

Dünya Bankası Ekonomik Notuna göre güçlenen büyüme istihdamda artışa yol açtı ancak yine de işsizlik oranı çok az değişti. Dördüncü çeyrekte tarım dışı işgücü 413 bin kişi arttı. Aynı zamanda, özellikle sanayi sektörü olmak üzere tüm sektörlerde yaşanan geniş tabanlı toparlanma sayesinde, üçüncü çeyrekte 41 bin olan tarım dışı istihdam artışı dördüncü çeyrekte 386 bine yükseldi. Sonuç olarak, dördüncü çeyrekte tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,4'te kaldı. 2016 yılının ilk çeyreğinin başlarına ilişkin veriler istihdam artışında hafif bir yavaşlama olduğunu, ancak işgücü artışındaki yavaşlama sayesinde işsizlik oranında bir iyileşme olduğunu gösteriyor. 

Düşen enerji fiyatları cari açığın azaltılmasına yardımcı oldu. 2015 yılı ortasından itibaren, azalan enerji açığı, artan çekirdek cari açığı (enerji ve altın hariç) telafi etmenin de ötesine geçti ve daha önceki eğilimi tersine çevirdi. Fakat, ihracat büyümekte zorlandı ve çekirdek cari açık aynı seviyelerde kaldı; bu durum dış pozisyondaki düzelmenin temel olarak yapısal reformlardan ziyade konjonktürel faktörlerden kaynaklandığını gösteriyor. 

Dalgalı gıda ve akaryakıt fiyatları hariç enflasyon halen yüksek olduğu, ancak istikrara kavuşan lira sayesinde önümüzdeki birkaç aya ilişkin görünüm daha fazla umut vaat ettiği belirtildi. Ocak ayında zirveye ulaşan 12 aylık manşet enflasyon, düşen gıda enflasyonu sayesinde Mart itibariyle 2,1 puan düşerek yüzde 7,5'e geriledi. Ancak, söz konusu dönemde 12 aylık çekirdek enflasyon sadece 0,1 puanlık marjinal bir düşüş gösterdi ve yüzde 9,5`de kaldı. Kurdaki istikrar, dövizdeki zayıflığın enflasyona olan yansıma etkisini önümüzdeki dönemde sıfıra indirecektir. Bu gelişme enflasyon görünümünün iyileşmesine yardımcı oldu. 
Merkez Bankası Mart ve Nisan aylarında para politikasını gevşetti. Petrol fiyatlarındaki rallinin ve FED'in son zamanlardaki yatıştırıcı mesajlarının gelişmekte olan ülkelerdeki varlık fiyatlarını desteklemesi ile birlikte, Türkiye'deki finansal piyasalar Şubat ayının sonlarından itibaren tekrar yükselişe geçti. Güçlenen portföy girişleri ve azalan döviz satış ihaleleri sonucunda, Merkez Bankası'nın Şubat 2016'da 110,5 milyar dolar olan brüt rezervleri Nisan başı itibariyle 116,6 milyar dolara ulaştı. Uygun küresel ortam sayesinde, Merkez Bankası Mart ve Nisan toplantılarında gecelik borç verme faiz oranını kümülatif olarak 75 baz puan azaltarak yüzde 10'a indirdi, 1 haftalık repo faiz oranını ve gecelik borçlanma oranını ise değiştirmedi. 

2015 yılında dengede olan genel yönetim bütçesinin, 2016 yılında yüzde 1,8 açık vermesi beklendiği, seçim vaatlerinin uygulamaya konulması sonrasında yılın ilk aylarında harcama baskıları oluşurken, vergi gelirleri yavaşladı. Hükümetin revize edilen Orta Vadeli Programı, seçim vaatleri sebebiyle harcamalarda kayda değer bir artış olacağını, ancak açıktaki artışın sınırlı kalacağını (GSYH'nin yüzde 0,7'si) öngörüldü. Belirlenen hedef, yüzde 4,5'lik GSYH büyemesi varsayımına bağlı olarak güçlenen bir gelir performansını yansıttı. Buna karşın, biz daha yavaş GSYH büyümesi projeksiyonumuza bağlı olarak daha zayıf bir gelir performansı öngördüğümüz için, 2016 yılında daha büyük bir bütçe açığı beklediklerini bildirdi. 

Not 2016 yılında dış talepteki zayıflık devam edeceğini öngörüldü. Türkiye'nin AB'ye reel ihracatı bu yılın ilk aylarında ivme kaybetti ve yılın kalan döneminde hafif bir artış kaydetmesi bekleniyor. MENA bölgesindeki jeopolitik sorunlar devam ettiği ve Türkiye'nin bu bölgeye ihracatı yine zayıf kalması beklendi. Rusya'daki ekonomik daralmanın devam etmesi ve iki ülke arasındaki gerginliklerin çözüme kavuşturulamaması halinde, 2016 yılında Rusya'ya yapılan ihracatın azalmaya devam etmesi beklendi. Ayrıca, Rusya'dan gelen ziyaretçilerin sayısının keskin bir şekilde azalacağı ve Avrupa'dan gelecek ziyaretçi sayısının da azalacağı beklentisi ile, turizm gelirlerindeki aşağı yönlü eğilimin 2016 yılında devam edeceği öngörüldü. 

Son dört yıldır özel yatırımlar durgun bir seyir izlediği, özel yatırımlardaki zayıflık artık konjonktürel değil yapısal bir sorun haline geldiği kaydedildi. Küresel kriz sonrasında şirketler kesimindeki kaldıraç oranı hızlı bir şekilde yükseldiği, dolayısıyla borç finansmanına dayalı büyüme için alan oldukça daraldığı, öte yandan, liranın değer kaybı bilançoları zorladığı ve büyük döviz riski bulunan şirketler kesiminin borç servisi yükünü ağırlaştırdığı belirtildi. Bu faktörlerin, kurumların kalitesi ve iş ortamı hakkındaki yaygın bozulma algısı ile birlikte, yatırımcı güvenini zedeleyerek özel yatırımları ciddi bir şekilde baskıladı. 
İthalat beklenenden erken bir şekilde, 2015 yılının dördüncü çeyreğinde toparlanmaya başladı ve 2016 yılı boyunca bu ivmeyi koruması beklendi. Dış zorluklar 2016 yılında ihracat artışını oldukça düşük bir oranda tutacağı, asgari ücretteki artışın özel tüketimi arttıracağını ve 2016 yılında büyümenin ana sürükleyici etkenlerinden birisi yapacağına değinildi. Kamu harcamalarının azalan bir hızda olsa da büyümeye katkıda bulunması beklendi. Belirtilen yapısal sorunlar sebebiyle, özel yatırımların 2016 yılında yine nispeten zayıf bir seyir izlemesi beklendi. Son zamanlarda terör eylemlerinde yaşanan artış ve Güneydoğudaki huzursuzluklar büyüme tahminine ilişkin aşağı yönlü riskler oluşturduğu, düşük petrol fiyatlarının sürmesi 2016 yılında cari açığın GSYH'nin yaklaşık yüzde 4,1'i seviyesine indirilmesine yardımcı olacağı kaydedildi. Liranın istikrar kazanmaya başlaması ile birlikte, dövizin yansıma etkisi yavaş yavaş ortadan kaldığı, ancak güçlü tüketim sebebiyle yılın ikinci yarısına doğru talep baskıları artabileceği ve dezenflasyon sürecini yavaşlatabileceği belirtildi. 2016 sonunda enflasyonun yüzde 8,5 olacağını öngörüldü.
 
Dünya Bankası'nın Türkiye'deki çalışmaları 2012-2016 dönemini kapsayan ortak Ülke İşbirliği Stratejisine (CPS) dayandığı, CPS, beş yıllık dönemde sağlanması öngörülen 6,45 milyar dolarlık finansman, politika analizleri ve danışmanlık hizmetleri yoluyla Türkiye'nin yüksek gelirli ülke statüsüne geçişini desteklemeyi amaçladı. CPS'in başlıca amaçları arasında rekabet gücünün ve istihdamın arttırılması, eşitliğin ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın derinleştirilmesi yer aldığı belirtilen notta, Dünya Bankası'nın Türkiye ile olan işbirliği daha geniş bir uluslararası kitle ile bilgi ve deneyim paylaşımını da kapsayacak şekilde geliştiği vurgulandı.