Sinem Erciyas ANKARA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın makam odasında dikkat çeken "buhur", unutulmuş bir geleneği yeniden hatırlattı. Arapça "bahur" sözcüğünden gelen buhur kelimesi, TDK'ya göre Türkçede tütsü anlamına geliyor. Akgünlük ve balsam gibi kokulu reçine sakızların toz haline gelinceye kadar dövülmesiyle yapılan buhur, baharat, ağaç kabuğu ve çiçek gibi maddeler karıştırılarak hoş koku verilmesi sağlanıyor.
Eski zamanlarda buhur çok kullanılan değerli bir maddeydi; böylece içinde bulunan maddeler önemli bir ticaret unsuru haline geldi. Kervanlar bu malları ticaret yollarını kullanarak uzak ülkelerden taşıyordu. Buhura olan talep giderek öylesine arttı ki, buhur tüccarlarının açtığı akgünlük ticaret yolu, Asya ve Avrupa arasında daha fazla yolculuk yapılmasına neden oldu. Osmanlı geleneklerinde ise sıvı halde kullanılırdı. Osmanlı parfümleri denilince ilk akla gelen buhur suyuydu. Osmanlı'nın billur şişeli parfümü olan buhur suyu terkibi ve yapılışı hakkındaki bilgiler 550 yıllık bir tarihe sahip. Buhur; sandal, aselbent, kalenbek ve ödağacı gibi tütsü olarak yakılan maddelerin gülsuyu içinde kaynatılmasının ardından elde edilirdi. Bu güzel koku, fetihten beri devam eden bir gelenek olarak her yıl Ramazan ayının 15'inci günü geçtikten sonra Padişaha takdim edilirdi.
Mekanlar buhurdanlar yakılan tütsülerle kokulandırılırken aynı tütsü dumanı, konuğun sakalına ve sarığına tutularak gülsuyu ikramına benzer şekilde ikram ediliyordu.