İsmi Nalan Özel... Adana Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şube Müdürü. Görevi, öyle zor ki; ailelere giderek "oğlunuz şehit düştü" demek... Sadece son bir hafta içerisinde 6 şehidin ailesine bu yürek dağlayan haberi vermiş. Özel, bu acıya hiç de yabancı değil. Çünkü o da bir şehit kızı. Daha 16 aylık bir bebekken kaybetmiş babasını. Henüz 2.5 yıllık polis olan Hüseyin Özen, Hatay'da görev yaparken 28 Haziran 1974 yılında bir asayiş olayı sırasında çıkan silahlı çatışmada hayatını kaybetmiş. Babasını hiç hatırlamayan Nalan Özen, "Şehit ailelerinin acısını en iyi ben bilirim. En az onlar kadar yüreğimde duyuyorum o dayanılmaz acıyı" diyor. Adana'da 2011'den beri çalışan 2 çocuk annesi Özen, Polis Akademisi'ne 1991'de girmiş. Babasının hatıralarıyla büyüyen Özen, bugüne kadar İstanbul, Malatya ve Kırıkkale'de görev yapmış. Görevini profesyonel olarak yerine getirmek zorunda olduğunu kaydeden polis müdürü, duygularını ve görevinin zorluğunu şöyle anlatıyor: "Bu işi yaklaşık 20 senedir yapıyorum. Onların nasıl bir acı içinde olduklarını biliyorum. Keşke görevimi yapmak durumunda kalmasam. Zor... Onları incitmeden hizmet etmek daha da zor. Bizim işimiz, temsil özelliği gerektiren bir iş olduğu için sıfır hata ile yapmamız gerekiyor." Her şehit haberinde canının acıdığını söyleyen Özen, “Artık silah sesi duymak istemiyorum. Şehit olan asker ya da polis için her insan gibi bizim de canımız çok acıyor. Tabii ki benimki biraz daha farklı acıyor” diyor.
Neticede ben de insanım
Nalan Özel, en çok duygulandığı anı, şöyle anlattı: “Murat Savaş Kale şehidimizin 37 günlük bebeğini kucağıma aldığımda 'çok savunmasız ve küçük' dedim içimden. Bir başka şehidimiz Kadri Özkara'nın oğlu Emre'nin uçaktan inişindeki askerlere selamı yüreğimi dağladı. Şehitlikte 'Ben de artık şehit çocuğuyum' dediğinde yıkıldım âdeta. Hiçbir şeye aldırmadan Emre'ye, kader arkadaşıma sarılarak ağladım. Ben de insanım neticede..." 




Kaynak: İHA