AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, AA muhabirine, özgürlük ve güvenlik dengesi ile terörü övmek ve siyasi görüş açıklamak arasındaki sınır tartışmalarına ilişkin değerlendirme yaptı.

Bazılarının demokratlığı, HDP'li milletvekillerinin ihanetine gösterilen tepkiyle ölçtüğüne işaret eden Özdağ, "Dokunulmazlıklar kaldırılmasın, her suçu işlesinler, suç işleme özgürlükleri olsun denildiğinde demokrat, suç işleyen cezasını çeksin denildiğinde demokrasi düşmanı veya faşist oluyorsunuz. Bu anlayışla bugüne kadar HDP'yi koruyup kolladılar" diye konuştu.

"HDP'li vekiller, kan tacirliği yaparken alkış tuttular. Ateş düşen şehit ailelerinin acıları, feryatları onları hiç ilgilendirmedi şimdiye kadar. Bugün de ilgilendirmiyor" diyen Özdağ, şöyle konuştu:

"Demokrasiyi kalkan olarak kullanıp her türlü ihaneti meşrulaştırıyorlar. Şimdi vatandaş kan ağlarken onların ocağına ateş düşüren bir teröristin taziyesine gitmek, dünyanın hiçbir yerinde toleransla karşılanamaz. Bu işlenen eylemi onaylamak, ona katılmaktır. Hendekler kazılırken alkışlayan, askere, polise hunharca saldırılırken, 'Hendeğin ötesindekilerin ellerinden öpüyorum' diyen bir siyasetçi, demokratik toleranstan yararlanamaz. Şimdi, 'Bayrağı tanımıyorum, Arnavut Akif'in yazdığı İstiklal Marşı'nı okumuyorum, özerklik istiyorum. Ardından Fırat'ın öte tarafına Kürdistan kuracağım, bu tarafını ortak yaşayacağız' gibi teraneler, zırvadır."

"TBMM, suçluların, suç işleyenlerin, terör yardakçıların sığınağı değildir"

Selçuk Özdağ, "Bugün HDP'li vekiller hukuk denetiminin dışında kaldıkça daha da küstahlaşarak taleplerini 'ayrı toprak, ayrı siyasi yapı, ayrı devlet' noktasına getirdiler" değerlendirmesinde bulunarak sözlerine şöyle devam etti:

"Dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıyorlar. Bugün suç işleyenleri cezalandırmak asla demokrasiden vazgeçmek demek değildir. Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler de bu tip bir siyaset şekline cevaz vermiyor. Bugüne kadar demokrasi, barış kisvesi altında Türkiye'yi uyutmak istediler. HDP'ye dokunmak neredeyse demokrasiden vazgeçmekle eş tutuldu. Bunun hangi sonuçlara sebep olduğunu görüyoruz. TBMM, suçluların, suç işleyenlerin, terör yardakçıların sığınağı değildir. TBMM, toplumun önünde, ahlaklı, faziletli insanların bulunduğu bir mekan olmalıdır. HDP'li vekillerin dokunulmazlıklar ile demokrasi arasında bir ilişki kurmak mümkün değildir. Yakmanın, yıkmanın, bölmenin, ayrıştırmanın özgürlüğü olamaz. Üstelik hukuk işletildikçe bölge insanlarına da güven gelecek, bu ihanet şebekesi karşısında sesini yükseltme imkanı bulacak."