Ankara'da 13 Mart Pazar günü gerçekleştirilen terör saldırısının firari şüphelisi Vahit Ayçil'in, Şanlıurfa Harran Üniversitesinde öğrenim gören ve dün Nöbetçi Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanan 5 şüpheliden biri olan kardeşi Uğur Ayçil, savunmasında ilginç ayrıntılar verdi.

Saldırının faili Seher Çağla Demir'i "Avşin" olarak tanıdığını ifade eden Ayçil, "Benim, Baran ve Hüsamettin ile kaldığım Şanlıurfa'daki eve geldiler, 1 gece kaldılar. Bana Avşin'i arkadaşı olarak tanıtmıştı. Biz Avşin'i alarak gündüz Urfa'yı gezdirdik. İşlek cadde ve alışveriş merkezlerine götürdük, tüm tarihi yerleri dolaştık, sonra eve geldik. Vahit ile birlikte ayrıldılar. Sonrasında nereye gittiklerini bilmiyorum" dedi.

Patlamanın ardından akrabalarını aradığını, sadece ağabeyine ulaşamadığını kaydeden Ayçil, ağabeyiyle ilgili bilgi almak için yaralıların durumu hakkında bilgi veren Sağlık Bakanlığı Alo 184 SABİM hattını aradığını belirtti.

Ağabeyinin terör örgütü PKK ile bir bağlantısı olup olmadığını bilmediğini ifade eden Ayçil, "Bize geldiklerinde Seher'in canlı bomba olduğundan haberdar değildim. Vahit'e poşet içerisinde tabancayı verdim. Ancak tam olarak ne zaman verdiğimi hatırlamıyorum. Özgür Ünsal benim çocukluk arkadaşımdır ve 2011-2012 yıllarında ara ara Ankara'daki evlerinde kaldığım olmuştur. Özgür'ün anne babası ayrı olduğu için özellikle bayramlarda Keşan'daki evimize gelip kalıyordu. Özgür'ün bir terör örgütü ile bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum" diye konuştu.

YGS kitaplarıyla kapattı

Soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen İbrahim Halil Demirer ise diğer tutuklu şüpheli Mehmet Veysi Dolaşan'ın kendisinden Ankara'daki akrabasına silah götürme konusunda yardımcı olmasını istediğini söyledi. Demirer, hakimlikteki savunmasında şunları kaydetti:

"Mehmet Veysi, dayısının oğlu Vahit isimli birinin 57 yıl hapis cezası aldığını ve ona silah götürme konusunda söz verdiğini, bu konuda kendisine yardımcı olmamı istedi. Ben de istemeye istemeye kabul ettim. Silahları bahçesine gömeceğini söyledi, benden kazma istedi. 28 Şubat 2016 günü bir bayan için otobüs bileti aldım. Daha sonra Mehmet Veysi için de kendi adıma bilet aldım. Bundan dolayı Veysi'den şüphelendim. Silahlar, çantanın içine görünmeyecek şekilde yoğurt kovasına konulmuştu. 2 kova vardı, birinde biber diğerinde ise salça olduğunu söyledi. Ben de kovaları açıp içine bakmadım. Daha sonra öğrenci zannedilsin diye çantanın üzerini YGS kitabı ve kıyafetle kapattım. Patlamanın Veysi'nin götürdüğü silahlarla ilgisi olduğunu düşünmedim. Çünkü götürülen eşyaların tabanca olduğunu düşünüyordum."

Kendisine hangi firmadan ve hangi isimle bilet almasını Vahit Ayçil'in söylediğini öne süren Dolaşan, savunmasında şunları belirtti:

"Vahit, Urfa'dayken araba satın almak istediğini söyledi, ben de tanıdığım bir galeriye götürdüm. Burada araba bulamayınca başka bir galeriden 18 bin 250 liraya araç satın aldık. Arabanın 12 bin lirasını peşin verdi. Bu parayı da Suphi isimli biri getirdi. Bu kişinin çok tehlikeli bir kişi olduğunu, elinin her yere uzandığını ve taleplerini yerine getirmezsem bana ve aileme zarar vereceğini söylüyordu. Bu korku ile Vahit'in bana verdiği, içinde silah olduğunu söylediği çanta içerisindeki yoğurt kovalarını DSİ kanalının yanına birlikte gömdük. Bir işaret koydu, bana söylediğinde buradan alıp getirmemi tembih etti. Çantanın içine bakmak istedim ancak parmak izim çıkacağından ve Suphi'nin zarar vereceğinden korktuğum için bir şey yapmadım. Vahit'in araması üzerine çantayı çıkarttım. Halil İbrahim ile birlikte otobüse teslim ettik."