İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan tarafından, bazı akademisyenlerin hazırladığı ve imzaladıkları bildiriye ilişkin 3 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan 12 sayfalık iddianamede, akademisyenler Muzaffer Kaya, Esra Mungan Gürsoy ve Kıvanç Ersoy şüpheli sıfatıyla yer aldı.

"Türkiye'de uzun yıllardan beri devam eden Doğu ve Güneydoğu sorununu çözmeye yönelik AK Parti Hükümeti tarafından Çözüm Süreci'nin başlatıldığı" anımsatılan iddianamede, 15 Temmuz 2014'te dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalanan "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"la sürecin yasalaştığı aktarıldı.

Hükümetin Çözüm Süreci kapsamında yürüteceği çalışmaların bu kanunla belirlendiği dile getirilen iddianamede, Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmalarına değinildi.
"Şüpheliler propagandaya ısrarla devam etti"

Bu süreçte, 11 Ocak 2016'da şüphelilerin de içinde bulunduğu bin 128 kişi tarafından, "Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı "PKK/KCK terör örgütüne destek bildirisi" yayınlandığı aktarılan iddianamede, "Yayınlanan bildiri içeriğinden de açıkça anlaşıldığı üzere sözde barış bildirisinin PKK/KCK terör örgütünün alenen propagandası mahiyetinde olduğu, bildirinin esas amacının terör örgütü tarafından sözde 'öz yönetim' ilan edilen bölgelerde güvenlik güçleri tarafından bölgelerin teröristlerden temizlenmesi ve bölge halkının huzur ve refahının sağlanması için yürütülen operasyonların durdurulması için kamuoyu oluşturmak olduğu anlaşılmıştır." ifadesi yer aldı.

Bildiri üzerine başsavcılıkça soruşturma başlatıldığı ve bu kapsamda bildiriye imza atan şüphelilerin ifadelerinin alınmaya başlandığı anımsatılan iddianamede, bu süreçte, şüpheliler tarafından 10 Mart'ta, 'basın açıklaması' adı altında, PKK terör örgütü propagandasına ısrarla devam edilerek, diğer şüphelilerin bildiri altındaki imzalarından vazgeçmelerini engellemek ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine halen meydan okuyabildiklerini göstermek maksadıyla, 'bildirimizin arkasındayız' şeklinde açıklama yaptıklarının tespit edildiği belirtildi.
"'PKK terör örgütü müdür?' sorusuna cevap vermediler''

İddianamede, şüpheli Kaya'ya yöneltilen sorular ve verdiği cevaplara da değinildi. Şüpheli Kaya'nın ''PKK terör örgütü müdür?'' sorusuna ''Bu, kanaat ve düşünceyi açıklama sorusudur. Buna cevap vermek istemiyorum'' dediği, yine bildiride geçen ''katliam ve kıyım'' kelimesiyle neyin kastedildiği sorusuna ise ''Devlet 2013'te bir barış süreci başlatmıştı. Ancak şimdi yürütülen politikalarla Türkiye ölümlerle dolu bir coğrafyaya dönüşmüştür. Barış politikasına dönülmesini amaçlayan sert bir eleştiri metni hazırladık.'' cevabını verdiği belirtildi.

Diğer şüpheli Esra Mungan Gürsoy'un da sorulara benzer cevaplar verdiği dile getirildi.

İddianamede, şüphelilerin eyleminin PKK/KCK terör örgütü sözde yürütme konseyi eş başkanı Bese Hozat'ın talimatları doğrultusunda terör örgütüne destek mahiyetinde olduğu vurgulanarak, '''Barış bildirisi' adı altında PKK/KCK terör örgütünün meşrulaştırılmaya çalışılarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin katliam yapmakla itham edildiği, şüphelilerin kastının terör örgütü ve mensupları tarafından Birleşmiş Milletler'in gözlemci statüsüyle görevli göndermesine zemin hazırlamak olduğu, şüphelilerin ve terör örgütünün 'yerel bağımsızlık' anlamında kullandığı ve ilan ettiği sözde öz yönetimlere meşruiyet sağlamaya çalıştıkları anlaşılmıştır.'' denildi.