Abant İzzet Baysal Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Kamu Yönetimi Topluluğunca Kültür Merkezinde "Suriye'deki Gelişmeler ve Türkiye" ve "Atatürk'ün Dış Politika Uygulamalarının Işığında, Bugünün Dış Politikaları Uygulamaları" konulu konferans düzenlendi.

Başbuğ, konferansta yaptığı konuşmada, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye için önemli olduğunu, Türkiye'nin, dış politikada kendisi ile aynı düşüncede ve ortak hedeflere sahip devletlerle ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Rusya'nın Suriye politikasına ilişkin değerlendirmede bulunan Başbuğ, "Rusya diyor ki,'Benim için Suriye'nin toprak ve siyasal bütünlüğünü korumak önemlidir. Benim için Esed gelir, gider ayrı konu, bu bizi ilgilendirmez. Esed olur, Ahmet olur, Mehmet olur. Bana ne. Benim için önemli olan Suriye halkının seçtiği legal ve demokrasi çerçevesinde seçilen bir hükumet olsun, beni ilgilendiren o." diye konuştu.

Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad'ın, Suriye'nin bütün topraklarını yönetemediğini ve ülkenin parçalanmış duruma geldiğini ifade eden Başbuğ, şunları belirtti:

"Toprakların bir kısmını Şam yönetimi kontrol ediyor. Bir kısmında 'Özgür Suriye Ordusu' adı altındaki yapılanma var. Bir taraftan IŞİD veya DAEŞ olarak isimlendirilen terör örgütünün kontrol ettiği kesim var. Bir de YPG veya PYD, yani Suriye Kürtleri var. Bölgede bulunan YPG veya PYD gibi oluşumlar, PKK'nın bir uzantısıdır. Burada da kimse birbirini kandırmasın. PYD'yi kurduran, kurulması için talimat veren Abdullah Öcalan'dır. Kendisi söylüyor zaten. Okuyun İmralı tutanaklarını. Suriye'de olaylar başladığı zaman aynen şöyle söylüyor. 'Kandil'dekilerin aklı ermez, Suriye'de olaylar başladı. Hemen Suriye'deki Kürtleri organize edin kantonlar kurulsun'. Bunları diyerek bir de isimlerini söylüyor. 2013'de söylüyor bunu. Biz bazı şeyleri deve kuşu gibi gömmüşüz, görmüyoruz. Efendim PYD şu bu, Bugün Sur'da, Nusaybin'de, Dicle'de, benim güvenlik kuvvetlerime karşı silah sıkan, insanların neredeyse üçte biri Kobani'den gelmiştir. Daha ne diye görmüyor Türkiye bu gerçeği. Neyi konuşuyoruz biz. Orada bizim askerimizi, polisimizi şehit edenlerin neredeyse üçte biri Suriye Kürtlerinden ve Kobani'den gelenler. Gerçek bu."

Türkiye'nin de terörle karşı karşıya bulunduğunu ve bu durumun üstesinden gelinmesi gerektiğini anlatan Başbuğ, "Şehit veriyoruz, canlarımızı kaybediyoruz. Şimdi bu güne nasıl geldiğimiz konusunu bırakın, bunu sonra tartışın. Siyasi faturasını sonra kim öderse ödesin. Önemli olan şu anki durum. Önemli olan biz bugünden yarına bu terör olayını nasıl engelleyeceğiz, nasıl azaltacağız? Buraya konsantre olmamız lazım. Buraya bütün gücümüzle yüklenmemiz lazım." ifadelerine yer verdi.

"Türkiye olarak maalesef bir kaos içindeyiz maalesef" diyen Başbuğ, siyasal iktidarın terör gibi bir mili sorununu iç siyaset malzemesi haline dönüştürmekten kaçınması gerektiğini savundu.

"TOPLUM HÜKÜMETİN ARKASINDA OLMALI"

Terörün iç siyaset malzemesi yapılması durumunda bölünmüşlüğün ortaya çıkacağını anlatan Başbuğ, şöyle konuştu:

Terör konusunun iç siyaset malzemesi haline gelmesini önleyecek olan ve burada ilk adımı atacak olan hükümetler ve siyasi iktidarlardır. İktidarın bu konuyu iş siyaset malzemesi haline getirmesi halinde muhalefet de konunun içine girecektir. Siz terör konusunda ortak bir noktaya gelemezseniz terörden nasıl çıkacaksınız? Siyasi iktidarlar iki şeye çok dikkat etmeli. Biricisi, siyasi malzeme haline getirmekten kaçınmalı, ikincisi ise gerekirse öz eleştiri yaparak yaptığı hataları da açıkça söyleyerek toplumun güvenini kazanmalı. Sonra zaten muhalefet partilerinin fazla hareket kabiliyeti kalmaz. Bugünden yarına daha sağlıklı nasıl çıkacağımız noktası üzerinde hep beraber bütün olalım, birlik olalım. Mücadelenin yolu bütünlükten, birlikten gider. Hele böyle terör gibi bir bela ile karşı karşıyaysanız.Toplum, terörle mücadele konusunda bütün gücüyle yüzde yüz olarak siyasi iktidarın, hükümetin arkasında olacak. Bunun başka yolu yok."

Başbuğ, konferansın sonunda katılımcıların sorularını yanıtladı ve kitaplarını imzaladı.