Çavuşoğlu, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, birleşik, istikrarlı ve barışçıl bir Avrupa’nın temellerinin 9 Mayıs 1950 tarihinde atıldığını, bu tarihin Avrupa’da 1985 yılından bu yana, Türkiye'de ise AB adaylığının tescil edildiği 1999'dan beri kutlandığını hatırlattı.

Açıklamada, "AB projesi, barış, demokrasi ve ortak değerlere dayanan yeni bir başlangıcı temsil etmiş, egemen uluslar arasında dayanışma ve işbirliğinin başarılı bir örneği haline gelmiştir. Avrupa kıtasındaki bütünleşme günümüzde de ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Türkiye ortak gelecek vizyonu ile bu projeyi desteklemekte, stratejik tercihi olan AB’ye katılım politikası yönünde çalışmalarını devam ettirmektedir." ifadesine yer veren Çavuşoğlu, Türkiye'nin birçok alanda gerçekleştirdiği reformların bu konudaki kararlılığının ve güçlü iradesinin göstergesi olduğunu, müzakere sürecinde AB’den de aynı kararlılığın ve tutarlılığın beklendiğini vurguladı.

Türkiye'nin karşı karşıya kalınan zorlukların üstesinden gelecek politikaların ve önlemlerin birlikte hareket edildiği takdirde hayata geçirilebileceğine inandığını kaydeden Bakan Çavuşoğlu, "Irkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi, anti-semitizm, Hristiyanlık karşıtlığı ve terörizm gibi, günümüzde Avrupa’nın istikrarını ve değerlerini hedef alan tehditlere karşı ancak ortak bir mücadele yürütüldüğü takdirde başarı sağlanabilir." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu açıklamasına şöyle devam etti:

"Ülkemiz aktif dış politikasıyla Avrupa’nın siyasi istikrarına ve güçlü bir küresel aktör haline gelmesine katkı sağlayabilecek ülkelerin başında yer almaktadır. Dış politika ve bu alanda yürütülen faaliyetler konusunda da daha fazla işbirliği, uyum ve ortak eylem konusunda bir mutabakatın izlenmesi gerektiğine inanılmaktadır. Avrupa ile değer ve çıkarlar genelinde kuvvetlenen işbirliğimiz AB'nin daha etkin ve daha görünür bir dış politika izlemesini sağlayacaktır."

Türk halkının ve tüm Avrupa halklarının Avrupa Günü'nü kutlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB arasında karşılıklı anlayış temelinde güçlendirilecek ilişkiler sadece iki tarafın değil, tüm bölgemizin istikrar ve refahı için büyük önemi haiz olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.