Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özgür Oğuz, “Arabulucuk, yargının hızlandırılması için getirilmiş olan güvenli, gizliliği esas alan, gönüllülük prensibine dayanan ve özellikle yargıda birikmiş olan birikmiş olan davaların iş yükünün azaltılması için getirilmiş olan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur” dedi. Arabuluculuk kavram olarak, aralarında davaya konu olmuş ve olabilecek bir uyuşmazlık olan kişilerin problemlerini bir arabulucu eşliğinde karşılıklı olarak müzakere edip, çözüme kavuşturmaya çalıştıkları bir süreç olmakla birlikte, şahısların iletişimini kolaylaştırarak, kişileri masada tutan bazı sistematik yöntemler uygulamasıyla biliniyor. Konuyla ilgili açıklama yapan “Türk İş Hukuku’nda Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları” adlı kitabının yazarı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda Toplu İş Sözleşmesi alanında arabuluculuk yapan, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özgür Oğuz, “Arabulucuk, yargının hızlandırılması için getirilmiş olan güvenli, gizliliği esas alan, gönüllülük prensibine dayanan ve özellikle yargıda birikmiş olan birikmiş olan davaların iş yükünün azaltılması için getirilmiş olan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur” dedi.

“DAVA AÇILMADAN ÖNCE ARABULUCULUĞA BAŞVURMAK ZORUNLU HALE GETİRİLECEKTİR” 
Oğuz, getirilmesi planlanan İş Mahkemeleri Kanunu tasarısının 3’üncü maddesi iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğa ilişkili olduğunu belirterek, “Bu Kanun tasarı taslağına göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilecektir. Bu hususta, arabuluculuğa başvurulacak uyuşmazlıklar kanundan, bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklı bireysel hak uyuşmazlıkları olacaktır. Tasarı taslağındaki açılacak davalarda ibaresi nedeniyle menfaat uyuşmazlıklarının çözümü için bu kanun kapsamında arabuluculuğa başvurulamayacaktır. Toplu menfaat uyuşmazlıklarının çözümünde başvurulabilecek arabuluculuk müessesesi 6356 sayılı STİSK (Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Grev Lokavt Kanunu) ile düzenlenen olağan veya olağanüstü arabuluculuklardır. İş ilişkisinden kaynaklanan işverenin alacaklarıyla ilgili davalarda, işçiye verilen disiplin cezalarıyla ilgili davalar gibi diğer davalarda zorunlu arabuluculuk hükümlerine başvurulamayacaktır” diye konuştu.

“ARABULUCULUK AŞAMASINA BAŞVURULMAKSIZIN DAVA AÇILMASI HALİNDE MAHKEME USULDEN RET VERECEKTİR” 
Tasarı taslağında, işe iade ve işçi alacakları davalarında arabuluculuğa başvurulması bir dava şartı haline getirilmekte olduğunu vurgulayan Oğuz, “Arabuluculuk aşamasına başvurulmaksızın dava açılması halinde mahkeme dava şartı eksikliği nedeniyle usulden ret verecektir. Mahkeme öncelikle zorunlu arabuluculuğa başvurulması hususunu dosya üzerinden inceleyerek karar verecektir. Arabuluculuk için yetkili arabuluculuk merkezi, yani başvurunun yapılacağı arabuluculuk merkezi, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk merkezi olacaktır. Karşı tarafın birden fazla olması durumunda bunlardan birinin yerleşim yerindeki arabuluculuk merkezine başvurulabilecektir. Yetkili arabuluculuk merkezi, yetkili iş mahkemesinin belirlenmesi ile benzer şekilde düzenlenmiştir. HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) Madde 6 gereğince açılacak davalarda genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeridir. Tasarı taslağına göre, arabuluculuk süreci, HUAK’de (Hukuk Uyuşmazlıkları Arabuluculuk Kanunu) düzenlenen arabuluculuk sürecinin başladığı tarihten itibaren 2 hafta içinde sonuçlandırılacaktır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bit hafta uzatılabilecektir. Tasarı taslağında arabuluculuk sürecinin niteliğiyle paralel olarak kısa süre içerisinde sonuçlandırılması planlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

“ARABULUCULUK ÜCRETİNİN İLK İKİ SAATİ DEVLET TARAFINDAN KARŞILANACAK” 
Ayrıca İş ve Sosyal Güvenlik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz, arabuluculuk ücretlendirmesine değinerek, “Arabuluculuk ücretinin ilk iki saati devlet tarafından karşılanacak. Anlaşma gerçekleşmez ise bu ücret yargılama giderlerinden sayılacaktır. Taraflar aksini kararlaştırmadığı sürece taraflar ücreti eşit ödeyecektir. Güçsüz durumdaki işçinin menfaatlerinin zedeleneceği sendikalar tarafında dile getirilmektedir. Taraflar kendilerini arabulucu huzurunda avukat vasıtasıyla da temsil edebilirler. Çok uzun bir dava sürecinden sonra hakkını almak yerine kısa süreli ve daha az masraflı arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözümü güçsüz durumundaki çalışanlar için daha yerinde olacaktır. Tabi ki de işin uygulanmasına geçildikten sonra bir takım sıkıntıların doğması muhtemeldir. Konuya yabancı olan işçi ve işveren kesimleri yeterli düzeyde bilinçlendirildiği takdirde sıkıntılar daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşacaktır” şeklinde konuştu.

“ARABULUCULUK VE UZLAŞTIRMA TOPLUM BARIŞININ SAĞLANMASI İÇİN BÜYÜK ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR” 
Her hukukçunun yakındığı konuların başında mahkemelerin iş yükünün ağırlığı ve yargılama sürecinin uzunluğu olduğunu dile getiren Oğuz, “Her uyuşmazlığı mahkeme önünde çözme isteği, bu sorunların başlıca sebeplerindendir. Uyuşmazlıkların yargı önüne götürülmesi, sürecin uzaması ve mahkemelerin iş yükünün artmasının yanında, hem devlete hem de bireylere ekonomik olarak ağır maliyetler yüklemekte ve bireyler arasındaki düşmanlığı artırmaktadır. Uyuşmazlıkların mahkeme önünde çözümü yerine alternatif çözüm yolları ile çözümü bahsettiğimiz sorunların önemli ölçüde önüne geçecektir. Özellikle bireylerin anlaşmalarına dayalı arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarının yaygınlaştırılması toplum barışının sağlanması için büyük önem arz etmektedir” diye kaydetti.

“ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI TÜRK HUKUK SİSTEMİ İÇERİSİNDE YETERİNCE YAYGINLAŞAMAMIŞTIR” 
Öte yandan Türk toplumunda alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının bilinmediğini vurgulayan Oğuz, “Alternatif uyuşmazlık çözümleri hakkında bazı kuşkuların ve ön yargıların olması nedeniyle kimi zaman alternatif uyuşmazlık çözüm yolları zorunlu tutulabilmektedir. Tüketici Hakem Heyeti’ne zorunlu başvuru, toplu iş hukukunda arabuluculuk kurumları ile henüz taslak olarak hazırlanan bireysel iş uyuşmazlıklarının çözümünde zorunlu arabuluculuk müesseseleri bu zorunlu alternatif uyuşmazlık çözümlerine örnektir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları Türk hukuk sistemi içerisinde yeterince uygulama alanı bulamamış ve yaygınlaşamamıştır. Bunun başlıca nedenleri olarak insanların alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına karşı şüphelerinin olması, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının fazla bilinmemesi ve uzlaşmaya yatkın bir toplum olmamamız gösterilebilir. Umarım bu tasarı bir an önce kanunlaşır ve uygulamada yaşanan sıkıntılara çözüm bulmamıza yardımcı olur. Hızlı, gönüllü, ucuz, gizlilik esasına dayanan ve tarafların menfaatlerini koruyan, mahkeme dışı çözüm yolu sunan arabuluculuk müessesi vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesiyle yargının hızlı işleyişine daha da faydalı olacaktır” dedi.