O zamanın velilerinden birisine gider ve derdini anlatır. Âlim ona der ki: “Sen Efendimizi rüyanda görmek istiyorsan, bu gece yatmadan önce bol tuzlu balık ye, ama sakın su içme, ne kadar susarsan susa”. Adam aynen denileni yapar, balığı yer. İçi yanar, ama Efendimizi görme uğruna su içmeden uyur. Ertesi günü âlimin yanına gider ve der ki: “Rüyamda Efendimizi görecektim ama göremedim, niye beni kandırdın” der. Âlim zat adama sorar: “Dediklerimi yaptın mı?” Adam “Evet aynen yaptım, çok susamama rağmen bir damla dahi olsa su içmedim” der. Âlim “Peki rüyanda ne gördün” der. Adam “Sabaha kadar şelaleler, ırmaklar, pırıl pırıl sular gördüm” diye cevap verir. Âlim “Sen görmek istediğini görmüşsün, neyle yanarsan onu görürsün. Sen su ile yandın, suyu gördün. Efendimizin aşkıyla yansaydın Efendimizi görürdün” karşılığını verir.