Yöneten: Halil Önür   halil.onur@tg.com.tr

Türkiye'nin artan ekonomik gücüne, diplomatik etkisine,  kültürel kabiliyetine bağlı olarak, çeşitli coğrafyalardan Türkçeyi öğrenmek isteyen binlerce genç var artık. 
Hedefimiz Türk dili ile birlikte Türkiye'nin zengin kültürünü tanıtmak ve yurt dışına taşımak, "Türkiye, yüksek kültüre sahip insanların yaşadığı bir ülkedir" imajını oluşturmak.



Dünyada 31 ülkede 42 merkezde Türkçe öğretmek üzere hizmet veren, aynı zamanda Türk kültürünün tanınmasında birçok faaliyetler gerçekleştiren Yunus Emre Enstitüsü'nün değerli Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi ile bir röportaj gerçekleştirdik. Türkiye'nin yurt dışında vitrini konumundaki bu enstitünün, yaptıklarını, yapmak istediklerini gazetemiz okurları için öğrendik..



gt;   Yunus Emre Enstitüsü'nün kuruluş   
        amacı nedir? Nasıl yönetiliyor?
Yunus Emre Enstitüsü'nün kuruluş amacı, yurt dışında Türkçe'yi öğretirken, Türkiye'nin kültürel tanıtımını gerçekleştirmek. Yani çalışma alanımız ikiye ayrılıyor. Birincisi, Türkçe'nin öğretilmesi, ikincisi kültürel faaliyetlerin düzenlenmesi veya desteklenmesi. Kültürel tanıtımın içine musikîden mutfağa, tarihten dile kadar kültürle ilgili her şey giriyor. Yunus Emre Enstitüsü bir vakıf kurumudur. Enstitüsü 2007 yılında kuruldu. Fakat faaliyetlerine 2009 yılında başladı. Kurucuları ( O günkü devlet ricali ama) bugün Dışişleri Bakanı (Mütevelli heyet başkanı), Maliye Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Başbakan yardımcılarından biri Yunus Emre Enstitüsü Vakfının mütevelli heyetini oluşturuyor. Bunun dışında da TOBB Başkanı, Türk Dil Kurumu Başkanı gibi kurumsal üyelikler var. Üniversite çevresinden de çeşitli üyeler var. Hükümetler değiştikçe, mütevelli heyetinde görevli isimler de değişir. Seçilmiş üyeler ise 3 yılda bir değişir.
gt; Yunus Emre Enstitüsü kaç ülkede, kaç merkezde faaliyet yürütüyor.
Şu anda 31 ülkede 42 noktada faaliyette bulunuyoruz. Ayrıca 2015 planlarımız arasında Belgrad. Hartum, Moskova, Kuala Lumpur, Jakarta, New York gibi merkezler var. Bunlardan Belgrad, Zagreb, Sudan'ı, faal hale getirdik. Moskova'da bir bina satın aldık. Faal hâle getireceğiz. Bahsettiğim diğer yerler de yıl sonuna kadar açılacak.
gt; Türkçe dil eğitimine  yoğun bir talep var mı? Dil eğitimi faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Temel faaliyet alanımızın %40'ı dil öğretimi üzerine. Tabi Türkçe öğretmek için talep oluşması gerekiyor. "Böyle bir talep var mı?" derseniz, var. Bugün dünyada, Türkiye'nin artan ekonomik gücüne, diplomatik etkisine,  kültürel kabiliyetine bağlı olarak, çeşitli coğrafyalardan Türkçeyi öğrenmek isteyen binlerce genç var artık. Türk şirketlerinde çalışmak, Türkiye'de yaşamak istiyor veya Türkiye'de eğitim görmeyi arzu ediyor. Bugün Türkiye'de okuyan 80 bine yakın uluslararası öğrenci var. Bunlardan 25 binin üzerinde bir kısmı, devlet tarafından Yurt Dışı Türkler Başkanlığı eliyle burs verilip okutuluyor. Bir kısmı kendi hesabına eğitim görüyor. Ama tamamı lisans veya lisansüstü seviyede Türkçe öğreniyor. Yani ciddi bir seviyede Türkçe öğrenme talebi var. Biz bu talebi karşılamak üzere öğretmen yetiştiriyoruz. Yabancılara Türkçe eğitim konusunda  materyal, yardımcı ders materyali üretiyoruz. Uygun sınıflarda uygun müfredatla bu hizmeti vermeye gayret ediyoruz.
gt; Bugüne kadar kaç genç Türkçe öğrenmek için faaliyetlerinizde yer aldı. Memnuniyet derecesi nedir?
Bugüne kadar kurslarımıza Türkçe öğrenmek için 25 bin öğrenci geldi. Ama temasta bulunduğumuz daha fazla öğrenci var. Mesela 6 bin kadar ikinci bir dil olarak Türkçe öğrenenler var. Ayrıca yurt dışında 10 bin civarında üniversite öğrencisi kursa doğrudan katılmıyor ama, Türkçe öğrenmelerine yardımcı oluyoruz. Bu yıl başlattığımız yaz okulları projemiz var. 500 öğrenci yaz okullarına kaydoldu. Kursun bitiminde 22 Ağustos'ta Türkçe Bayramı olarak etkinlik düzenleyeceğiz. Katılımda bulunan öğrenciler Yunus Emre Enstitüsü'nün faaliyetlerinden ve sonuçtan memnunlar.
gt; Hedef genellikle üniversite öğrencileri mi? İş adamlarından, halktan, esnaftan katılanlar oluyor mu?
Oluyor tabii. Çok çeşitli kesimlerden katılanlar oluyor. Sadece hobi amaçlı, ya da Türk dizilerini daha iyi anlamak için öğrenenler oluyor. Ama esas kitlemiz üniversite öğrencileri... Çünkü dünyada üniversite gençliği kariyer planlaması yaparken artık Türkçeyi de göz önünde bulunduruyor.
gt; Türkçeyi öğrenen yabancıların Türkiye'ye karşı intibaları nasıl oluyor?  

Genellikle olumlu oluyor. İnsanlar ya Türkiye'yi sevdikleri için Türkçeyi öğreniyor, ya da Türkçeyi öğrenince Türkiye'yi seviyorlar. Yani bir insan bir ülkenin dilini öğrendiği zaman, onun kültürünü sevmeye başlıyor. Biz eğitim süreci boyunca sadece dil öğretmiyoruz. Türkiye'yi sevdirici kültürel faaliyetler de yapıyoruz. Öğrencilerin bir kısmını Türkiye'ye getiriyoruz. Onların Türkiye'yi sevmelerini teşvik eden, Türk kültürünü daha yakından tanımalarını sağlayan etkinlikler düzenliyoruz.  Konserlere, sergilere, tarihî yerlere götürüyoruz. Sanatçılarımızla tanıştırıyoruz. Hemen hemen kursa katılan öğrencilerin %95 gibi önemli bir bölümü Türkiye için dostluk hislerini taşıyor.
gt; Dil eğitimi haricinde başka ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?.
Dil eğitimi haricinde kültürel, etkinliklerimiz oluyor. Bizim haftada 50'ye yakın faaliyetimiz oluyor. Klasik Türk müziği, halk müziği üzerine konserler düzenliyoruz. Onun dışında resim, fotoğraf, el sanatları sergileri açıyoruz. Türk mutfağını tanıtıyoruz. Türk tiyatrosunu, Türk sinemasını tanıtıcı etkinlikler yapıyoruz. Mesela "Son Mektup" filminin dış ülkelerde gösterimini Yunus Emre Enstitüsü üstlendi. Mesela "Uzun Hikâye" filminin birçok ülkede gösterimini gerçekleştirdik. Türk sineması haftası günleri yapıyoruz. Türk sanatçılarını, yönetmenlerini veya yazarlarını yurt dışına götürüp sinemamızı tanıtıyoruz. Fuarlara katılıp, ülkemizi temsil ediyoruz. Mesela Macaristan'da düzenlenen kitap fuarına Türkiye onur konuğu olarak katıldı. Kültür Bakanlığı standında biz de nakkaşhane diye bir sergi açtık. Yani kısaca her yıl 500'ün üzerinde faaliyet gerçekleştiriyoruz.
gt; Bu kadar hizmeti kaç kişilik kadro ile yapıyorsunuz. 
280 kişilik bir kadro ile bu hizmetleri gerçekleştiriyoruz. Merkezde yaklaşık 70 görevli personelimiz var. Diğerleri yurt dışındaki merkezlerimizde görevli... Bunların bazıları yerel elemanlar. Bulunduğumuz ülkenin yoğunluğuna ve faaliyetin büyüklüğüne göre eleman sayımız yurt dışı kurs merkezlerinde 3 ile 15 arasında değişebiliyor.
gt; Yunus Emre Enstitüsü olarak nereye varmak istiyorsunuz? Hedefiniz nedir?
Fiziksel büyümemiz devam edecek. 2023'e kadar hedefimiz 100 noktada kurs merkezi açmak. Türkçe öğretme amaçlı, Türkiye'nin sesi radyosunu kuruyoruz. Birkaç ay içinde faaliyetine başlayacak. Hedefimiz Türk dili ile birlikte Türkiye'nin zengin kültürünü tanıtmak ve yurt dışına taşımak.  Varmamız gereken yer, "Türkiye, yüksek kültüre sahip insanların yaşadığı bir ülkedir" imajı oluşturmak. Bu algıyı yaymak için yürümek istediğimiz bir yol var. Bu bitmeyen bir yürüyüş... Türk milleti yürüdükçe biz de yürüyeceğiz.
gt; Adınız Yunus Emre'den alınmış. Faaliyetlerinizde Yunus Emre anlayışını da öğretmek yer alıyor mu?
Yunus Emre adı dikkatli seçilerek konulmuş bir ad. Başka bir ad da olabilirdi. Mesela; Evliya Çelebi, Nabi, Nedim ya da Mevlana da denilebilirdi. Yunus Emre Anadolu'da Türkçe edebiyatın ilk isimlerinden biri… Tabi ari Türkçesi ile başkalarını da etkileyen bir dil kullanmış. Türkiye'nin bütün kesimleri tarafından benimsenmiş ve paylaşılmıştır. Diğer taraftan bütün dünyada inanış biçimlerini hoş gören, yaratılanı Yaratandan ötürü seven bir barış anlayışında olduğu için bu isim uygun görülmüş. Biz bu ismi taşıyoruz. Taşıdığımız için zaten Yunus Emre'yi tanıtmış oluyoruz.
gt; Son olarak neler söylemek istersiniz?
Kültür diplomasisi işi uzun bir süreç gerektiren bir imaj geliştirme, oluşturma işidir. Bu, bir tek kurumla yapılacak iş değil. Yunus Emre Enstitüsü yurt dışında bu görevi yapmak üzere yapılanıyor. Üniversiteler, belediyeler, Kültür Bakanlığı gibi kurumlar, yurt dışına çıkan sanatçı, gazeteci,  yazar gibi kültür adamlarımız da birer kültür diplomatıdır. Türkiye'nin tanıtımında rol alan unsurlardır ama, bu konuda bir koordinasyon eksikliğimiz var gibi. Bu eksikliği giderecek platformu enstitümüz oluşturacak. 10 yıl sonra, yurt dışında etkinlik yapmak isteyen her kurum ve şahsın aklına önce Yunus Emre Enstitüsü gelecek.
gt;   Verdiğimiz bilgiler için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Enstitüsü'nün tanıtımına yapmış olduğunuz katkıdan dolayı ben de teşekkür ederim.


Yunus Emre Enstitüsü'nün yaz okullarında 30 ülkeden gelen öğrenciler Türkçe öğreniyor. Katılımcılar sonuçtan son derece memnun.

ENSTİTÜ'NÜN BAŞKANIDil biliminde uzman, iyi bir Türkolog
Prof.  Dr. Hayati Develi, 1962 yılında Uşak'ın Ulubey ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Ulubey'de, liseyi İzmir Atatürk Lisesi'nde okudu. 1983 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Türk dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1993 yılında doktora derecesini alan Hayati Develi, 2004 yılında profesör oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilbilimi Bölümü'nde hâlen görevine devam eden Hayati Develi,  3 yıldır Yunus Emre Enstitüsü Başkanlığını yürütmektedir. Çalışma alanı esas olarak Çağdaş ve Tarihî Türkiye Türkçesi olan Hayati Develi'nin tarihî dilbilimiyle ilgili kitap ve makaleleri, tarihî metin yayımları ve Türkçenin çağdaş sorunlarıyla ilgili kitap ve denemeleri yayımlanmıştır. 
ESERLERİ 
Azeri Türkçesi Lügati (Atatürk Üniversitesi Yay., Erzurum 1993), Evliya Çelebi Seyahatnamesine Göre 17. Yüzyıl Osmanlı Türkçesinde Ses Benzeşmeleri ve Uyumlar (Doktora tezi, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1995), XVIII. Yüzyıl İstanbul Hayatına Dair 'Risâle-i Garîbe', (Kitabevi, İstanbul 1998), Ahmed Yesevî (Şule Yayınları, İstanbul 1999), Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1-2 (Kesit Yayınları İstanbul), Mustafa Çelebi, Yapılar Kitabı, Tezkiretü'l-Bünyân ve Tezkiretü'l-Ebniye (Mimar Sinan'in Anıları), Çeviriyazı ve notlar : Hayati Develi, Sadeleştirme: Hayati Develi - Samih Rifat (Koçbank, İstanbul 2002), Çiçek Defteri: 18. Yüzyıl Osmanlı Kültüründen Bir Örnek, (İstanbul, Pera Müzesi Yayınları) Dil Doktoru: Dile ve Türkçeye Dair Yazılar (İstanbul 2006), Osmanlının Dili (İstanbul 2006), Yunus Emre Divanından Seçmeler (İstanbul, 2011), Evliya Çelebi'nin İzinde (İstanbul 2013).


Başkan Hayati Develi ve Halil?Önür, dil eğitimi için gelen (soldan sağa) Mısırlı Yasemin Alaaddin İsmail, Makedonyalı Nermina Dostieva, Ukraynalı Halise Ziyneddin ve Hindistanlı Nedim?Javed ile...