YILDIRAY OĞUR
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye gibi kritik coğrafyada bulunan ülkelerin sınavlarının da çetin olduğunu söyledi. Davutoğlu, BM Genel Kurulu toplantıları için bulunduğu New York'ta TÜRKEN Vakfı'nın yemeğinde yaptığı konuşmada, son dönemdeki terör olaylarına değinerek, 20-23 Temmuz arasında DAEŞ, DHKP-C ve PKK terör örgütlerinin saldırılarına muhatap olduklarını söyledi.
Bu saldırılar karşısında her üç terör örgütüne karşı eş zamanlı operasyon başlattıklarını hatırlatan Davutoğlu, “Bu eşzamanlı operasyonla bugün itibarıyla, şunu ifade etmek isterim ki Türkiye'ye dönük terör tehdidinin beli kırılmıştır. Kuzey Irak'ta PKK'nın barındığı sığınaklar, mühimmat depoları, karargâhlar, Suriye'de sınırımızda DAEŞ'in Türkiye'ye dönük tehdit oluşturan bütün yapıları ve sığınakları, barınakları önemli ölçüde etkisiz kılınmış, ülke içinde de, şehirlerimizde ve kırsal alanda kamu düzeni ve egemenliğinin sağlanması yönünde büyük bir mesafe katedilmiştir” dedi.
“1 Kasım seçimlerine giderken ülkemizde demokrasiyi hakim, kamu düzenini mutlak anlamda egemen kılmak en önemli hedefimizdir” diye konuşan Davutoğlu, özgürlük ve güvenlik arasındaki dengeyi sağlarken insan hakları ve özgürlüklerin temel alanlarını tahkim edeceklerini, özgürlük alanlarının yaşayabilmesi için de kamu düzenine yönelik tehditleri bertaraf edeceklerini söyledi.
Son 12-13 yıl içinde komşularla geliştirilen ilişkilerin avantajına şahit olduklarını anlatan Davutoğlu, “Ama son 3-4 yıldır özellikle Arap baharı sonrasında komşularımızda çıkan büyük sarsıntıların bizi nasıl etkilediği de ortada” diye konuştu.
COĞRAFYAMIZ KADERİMİZ
 Davutoğlu, coğrafyayı başarı hikâyesine dönüştürecek unsurun insan olduğuna vurgu yaparak, “İbn-i Haldun'dan bu yana hep zikredilen bir husus vardır: Ülkelerin kaderlerini coğrafyaları belirler. Doğru... Türkiye'nin en büyük avantajı da, en büyük meydan okuması da coğrafyasıdır. Dünyanın en önemli ve en kritik coğrafyasından çıkan insanlarımız küresel alana ne kadar açılırlar ve dünyanın her yerinde ne kadar çok ekonomik kültürel ve siyasi faaliyet yaparlarsa gücümüz o kadar artar ve tahkim edilir. Biz güçlü bir tarih boyutu ve bu güçlü tarihten güç alan insan unsuruyla son derece önemli bir coğrafyada bir istikrar adası halinde siyasi ağırlığımızı hissettirirsek inşallah önümüzdeki yılların, son 13 yılda olduğu gibi, yükselen yıldızı olmaya devam edeceğiz” dedi.