Başbakan Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle;

6 emniyet görevlimiz şehit düşmüş, 30 vatandaşımız yaralanmıştır. Saldırıda ölen vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kimden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin terörün her türlüsüne karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Ülke olarak 2002'den bu yana dış politikada, demokratikleşmede büyük başarılr elde ettik. Türkiye'nin niteliksel bir sıçramaya ihtiyacı var. Bir açıdan işimiz kolay, bir açıdan çok zor. Geçmişe kadar çok daha güçlü, özgüveni yüksek altyapısı sağlam bir ülkeyiz. Gerekli zemine, kuvvete, siyasi iradeye sahip bir ülkeyiz. 

NİTELİK SIÇRAMASINI YAPMALIYIZ 

Burada en önemli şey özgüvenimiz. Önümüzdeki dönemin ciddi zorluklar taşıdığını hepimiz biliyoruz. Artık niceliği değil, niteliği esas almamız gereken bir eşikte duruyoruz. 64. Hükümet olarak nitelik artışına atıfta bulunduk. Bilim, yenilik ve teknoloji sistemini her yönüyle güçlendirmemiz gerekiyor. Bilim, teknoloji ve eko sistemimiz her geçen gün güçlenmekteir. AR-GE harcamalarının milli gelire oranı yüzde 1 seviyesini geride bıraktı. 

AR-GE HARCAMALARINI ARTTIRMALIYIZ

Bu gelişmelere imza atan her sektörümüze, üniversitelerimize teşekkürü bir borç biliyorum. Bu seviyelerin yeterli olmadığını birlikte yapacak çok işimiz olduğunu söylemek isterim. AR-GE harcamalarını yüzde 3 seviyesine çıkarmalıyız. Bilimsel yayın sayısından memnun değiliz ama geçmişe göre çok ciddi bir sıçrama oldu. 

TASARIMLARA VERGİ İNDİRİMİ YAPILACAK

Öğrencilerimize, girişimcilerimize, firmalarımıza çok önemli burslar ve destekler veriyoruz. Daha iyi bir sistem oluşturmaya özen gösteriyoruz. Zincirin her halkası gelişiyor, güçleniyor. Sistemde aksayan yönleri iyileştirmeye özel önem gösteriyoruz.  Tasarım faaliyetleri desteklenecek, personelin niteliği arttırılacak, ticarileşme faaliyeti oluşturulacak. Tasarım harcamaları vergi indirimine tabi olacak. Tasarım merkezlerine gelir vergisi, damga vergisi istisnası sağlayacağız. 

BRÜT MAAŞLARI DEVLET ÖDEYECEK

Sipariş yoluyla çalışan firmalar da vergi indiriminden yararlanacak. AR-GE merkezlerinde temel bilimler mezunlarının brüt asgari ücret kadar maaşını devlet ödeyecek. AR-GE için yurtdışından temin edilen ürünlere gümrük vergisi istisnası getirilecek. Bu ürünlerine mavi hat uygulaması yapılarak gümrüklerden geçişleri kolaylaştırılacak. Firmaların ortak projelerini desteklemek için her türlü vergi kolaylığı sağlanacak. İhtisas teknoloji geliştirme bölgelerin önünü açacağız. 

ÖĞRETİM ÜYELERİ GELİR VERGİSİ ÖDEMEYECEK

Teknoloji bölgelerinde doğrudan girişim sermayesi sağlayan firmalara da vergi indirimi sağğlanacaktır. Üniversite sanayi işbirliğinde çalışmalarda bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerden gelir vergisi kesintisi yapılmayacak. Teknoloji bölgelerinde, doğrudan girişim sermayesi sağlayan firmalara da ergi indirimi sağlanacak. İhtisas teknoloji geliştirme bölgelerin önünü açacağız. Firmaların ortak projelerini desteklemek için vergi kolaylıkları gelecek. 

Kafamı iki elimin arasına alarak bu bildiriyi okudum ve büyük üzüntü duydum. O aydınların bir kısmını tanıyorum. Böylesine şiddet ve terörü mazur görüp, kamu düzenini korumaya yönelik çalışmaları nasıl değerlendirdiklerini ciddi değerlendirmek lazım. Bu bildiriye imza atanlara samimiyetle soruyorum. 

Demokratik yönetimlerin meşru güçler dışında silahlı güçlere izin veren tek bir ülke var mıdır? Bu akademisyenler bana tek bir ülke göstersin ki, o ülkenin demokratik yönetimi güvenlik birimleri dışında silahlı güçlere izin vermiş olsun. 

Beni de ziyarete gelen aydınlar oldu. Barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz dediler, doğru. Biz de bunu istiyoruz. Milletimiz son seçimde bize bu emaneti verdiği için buradayım. Dünyada tek bir ülke göstersinler ki, meşru güvenlik birimleri dışında silahlı bir gücün bulunmasına izin verir mi? 

Bildiriye imza attığını söyleyen birisini tanıdığım Amerikalı akademisyenlere soruyorum, diyelim ki Teksas Eyaletinde silah yığınağı yapan bir gruba karşı acaba nasıl davranırlar? AB üyelerinde aydınlar çıkıp, mesela Almanya'da belli bölgelerde silahlı grubun o bölgenin sokaklarını barikatlarla, çukurlarla kazması dahilinde acaba Avrupalı aydınlar 'bırakınız yapsınlar, şehirleri işgal etsinler' diyebilirler mi? Bunu diyenler çağdaş, demokratik bir devletin vatandaşı olarak muamele görebilir miydi?

Demokrasiden ve barıştan bahsedenlerin barışın kamu düzeniyle sağlanabileceğini görmesi lazım. Bana tek bir çağdaş demokratik hukuk devleti göstersinler ki, bu devletin bir şehrinde, bir ilçesinde herhangi bir silahlı örgütün faaliyetine izin verilir mi? 

Devlet ile örgütü eş tutmanız hangi demokratik, akademik anlayışınıza sığar. Devlet güvenlik birimlerini buralardan çeksin, buraları fiilen hiçbir meşru temele dayanmayan tamamıyla terör örgütünün mensuplarına biat etsin diyorlarsa sadece Başbakan olarak değil bu ülkenin onurlu bir vatandaşı olarak söylüyorum, demokratik bir devlette ülkenin herhangi bir bölgesinde böyle bir anlayışa izin vermeyeceğiz, vermemiz de mümkün değildir. 

Aydın olmak, demokrasiyi savunmak önce demokratik politikayı savunmaktır. Elinizi vicdanınıza koyun, daha bugün gece yarısı emniyet lojmanlarında biri beş aylık olan ve sivil vatandaşımızı katleden bir terör örgütü vardır. Niçin o bildiride terör örgütü tek kelime olarak geçmez. Dün vefat eden yabancı misafirlerimizin acısını hissettik. Gece güvenlik toplantısı yaptık. 

5 AYLIK BEBEĞİN NE SUÇU VARDI?

Biz bu toplantıyı yaparken Diyarbakır'da saldırı haberi geldi. 5 aylık bebeğin ne suçu vardı? Ben akademisyenken öğrencilerime 'önce beni eleştireceksiniz' diyen bilim adamı olarak soruyorum, eleştiri hakkınıza saygı duyuyorum, ama gerçekleştirdiği terör eylemlerini üstlenen bir terör örgütünü hiçbir eleştiriye tabi tutmamanızı ne ile açıklıyorsunuz?

O POLİSLERİN ACISINI HİSSEDİYOR MUSUNUZ?

Türkiye'de çözüm süreci iradesini gösteren de bizdik. Kobani eylemlerinden sonra bu terör örgütünün gerçek niyetini anladıktan sonra bazı tedbirleri aldık. Ceylanpınar'da uykuda şehit edilen polislerin acısını hissediyor musunuz? Ben hissediyorum. 

Bu bildiride terör örgütüne hiçbir şey söylemeyenlere soruyorum. Ya terör eylemlerini destekliyorlar ya da Türkiye'yi hiç tanımıyorlar. Hiçbir terör mağduru vatandaşımızın gözündeki acıyı hissetmemişler. Terör eylemlerini destekliyor musunuz, size soruyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak her türlü eleştiriye cevap vermeye hazırım.

Bildirinizde terör örgütünden tek bir kelime bahsetmiyorsunuz. Terör örgütünün bu eylemleri benimsiyor musunuz. Benimsemiyorsanız, yeni bir bildiriyle bunu açıklamanız lazım. 

Devleti eleştirdiğiniz gibi terör örgütünü eleştiriyor musunuz? Devleti eleştirmek kolay, ama terör örgütünü eleştirmek kolay değil. Stalinist, benim olduğum yerde hiçbir anlayış barınamaz diyen bir terör örgütü ile karşı karşıyayız. Soruyorum bu akademisyenlere: Karayazı ilçe başkanımız 7 Haziran öncesinde dağa kaldırıldı ve işkenceye tabi tutuldu. Bu akademisyen arkadaşlarımızın sesleri çıktı mı?

Şırnak Kadın Kolları başkanımızın evi ateşe verildi. O yiğit Kürt kadını beni arayarak 'Bizi merak etmeyin, son nefesimize kadar bu ülkeye bağlıyız, bunlara meydan bırakmayacağız' demiştir. Bu akademisyen arkadaşlarımız bu kahraman Kürt kadınını nereye koyuyorlar acaba? Zorla haraca zorlanan, işkenceye tabi tutulan bölge aydınların, işadamlarını nereye koyacaklar?

Mitingimizden çıkar çıkmaz saldırıya uğrayan genç kızlarımızın darp izlerini neden görmüyor bu akademisyenler. Bize eleştiri yapmak kolay, hukuk devletiyiz. Dönsünler bu arkadaşlar bir saat, bir dakika Kandil'e bir laf söylesinler, ne diyecekler merak ediyorum. Sur'da Fatih Paşa Camii'ni yakan teröristlere ne diyecekler? 

Eğer şöyle bir iftirada bulunuyorlarsa 'devlet yaptırmıştır' deniyorsa,  o zaman bu aydınlar Türkiye'de yaşamıyorlar. Acaba bu arkadaşlar terör örgütünden hesap sorabilirler mi? Devletin DEAŞ'a verdiği mücadeleyi de yanlış ve haksız buluyor musunuz? DEAŞ'a, DHKP/C'ye tanımadığınız hakkı PKK'ya niye tanıyorsunuz? 20 Temmuz'da Suruç saldırısı oldu. Ben Şanlıurfa'da yaralı vatandaşlarımızı ziyaret ettim. Aynı gün Adıyaman'da bir askerimizi şehit ettiler. 

22 Temmuz Ceylanpınar'da iki polisimiz şehit edildi. 23 Temmuz DEAŞ sınırda bir askerimizi şehit etti. Şunu mu istiyorlar; gelsinler polisimizi şehit etsinler, devlet sessiz kalsın öyle mi? Aynı günlerde sakallı diye DEAŞ diye sivil vatandaşlarımızı PKK şehit etti. Biz buna izin verir miyiz? Her türlü eleştiriyi dinlemeye hazırım. Ama bu ülkeyi birtakım silahlı örgütlerinin etki alanına yönelen hiçbir düşünceyi kabul edemeyiz. 

DEAŞ'la mücadeleyi yanlış bulmuyorsanız PKK'yla olan mücadeleyi hangi akademik gerekçeyle yanlış buluyorsunuz. Bir insan olarak soruyorum; hayatınızda hiç terör örgütü tarafından yetim bırakan çocukların elinden tuttunuz mu, onların acısını hissettiniz mi? Bir başbakan olarak söylüyorum, terör örgütün dağa kaldırdığı her çocuk için ben üzülüyorum. Keşke onları anfilerde, konferans salonlarında, kitapçılarda görme imkanı olsa. 

Siz bu bildiride bir şehit yetimi çocuğunun acısını gördünüz mü, o acıyı hissettiniz mi? İşte aramızdaki fark bu. Suç işleyen dahi olsa biz herkese merhametimizi gösteririz. Bugünkü sokağa çıkma yasaklarının uzamasının sebebi budur. Sivil zayiata izin vermeyin diye talimatımız vardır. Teröristlere karşı ne kadar kararlıysanız, vatandaşlarımıza karşı o kadar merhametli olacaksınız diyoruz. 

Bildiride hiçbir şekilde insani vicdanın gereği olarak terör örgütünün katlettiği vatandaşlarımızla ilgili olarak tek bir satır, tek bir ima, yürekten gelen tek bir his görmüyoruz. Bildirinin hedefi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti değil sadece, Türkiye'deki kamu düzenidir. Kamu düzeni devre dışı kalsın isteniyor. Hiçbir hesap vermeyecek olan teriröstlerle eşitlensin istiyorlar. 

Sadece PKK'nın hakim olduğu bir düzene izin verilmesini demokratik mi buluyorsunuz? Cizre'de güvenlik güçlerimiz çekilse, Cizre'yi biz bu alçaklara, teröristlere terk mi edeceğiz? Tek vatandaşımızın gözünden bir damla gözyaşı dökülmemesi için her şeyi yaparız. Bu ülkenin bir santimetre karesinde herhangi bir fiili durumun oluşmasına izin vermeyiz. 

Silahla demokrasi yanyana olmaz. İşte Meclis'te herşeyi söylerler. Ama meşru düzende kimse silahı eline alamaz. PKK'nın sadece başka görüşe mensup olduğu için sivil vatandaşlarımızı maruf bıraktığı işkenceleri de destekliyor musunuz? Bir kısmını şahsen tanıdığım yurtdışında yaşayan akademisyenler bu bildiriden haberleri oldular mı? Türkiye demorkrasiyle yöneütilen hukuk devletidir. Bütün vatandaşlarımızın hukukunu korumak hükümetimizin yegane görevidir.