ZİYNETİ KOCABIYIK

Başarılı bir tıp doktoru, başarılı bir yönetici, iyi bir anne, güzel bir kadın ve başarılı bir iş kadını… Bir insanı övmek için ardı ardına kolaylıkla sıralanabilen bu sıfatlar Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak’ta tam anlamıyla karşılığını bulmuş durumda. Yıllar önce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Kadın Doğum Anabilimdalı Başkanlığı görevine getirildiği dönemlerde tanıştım Prof. Dr. Kavak’la… Bir kere çok farklıydı. Farkı, o dönemlerde “en genç kadın cerrahi profesörü” unvanını almış olmasından, bir üniversite hastanesinde cerrahi branşlardaki ilk kadın anabilim dalı başkanı olmasından, hemen ardından tıp fakültesinin ilk kadın başhekimi olmasından ve yurt dışındaki vizyonel birikimini hastaneye taşımasından kaynaklanıyordu. Daha sonraki yıllarda girmiş olduğu yurt dışındaki bilimsel ve akademik çevrelerde gösterdiği başarılar, Türkiye’deki başarılarının da üzerine çıktı.  O dönemde siyasetinin önemli figürlerinden biri olan Cavit Kavak’ın eşi olmasına rağmen hiçbir zaman “Bakan eşi” sıfatıyla gündeme gelmedi. Çoğu zaman “Kavak” soyadının sadece bir benzerlik olduğu düşünüldü. 23 ve 15 yaşında iki erkek evlat sahibi. Büyük oğlu Mehmet bu yıl NewYork Syracuse Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Politik Bilimler bölümünden mezun oldu. Küçük oğlu Hasan ise lise son sınıf öğrencisi ve İşletme okuma isteğiyle üniversiteye hazırlanıyor. 
Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, bir süredir de iş kadını… 25 yıl önce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı’na bağlı olarak, Marmara Üniversitesi’ndeki profesörlerin özel hastalarına baktıkları bir hastane olarak kurulan Academic Hospital’i bir grup doktor arkadaşıyla birlikte satın aldı. Şimdilerde Academic Hospital’in Yönetim Kurulu Başkanı ve işletmecisi olarak, hastaneyi A sınıfı hastaneler grubuna sokmak için çaba gösteriyor. 
Kendisi dile getirmese de çok sayıda ünlünün bebeklerini dünyaya getiren Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak’a neden kadın doğumcu olduğunu soruyoruz. Aslında babasının isteği ile doktorluk mesleği seçtiğini söyleyen Prof. Dr. Kavak, kadın doğumu çok isteyerek tercih ettiğini belirtiyor. Sebebini de şöyle açıklıyor: 
Kadın doğum sonuç odaklı, enerjisi yüksek bir dal. Ayrıca doğum dünyanın en muhteşem olaylarından biri. Buna da katkı vermek beni mutlu etti hep. 
Kaç bebek dünyaya getirdiniz bugüne kadar?
1987 yılında tıpta uzmanlık sınavını takiben Zeynep Kamil Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde ihtisasa başladım. Saymadım ama o günden bugüne kadar yaklaşık 3000 bin bebek olmuştur.   

Birçok konuda size “ilklerin kadını” diyebiliriz herhalde…
İlklerin kadını olmayı bilmem ama bir Türk olarak bana mutluluk veren uluslararası çalışmalarım oldu elbette. 38 yaşında profesör oldum. Cerrahi bilimlerde bu kadar genç yaşta profesör olan belki de ilk kadındım. Bir üniversitenin cerrahi branşında  anabilim dalı başkanı olan ilk kadındım. Yurt dışında ise 2004 yılında Dünya Perinatoloji (Gebelik Bilimi) Derneği Yönetim Kurulu’na seçildim. Bu derneğe seçilen ilk Türk doktordum. 2 sene sonra bütün dünyadan sadece 30 üyesi olan ve kadın doğum alanında dünyadaki en saygın kuruluşlardan bir tanesi olan Uluslararası Perinatoloji Akademisi'ne üye seçildim. Buraya seçildiğim zaman da ilk ve tek Türk doktordum. 4 sene sonra da Dünya Bilim ve Sanat Akademisi'ne üye oldum. 2 sene sonra da Albert Einstein tarafından kurulan Dünya Bilim ve Sanat Akademisi'nin mütevelli heyetine seçildim. Bunlar benim en büyük mutluluk duyduğum olaylardandır. Bu arada yurt içinde ve yurt dışında birçok ödül de ardından geldi. 

 

EVDEKİ SORUMLULUKLARIMI EŞİME DEVRETTİM

Bir dönemin önemli siyaset adamlarından Cavit Kavak’la evli olan Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak:  “Eşimle gurur duyuyorum ama birinin eşi olarak anılmak bana göre değil.”

Çocuklarınız biraz babalarının izinden gidiyor gibi… Evde sizin gibi başarılı bir doktor figürü varken doktor olmayı hiç düşünmediler mi?
Aslında ben de onları yönlendirmedim. Bundan dört beş sene önce ‘tıp çok meşakkatli bir alan, aman tıp seçmesinler’ diye düşünüyordum. Şimdilerde biraz pişmanlık duyuyorum bunun için. Keşke biraz daha özendirici olsaydım.
Yönetici kişiliğiniz aileye de yansıyor mu? Nasıl bir annesiniz?
Ben de evde diğer anneler gibiyim. Çocukların herşeyiyle ilgilenmeye çalışırım. Ama itiraf edeyim çocukları yönetmek hastane yönetmekten daha zor. 
Siz bir politikacı eşisiniz… 
Eşim Cavit Kavak, Sayın Turgut Özal, Sayın Yıldırım Akbulut ve Sayın Mesut Yılmaz’ın danışmanlıklarını yaptı ancak şu anda emekli. Siyaseti bıraktı. Bugüne kadar çocuklarla ben ilgileniyordum. Artık evde eşim ilgileniyor.

O dönemlerde Cavit Kavak’ın eşi olarak fazlaca anılmadınız…
(Gülerek) Genellikle onu Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak’ın eşi olarak bilirlerdi. Ekşi Sözlük’te bile böyle yazıyor. Şaka bir tarafa ikimizin de kulvarları farklıydı ve herkes kendi alanında bir şeyler yaptı. Eşimle gurur duyuyorum ama kadın olarak birinin eşi olarak anılmak ve kendi kişiliğini ve başarı potansiyelini onun arkasına saklamak çok çirkin bir şey. Böyle bir şey üreten kendi çabasıyla bir yerlere gelen kadınlar için de hakarettir bence…

NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ ERDOĞAN’A VERİLMELİ

Sosyal sorumluluk projelerinde de görev alıyorsunuz. En son TİKAD’la mülteci kamplarını ziyaret ederek onlara destek verdiğinizi biliyoruz. 
Türkiye’nin başarılı kadınlarının üye olduğu Türkiye İş Kadınları Derneği’ni 10 yıl önce kurduk. Özellikle kadınlarla ve çocuklarla ilgili projeler yaptık. En son G20’de “Woman 20” de Türkiye’yi temsil ettik. Bunun dışında “Kadının barıştaki yeri”, “ Teröre hayır” gibi kampanyalar yaptık.  Şanlıurfa Suruç’taki Mülteci Kampları’nı üç defa üst üste ziyaret ederek oradaki yaşamı gözlemledik. İhtiyaç sahiplerine yardım götürdük.
Orada hayat nasıl?
Gidince gördüm ki, Türkiye mülteciler konusunda çok önemli bir şey yapmış. 2.5 milyon Suriyeli mülteci Türkiye’ye alınarak can güvenliği sağlandı. Kamplar da çok iyi koşullarda yaşıyorlar. Sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri ayaklarına gidiyor. Türkiye hiçbir dünya ülkesinin yapmadığı bir şeyi yaptı. Geçtiğimiz günlerde Merkel’in Nobel Barış Ödülü’ne adaylığı gündeme gelmişti. Ancak bence mültecilere yaklaşımından dolayı Nobel Barış Ödülü Sayın Erdoğan’a verilmelidir. 

PATRONLUK NEREDEN ÇIKTI BEN DE ANLAMADIM

40-50 yaş arası akademik çalışmalarla geçmiş. 50’sinden sonra da patron oldunuz?
(Kahkaha atarak) 50 yaşından sonra da özel hastaneci oldum. Bazen nereden geldi bunlar başıma diye düşündüğüm de oluyor. 
Nereden geldi?
Academic Hospital 25 yıllık bir hastane… Marmara Üniversitesi hocalarının hasta baktığı bir kurum. Belki de Türkiye’de hiçbir özel hastanede bu kadar çok profesör doktor yoktur. Şimdilik 55 profesör görev yapıyor. Sadece anabilim dallarında değil spesifik alanlarda da profesör öğretim üyelerimiz var. Son dönemlerde mali krize düşünce bir grup doktorla birlikte hastanenin %50’sini satın aldık. Yarısı hâlâ Marmara Üniversitesi Vakfı’na ait. Hastanenin yönetim kurulu başkanlığını ve işletmeciliğini yapıyorum. Hastanenin yanındaki binayı da aldık. Birinci sınıf otelcilik hizmeti ile hastaneyi A grubu hastane haline getireceğiz. Harvard Üniversitesi ile iş birliklerimiz de var. Hastaneyi bu yıl yenilenerek hizmete açılacak.  

GÜNE MAYDANOZ SUYU İLE BAŞLIYORUM

Klasik bir profesör görüntüsünden farklı, güzelliğine önem veren ve bakımlı bir kadınsınız. Güne nasıl başlar? Ne yer ne içersiniz?
Aslında 50 yaş kadını nasıl olmalı diye bir kitap yazma hazırlığım var. Kendi yaptıklarımdan da yola çıkarak pratik öneriler sunuyorum. Ben ne yapıyoruma gelince… Güne aç karnına içtiğim 1 bardak maydanoz suyu, 1 bardak alkali su ve 2 kaşık balla başlıyorum. Bal mideme iyi geliyor ve direncimi artırıyor. Maydanoz suyu ve alkali su böbrekleri yıkıyor.  Kahvaltıda 1 haşlanmış yumurta, beyaz peynir, domates, salatalık ve 1 dilim tahıllı ekmek yerim. Asla beyaz ekmek yemem. Saat 11 gibi taze sıkılmış elma, nar ya da havuç suyu içerim. Öğlen de hastanede yerim. Mutlaka yoğurt, et menüde bulunur. Öğlenden sonra 3-4 tane ceviz atıştırırım. Akşam yemeği yemem.