ZİYNETİ KOCABIYIK

Tüp bebek tedavisinde doğru embriyoyu seçebilmek için kullanılan genetik ayıklama yönteminin giderek daha fazla uygulanmaya başladığı ve bunun sonucunda seçilen embriyoların transferi ile yüksek oranda gebelik elde edilebildiği bildirildi. Dünyaca ünlü tüp bebek uzmanlarının kısırlık tedavilerindeki en son gelişmeleri tartıştığı “Yardımla Üreme Tekniklerinde Mükemmellik  Sempozyumu” Nevşehir’de yapıldı.
TEKRARLAYAN DÜŞÜKLERDE ETKİLİ
Tüp bebek tedavilerinde laboratuvar işlemlerinin çok önemli olduğunu belirten Hacettepe Üniversitesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum AD, Üreme Tıbbı ve İnfertilite Ünitesi Öğretim Üyesi ve Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, laboratuvardaki gelişmelerin anne baba olma şansını artırdığını söyledi. Uzun süredir kullanılan ve Preimplantasyon Genetik Tanı olarak adlandırılan sağlıklı embriyoyu seçmeye yönelik işlemin laboratuvardaki yeni teknikler sayesinde mükemmele yakın şekilde geliştiğini bildiren Prof. Dr. Yaralı, “Gebeliğin oluşmamasının en önemli sebeplerinden biri  transfer edilen embriyonun sağlıksız olmasıdır. İyi embriyoyu şekline bakarak gözle belirlemek hata payını yükseltir. Çünkü nasıl çok güzel bir kadın ya da çok yakışıklı bir erkek kötü yürekli olabilirse, iyi görünümlü bir embriyo da gebelik oluşturmayabilir. Bu nedenle embriyodaki kromozomları inceliyoruz. Daha önceleri daha az sayıdaki kromozomu tarayabiliyorduk. Bu yüzden bozuk kromozomları gözden kaçırabiliyorduk. Artık 46 kromozomun tamamının incelenebildiği yeni genetik ayıklama yöntemi ile sağlıklı embriyolar seçilebiliyor. Next Generation Sequencing (NGS) adı verilen bu yöntemle ileri anne yaşı, tekrarlayan düşükler gibi sebeplerle anne baba olamayan çiftler de çocuk sahibi olma şansını yakalayabiliyor” dedi.
EMBRİYOYA BİYOPSİ
Genetik ayıklama ile ilgili en son bilimsel bilgilerden birinin de embriyoya biyopsi günü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yaralı, “Daha önce embriyoya 3. gün biyopsisi yaparak kromozomlardaki anormallikleri yakaladığımızı düşünüyorduk.  Ancak 3. gün biyopsisinin hataları yakalamada yeterli olmadığını ve embriyoya zarar verdiğini gördük. Öğrendik ki, 5., 6. ve hatta 7. gün biyopsisi embriyoya zarar vermiyor ve sağlıklı embriyoya ilişkin gerekli işaretleri veriyor” diye konuştu.
HEDEF TEK EMBRİYO TRANSFERİ
Kısırlık tedavilerinde hedefin eve canlı bebek götürme oranlarını artırmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hakan Yaralı, “Hiç istemediğimiz ikiz gebelikleri önlemek için gebelik elde edebileceğimiz en doğru embriyoyu transfer etmek gerekiyor. Bunun için de Preimplantasyon Genetik Tanı yapmak çok değerli. Şu anda biz embriyolara biyopsi yaparak bunu anlıyoruz. İleriki yıllarda belki hiç biyopsi yapmadan, doğru embriyonun seçimi ve onun doğru şekilde rahim içine konulması mümkün olacak. Böylece şu an elde ettiğimiz gebelik oranlarından daha yükseğini yakalama şansı olacak” dedi.

Anne olmak için ideal yaş 26-29 

Kadına ait en önemli kısırlık sebeplerinden birinin anne yaşı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hakan Yaralı, anne olmaya en uygun zamanın 26-29 yaş arası olduğunu bildirdi. Kadınlarda yumurta miktarı ve kalitesinin yaşla birlikte düştüğüne işaret eden Prof. Dr. Yaralı, “36-38 yaşındaki kadının yumurtalarının yüzde 50’si sağlıksızdır. 45 yaşına geldiğinde bu oran yüzde 100’e çıkarabilir. Bunlar sağlıklılar gibi gözükürler. Çok güzel embriyo olurlar ama gebelik elde edilemez. Kız bebekler anne karnında iken henüz 5 aylık oldukları dönemde 7 milyon yumurta hücresine sahiptir. Doğmadan bunların 6 milyonunu kaybederler ve 1 milyon yumurta ile dünyaya gelirler. 35 yaşına ulaştıklarında yumurtaların sadece yüzde 25’i kalır.  Hem sayı hem de kalite düşünce ileri yaştaki kadınların anne olma şansı azalır. Anne olma imkanının en yüksek olduğu yaş 26-29 arasıdır. Bu konuda yanlış bilinen bir şey de genç kadınların daha kolay çocuk sahibi olabileceğidir. Oysa yumurta kalitesi 25 yaşından önce de tıpkı 35 yaşından sonraki dönem gibidir” dedi. Prof. Dr. Yaralı, kadınlarda sigara içimi, gereksiz yumurtalık cerrahileri ve çikolata kisti adı verilen hastalığın da kısırlık sebebi olduğunu ifade etti.

Sigara ve şişmanlık babalığa engel

Baba olmanın en büyük düşmanının sigara ve şişmanlık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yaralı, “Erkeklerde baba olma kabiliyeti ergenlikle başlar, ölene kadar devam eder. Ancak bazı çevresel faktörler erkeklerde kısırlığa sebep olur. Bunların başında tütün ve tütün ürünlerini kullanmak gelir. Şişman olmak da baba olmayı engeller. Erkekler için sıcak da önemli bir risk faktörüdür. Fırın, cam atölyesi, demir atölyesi gibi çok sıcak ortamlarda çalışanlar, sıcak banyo yapanlar ve dar pantolon giyenler de kısırlık riski altındadır” dedi.