ZİYNETİ KOCABIYIK

Kanser tedavisinde son yıllarda baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. Moleküler alanda meydana gelen gelişmelere paralel olarak bağışıklık sistemi ve kanserin biyolojisi hakkında bilinenler arttıkça, bağışıklık sisteminin tümörle mücadelesinde elini güçlendiren metotlar tedaviye katıldı. İmmünoterapi adı verilen bu yöntemler, bazı kanser türlerinde dördüncü evre denilen ve hasta için yapacak hiçbir şeyin kalmadığı aşamada tam şifa sağlıyor.

KANSER ARAŞTIRMACILARI TÜRKİYE’DE
Türkiye’de ilk defa düzenlenen ve dünyanın önemli kanser araştırma merkezlerinden uzmanlarının bir araya geldiği PRİMO 2018 Kongresi Nevşehir’de gerçekleştirildi. ABD’den Katar ve İtalya’ya, Belçika ile Slovenya’dan Türkiye’ye kadar dünyanın pek çok ülkesinden araştırmacı doktor bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaştığı “immünoonkoloji” tedavilerindeki gelişmeleri paylaştı.

SON EVRE HASTALIKTA TAMAMEN İYİLEŞME SAĞLANDI
 İmmünoonkoloji kavramı ile beraber kanser tedavisinde hastalık evresi ne olursa olsun kişiye tam şifa sağlama kavramının gündeme geldiğini söyleyen Kanser İmmünoterapisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Medikal Onkoloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Burçak Karaca kanser tedavisinin başarısının evresine bağlı olduğunu hatırlatarak “Erken evre olursa bazı kanserlerde tam iyileşme sağlanır. Ancak bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde kanser genellikle ileri evrede yakalanır. İleri evrede yakalandığında bizim temelde şimdiye kadar yaptığımız şey, hastanın kalan ömrünü mümkün olduğunca kaliteli şekilde yaşamasını sağlamaktı. Ancak immüno onkoloji ile artık bambaşka bir kavram hayatımıza girdi girdi. Hastalık evresinden bağımsız olarak bizim bütün kanser tedavisine bakışımız değişti, yeniden şekillendi.  Kanser ileri evre bile olsa hastaya tam şifa sağlayabilecek, bağışıklık sistemini hedef alan bir grup tedavi gündeme geldi. Bu tedavi şu anda melanom (deri kanseri), akciğer, mesane, böbrek hücreli kanser, üçü negatif meme kanseri, hodgin lenfoma, beyin tümörü ve lösemilerin bazı tiplerinde son derece iyi çalışıyor” dedi.

Elektro kemoterapi
Avrupa’nın en fazla melanom hastası gören saygın merkezlerinden birisi G. Pascale Tümör Enstitüsünden Prof. Dr. Antonio Grimaldi özellikle melanomda  (öldürücü bir deri kanseri türü) yenilikçi tedaviler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bu tedavilerden birinin de, İtalya’da geliştirilen ve Avrupa’da 45 merkezde 20 yıldır kullanılmakta olan elektro kemoterapinin, immünoterapi ile birlikte uygulanması olduğunu söyleyen Dr. Grimaldi “Melanomda  4. evre yani hiçbir tedaviye cevap vermemiş, tıbbın ‘artık yapacak bir şey yok’ dediği hastalarda tam şifa elde ettik” dedi. Elektro kemoterapinin özel olarak geliştirilmiş bir cihazla uygulandığını anlatan Dr. Grimaldi “Hastaya kemoterapi ilacı verdikten 8 dakika sonra elektroporasyon cihazının probu ile kanserli bölgeye yüksek voltajlı elektrik veriliyor. Bu uygulama kemoterapi ilacının ilgili bölgede 10 bin kat yüksek konsantrasyonda toplanarak tümörü tamamen tedavi etmesini sağlıyor. Elektro kemoterapi, özellikle melanom, kaposi sarkomu, skuamoz hücreli cilt kanseri ve her türlü kanserin deriye metastazında cilde uygulanarak yapılıyor. Elektro kemoterapi deneysel olarak Slovenya’da organ tümörlerinde de kullanılıyor. Cerrahi olarak uygulanan yöntem böbrek kanserinde, karaciğerin birincil tümörlerinde, pankreas kanserinde ve kolon kanserinin karaciğer metastazında etkili oluyor” dedi.

Millî kanser ilacı üretebiliriz
Bağışıklık hücresinin çeşitli mekanizmaları kullanarak saklanan ve büyüyen kanser hücresini bularak yok etmesi mantığına dayanan immünoterapinin çeşitli yöntemlerle yapıldığını anlatan Doç. Dr. Burçak Karaca, bunları şöyle sıraladı:
∂ Vücudumuzda bağışıklık sisteminin T hücreleri, kanserle mücadele ediyor. Bazen T hücrelerinin tümörü tanımasını sağlayan mekanizmalar el freni çekilmiş araba gibi etkisiz hâle gelir.  T hücrelerinin üzerindeki fren mekanizmalarını etkisiz hâle getiren antikorlar üretildi. Bunları damardan vererek, bağışıklık sisteminin tümörü tanımasını sağlıyoruz. Bu ilaçlar ülkemizde var.
∂ Bu metotta kişinin tümörünü alıyor ve içerisinden özel bir proteini ayrıştırıyoruz. O proteini kişiden aldığımız bir bağışıklık sistemi hücresi ile birleştirerek,  bağışıklık sisteminin tümörü tanımasını sağlıyoruz. Daha sonra bir solüsyonla bunu kişiye geri veriyoruz. Bu tedaviler aşı olarak adlandırılıyor. Ülkemizde uygulanmıyor.
∂ Bu tedavide sitokin adı verilen ve bağışıklık sistem hücrelerinin sayısının artmasına yol açan bazı büyüme faktörlerini damar yoluyla dışarıdan veriyoruz.  Bunlar interferon ve interlökin 2 tedavileri deniyor.
∂ CAR T CELL: Bu metot, genetiği ile oynanmış ve  tümörün dış yüzeyindeki bazı belirteçleri görmek için kodlanmış T hücrelerinin kişilere verilmesi ile kanseri tedavi ediyor. Tamamen mühendislikle, laboratuarda yapıları değiştirilmiş hücreler tümörle savaşıyor. ABD’de ve Avrupa’da uygulanan bu tedavi henüz ülkemizde yok. CAR T CELL, özellikle ALL adı verilen lösemi türünün kaderini tamamen değiştirmiş durumda.
BİLGİ EKSİĞİMİZ YOK
 Doç. Dr. Karaca “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı. Yurt dışında geliştirilen antikorları alıyoruz. Eğer bu ilaçlarda dışa bağımlı yaşarsak bir süre sonra ekonomimizin bunu çevirmesi mümkün değil. Mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız. Teorik bilgi anlamında eksikliğimiz yok, fiziki altyapımız ve yeterli kaynağımız var. Tek eksiğimiz yeterince liyakatli insanı bir araya getirip çalıştıramamak” dedi.

Akciğer kanserinde ilk seçenek olarak deneniyor
Amerika St. Luke’s Kanser Merkezi ve Temple Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sanjiv Agarwala immünoterapi tedavilerinde şu ana kadarki en büyük başarıyı cilt kanseri melanomda elde ettiklerini belirterek. “Geçmişte metastatik dediğimiz yayılmış melanom tümörüne sahip hastalar kesinlikle ölüyorlardı, sağ kalış başarı oranı sıfırdı. Artık metastatik melanoma sahip hastalar 15 yıldan fazla yaşayabiliyorlar. İmmunoterapinin yan etkileri kemoterapiye göre daha az ve hastaların hayat kalitesi çok daha yüksek” dedi.
İmmünoterapinin her yaşta kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Agarwala “Geçmişte akciğer kanseri olan hasta önce kemoterapi ile tedavi ediliyor ve işe yaramazsa bir daha kemoterapi alıyor, bu da hastanın durumunu iyice ağırlaştırıyordu. Artık kemoterapi işe yaramazsa alternatif olarak immunoterapi uygulanıyor. Hatta daha deneysel bir çalışma olarak akciğer kanserinde kemoterapi yerine doğrudan immunoterapi tedavisine başlanması söz konusu. Böylece, kemoterapinin getirdiği tüm yan etkiler yok oluyor. Çalışmalarımız akciğer kanserinde immunoterapinin kemoterapinin yerini alabileceğine dair ümit vaad ediyor” dedi.

Deneysel tedavi hayatını kurtardı
Türk doktorların cilt kanserinin son evresindeyken iyileştirdiği 37 yaşındaki İzmirli Alper Kurt’un kanserle tanışması 2011 yılında oldu. Sol ayak bileğinde fark ettiği benden şüphelenen Kurt şirket doktoruna gitti. Doktoru onu 9 Eylül Üniversitesine gönderdi, testler yapıldı ve son derece öldürücü bir kanser olan malign melanom teşhisi kondu.  Kurt, hemen ameliyat edildi, lenf bezleri temizlendi, kalçadan ve bacaktan deri nakli yapıldı. 48 hafta tedavi gördükten sonra testler iyileştiğini gösterdi. Alper Kurt’a 3 ayda bir kontrole gelmesi söylendi. Ancak 2015 yılında sol ayak bileğinde aynı bölgede yeniden ben oluştu. Kanser nüksetmişti. Hemen ameliyata alındı. Kemoterapi uygulandı. Her şey başta iyi giderken, bacağındaki benler birden çoğalmaya başbaşladı. İlk defa dizinin üzerine ve ayak tabanına da sıçramıştır. Sol bacağının üzerinde sayıları yüzü aşan benler, ona büyük acı veriyordu. Tek başına hareket edemez hâle gelmişti. Alper Kurt, cilt kanserinin son evresindeydi ve artık yapılacak bir şey kalmadığı, bazı hastaların tedaviye cevap vermediği söylenmişti. En azından acılarının azalması için ayak tabanındaki tümörlerin alınması için estetik cerraha gitti. Yapılan operasyonla ayak tabanındaki benler alındı. Durum o kadar umutsuzdu ki alınan lezyonlar patalojiye gönderilmedi. Gözünün önünde çöpe atıldı.

HAYATA BAĞLANDI
Bunun üzerine “Havlu atmaya niyetim yok” diyen Kurt, internette bütün tedavi imkânlarını araştırdı. Bu süreçte onkologları Alper Kurt’a Doç. Dr. Burçak Karaca tarafından uygulanan deneysel bir tedavi olan elektrokemoterapiden bahsettiler. Kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünen Alper Kurt, tedaviye başladı. Üç tedavi aldıktan sonra kanseri tamamen temizlenmişti. Yeniden hayata bağlanan Kurt yaşadığı süreci şöyle anlattı: “SGK’dan özel izinle kullanılan bu ilacı almak için ilk 2 seansta birer gece hastanede kaldım. Üçüncüsü lokal anestezi ile yapıldı. Tek başıma gittim ve tedaviden yarım saat sonra da arabama bindim evime döndüm.  Şu anda çok iyiyim. Umarım bundan sonra da her şey yolunda gider.”