Yoğun bakımı hem hasta hem de hasta yakını olarak her yönüyle yaşadığını anlatan Sofuoğlu “Kaza geçirdikten sonra yoğun bakımda yattım. 3,5 aylık oğlum beyin kanaması geçirdi ve yoğun bakım müdahalesiyle hayatta kaldı. 3 ay yoğun bakım kapısında bekledik. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, kapıda beklemek hasta olmaktan çok daha zor. Belki İstanbul’da yaşanmıyordur ama diğer yerlerde yoğun bakımda yer sıkıntısı yaşanıyor” diye duygularını dile getirdi. Afet, trafik kazaları, ev ve iş kazalarının sıklıkla yaşanmasından dolayı maalesef ülkemizin bir travma ülkesi olduğunu söyleyen Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Uyar da “Yoğun bakım hizmetlerine ihtiyaç her geçen gün artıyor. Yoğun bakımları, hastanelerin kalbi veya bel kemiği olarak adlandırabiliriz. Çünkü diğer tüm kliniklerde tedavi edilemeyen hastalar yoğun bakıma ihtiyaç duyuyor” diye konuştu.