ZİYNETİ KOCABIYIK

İnternet ve teknoloji bağımlılığı, diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin bağımlısı olduğu teknolojik ürüne ulaşamadığında ‘yoksunluk’ yaşadığı bir durum olarak tarif ediliyor. Anne babalar ne kadar inkâr ederse etsin, hemen hemen her evde bir bağımlı ya da bağımlı adayı var. Teknoloji bağımlılığı çocuklar arasında hızla yükseliyor. Bütün bağımlılıklarla mücadeleyi ilke edinmiş Yeşilay’ın Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk’e göre Türkiye’de teknoloji bağımlılığı yüzde 3-4 civarında; bağımlılığın bir alt seviyesi olan ancak hayat kalitesini bozan ‘kötüye kullanım’ yaşayanların oranı ise yüzde 10-12 düzeyinde. Yeşilay’ın yaptığı bir çalışmaya göre 14 yaş grubu gençlerin yüzde 10’u teknoloji bağımlısı olabilir.

MADDE BAĞIMLILIĞI İLE AYNI
Bağımlılığın bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öztürk “Çünkü bağımlılığın beyinde bir karşılığı, genetik bir aktarımı var. Dolayısıyla bazı kişiler genetik olarak bağımlı olmaya müsait. Herhangi bir eylem ya da madde hoşunuza gittiğinde ondan keyif alıyorsunuz. Madde aldığınızda, maddenin verdiği kısa süreli bir hoşluk durumu sayesinde beyindeki ödül merkezi uyarılıyor. Ödül merkezi ‘tamam’ diyor ‘bu güzel bir şey, buna devam et’… Sen buna devam ederken, süre de artmaya başlıyor. Önce 10 dakika ise, daha sonra 1 saatte keyif almaya başlıyorsunuz, 1 saat ise bir dönem sonra 3 saatte keyif almaya başlıyorsunuz. Bu durum madde için de geçerli. Önce 1 gram alıyorsunuz çok hoşunuza gidiyor. Aynı etkiyi elde etmek için zamanla 3-5 grama yükselmek zorunda kalıyorsunuz. Toksik doza düşüyor ve belki de hayatınızı kaybediyorsunuz” dedi. Teknolojide de, maddede bağımlılığında da temel noktanın haz ve yoksunluk duygusu olduğunu anlatan Prof. Dr. Öztürk “Özellikle oyun bağımlılığında, teknoloji bağımlığının içinde rekabet var, yarışma var, haz alma var. Kumar için de aynı şey geçerli. İnsanlar kaybedeceklerini bile bile oynuyorlar ama acaba kazanacak mıyım, olacak mı olmayacak mı duygusu ile o heyecan adrenalin için devam ediyorlar. Aslında teknolojik aletler ve oyunlarda da temel mekanizma adrenalin deşarjı. Bu heyecanı yaşamayı durduramama…” dedi.

OYUN ENDÜSTRİSİ KARŞI ÇIKIYOR
Dünya Sağlık Örgütü’nün on-line kumar ve oyun bağımlılığını Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı toplantıda bir hastalık olarak tanımladığını ve bunun literatüre geçtiğini hatırlatan Prof. Dr. Öztürk “DSÖ’nün bir şeyi hastalık  önemli olay. Hele oyun bağımlılığı, kumar bağımlılığı için çok büyük yapılar var. Nasıl sigara ile ilgili tütün endüstrisi karşınızdaysa, oyunla ilgili de oyun endüstrisi  karşınızda. Bu alanda milyar dolarlar döndüğü için bu konuda yapılacak çalışmalara bir direnç var. Bu dirence rağmen Dünya Sağlık Örgütü adımını attı” dedi.

İÇİNE KAPANMA TEHLİKE SİNYALİ

İnternetin bir şey öğrenmek ya da haberleşmek için kullanılması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Mücahit Öztürk, özellikle gençler arasında normal kullanımdan bağımlılığa kadar giden ve içinde eğlencenin de bulunduğu bir süreç olduğunu belirterek, çocuklarda teknoloji bağımlılığının belirtilerini şöyle sıraladı:
¥ Yalnızca birkaç dakika diyerek saatler mi harcıyor?
¥ Güzel havada arkadaşlarıyla dışarıda oynamak, spor yapmak yerine tablette, bilgisayarda oyun oynamayı mı tercih ediyor?
¥ Elinden tablet, bilgisayar ya da cep telefonu aldığında kriz mi çıkarıyor?
¥ Son dönemlerde okul başarısında düşme ve karakterinde içe kapanma yaşadı mı?

BÜYÜKLERİN MERAKI PSİKİYATRİK PROBLEM
Çocuğu teknoloji bağımlılığından korumak için anne babanın örnek olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Mücahit Öztürk “Çocuğun kullanımına sınır koyarken onun yanında maillerinize bakmak, sosyal medyaya girmek ya da oyun oynamak için telefonu, tableti elinizden bırakmazsanız çocuğu da engelleyemezsiniz. Evde kimsenin telefona dokunmayacağı ortamlar oluşturmayı becerebilmeniz gerekir. Büyüklerin teknoloji kullanımı çoğu zaman psikiyatrik problem hâline gelmiş durumda. İnsanların sosyal medya toplumu içinde bu kadar kendini göstermeye, var etmeye çalışması bir tür kişilik bozukluğu. Ayrıca bu kadar gereksiz ve anlamsız, haber, iletişim ve dedikodu merakı da aslında sağlıklı bir ruh hâlinin belirtisi değil” dedi.  

BIRAK EVİ DAĞITSIN AMA EKRANDAN UZAK KALSIN
Teknolojinin, bağımlılık yapan diğer maddelerle farkının, hayatın içinde ve kullanımı normal bir kavram olması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mücahit Öztürk, anne babalara çocuklarını teknoloji bağımlılığının tuzağından kurtarmak için şu tavsiyelerde bulundu:
Zamanı siz belirleyin: İki yaşından küçük çocukların internet, TV ya da bilgisayarla karşılaşması uygun değildir. Okul öncesi yaş grubu için günde 30 dakikayı geçmeyecek şekilde internet kullanımı yeterlidir. İlköğretimin ilk dört yılında ödev haricinde oyun ve eğlence için günlük 45 dakika zaman ayrılmalıdır. Sonraki yıllarda hafta sonu daha esnek olmakla birlikte günde bir saat kullanım uygundur. Lise çağında da günlük iki saat yeterlidir.
Oyun arkadaşı olun: Tableti elinden düşürmeyen çocuğa oyun alternatifi koyun. Büyük şehir çocuklarının en büyük eksiği oyun arkadaşlarının olmaması. Eve arkadaş çağırın. Tabletleri toplayın. Bırakın evi dağıtsınlar, hoplayıp zıplasınlar. Arkadaş bulamıyorsanız onun oyun arkadaşı olun.
Bırakmak istemiyor bahanesine kapılmayın: Zararlı olduğunu bildiğiniz başka bir maddeyi nasıl vermiyorsanız, seviyor diye teknoloji konusunda başıboş bırakmayın.