Hazırlayan: İrfan Özfatura

Durmuş Çalışkan tecrübeli bir mühendis. Uzun yıllar makine dizaynı üzerine kafa yorduktan sonra eline Cezeri’nin kitabı geçiyor. İşlerini oğullarına devredip, vaktini ünlü bilginin makinelerini yapmaya harcıyor. Cezeri’ye karşı beslediği hayranlığı sesinin tonundan belli olan Durmuş Bey, “onun asıl adı Bedi’üz-zeman Ebû Ell-İzz bin İsmail bin erRazzâz El Cezerî” diyor “yani zamanın bedii, Cezireli pirinççi Ebu Abdülaziz’in oğlu İsmail.” Dilerseniz biz ona kısaca Cezerî diyelim, öyle biliniyor zira. 
Ve devam ediyor Durmuş Hoca: Mâlum Cezire Güneydoğu Anadolu, Kuzey Irak ve Suriye arasında bir bölge. Kahramanımız orada doğuyor. 
MARİFET İLTİFATA TABİ
El-Cezerî’yi Diyarbekir Artuklu Sultanı El-Salih Nasirüddin Ebî’l-Feth Mahmud bin Muhammed bin Kara Arslan keşfediyor. Bu hevesli gence sarayında yer açıyor (Hicri 570) ve baş mühendis payesi veriyor. El Cezerî 25 yıl boyunca saatler, kilitler, şifreli sandıklar gibi sıra dışı parçalar üretiyor. 
Kelimenin tam manası ile bir makine mühendisi. İngilizce ifadesiyle mechanical engineering.  
Öyle büyük bir kabiliyet ki, konstrüktif çalışmaları ile benim diyen mühendisleri bile hayrete düşürüyor. 
Biliyorsunuz o devirde mekanik saatler pek gelişmiş değil El Cezeri de su ve mumla çalışan saatler yapıyor. Güneş saatine de bakıp zamanı anlayabilirsiniz ama bunlar çıkardıkları sesler ve hareketlerle sizi ikaz ediyor. 
Nehrin akıntısı ile çalışan çift silindirli bir pompası var, on metre yükseğe su çıkarabiliyor. 
MÜHENDİS GÖZÜYLE BAKSA
El Cezeri’ye yabancıların da ilgisi büyük ama onlar oryantalist gözüyle bakıyorlar. Mesela Donald Hill adında bir Profesör El Hiyel kitabını İngilizce’ye çeviriyor. Evet bir şekilde tanınmasına vesile oluyor ama sadece 4 buluşundan haberdar. Benim tespitlerime göre El Cezeri’nin yapısal dizayn hususunda 15, yapım metodu hakkında 10 ve mekanik sistemlere kazandırdığı 17 buluş var. Yani 4 değil 44.
Mühendis gözüyle bakabilse o da görecekti oysa.
El Cezeri’nin hakkı yenmesin ama abartanlar da hata ediyor, onun mesnetsiz methiyelere ihtiyacı yok. Bunlar onu büyütmüyor. 
Tamam biz lise ve üniversitede aritmetik, fizik, geometri eğitimi aldık gerekli prensipleri öğrendik. Ama adım gibi eminim ki El Cezeri de bu bilgilerin farkında. 
Hidrolik ve pnomotiğe hakim olduğundan şüphe yok. Suyun debisinin düştüğü yükseklikle olan oranlarını da biliyor. Arşimet prensiplerinden haberdar. Moment dengelerini biliyor, kuvvet birimlerini, uzunluk ölçülerini, açıları kullanıyor. Astronomiden de istifade ediyor. Cerrahlar için yaptığı aletler tebabetten de nasiptar olduğunu gösteriyor. 
SIRA DIŞI VE ŞAŞIRTICI   
Ve inanın çok iyi bir matematikçi. Bu aletleri hesap yapmadan gerçekleştirmek mümkün değil. Evet deneye yanıla da olabilir ama bir ömür gider bir parçaya. 
Ve o arada bir ıslık sesi ile irkiliyoruz. Durmuş Hoca gülüyor, “bu Cezeri’nin saatlerinden biri” diyor, sandala ufak ufak su doluyor ve vakit gelince batıyor. Bu arada sıkışan hava kayıkçının kavalından çıkıyor. 
Bu makineler pilin elektriğin olmadığı devirlerde yapılmış ve kusursuz işliyor. 
Mesela sultan için yaptığı murassa sandık şifreli. Açabilme ihtimaliniz ne biliyor musunuz? İki trilyonda bir. 
El Cezeri’nin yaptığı aletler ne yazık ki kaybolmuş gitmiş. Çünkü ince ve hafif malzemeler. Hoş mukavim olsa ne fayda, Moğollar yakmış yıkmışlar. Diyarbakır Sur’da Artuklu Sarayı olduğunu biliyoruz ama onun bile izi yok.
Kalıntılar arasında saray kapısına ait bir parça buldular, pirinç üzerine bakır döküm. Maden üstüne maden dökmek metalürjinin zirvesi. 
Demek ki El Cezeri dökümcülüğe de yenilikler getiriyor. 
SULTANIN KALİTESİ ORTADA
El Cezeri nasıl bir çocukluk geçirdi, hangi medresede okudu bilmiyoruz ama meraklı bir genç olduğunu tahmin edebiliriz. Eğer sultan teşvik etmese bunları yapamazdı. Demek ecdat bilim ve sanata ehemmiyet veriyor.
Aslında bizim bilginlerimizin kitap yazmazlar, “yaa bunlar ne ki” der, tevazu yaparlar. Eğer sultanın net açık emri olmasa bu kitabı da (Kitab el-câmî beyn el-ilm ve el-amel en-nafi fi sınâat-il hiyel) yazmayacaktı ihtimal. 
Kitabında aritmetik hesaplara yer vermemiş. Ben zaten sizin için kolay yapılabilecek olanları topladım diyor. Demek ki çok daha girift makineleri var. 
Cezeri Türk müdür, Kürt müdür bilinmiyor. Kürtler çok önemsiyor. Keşke öyle olsa da Diyarbakır’ın çocukları onu örnek alsalar. 
Kitabın aslı Arapça bu yüzden Araplar da sahip çıkıyor. 
Bizim topraklarımızda bizden birileri böylesi makineler yapmışlar. Bunun gençlerimize moral ve güven vereceğine inanıyorum, belki ilme merakları artar. 
O NASIL YAPTIYSA
El Cezeri sibernetik ilmine de çok şey katıyor. Sibernetik, sistemin kendi kendine çalışıp, kendini kontrol etmesi. Anlatılması anlaşılması zor bir dal, bilimlerin bilimi deniyor. 
El Cezeri’nin torna kullandığını biliyoruz, yine satıhları zımbalayarak parçayı parçaya oturtuyor, bu konuda çok hassas, sızdırma yaptırmıyor asla.
Biz bu işe parçaların teknik resimlerini çizerek başladık. Bunları ustasına verirsin yapar ama neye yaradığın bilirse daha iyi yapar. Bu yüzden nezaret ediyoruz onlara. O devir usulleri ile imaline bilhassa dikkat ediyoruz. Bakırı döverek şekillendiriyoruz mesela. Yoksa üç boyutlu tarayıcılar var, CNC tezgâhlar var, pat diye çıkarırlar icabında. 
Bu güne kadar kendi kaynaklarımızla yürüdük. Sırf yanlış yapmamak adına vakit harcadık. Piyasada lastikten plastikten El Cezeri aletleri görüyoruz, pille, elektrikle hareket ediyorlar. 
Biz ise aslına sadık kalmaya çalışıyoruz, suyla çalışanı suyla çalıştırıyoruz, havayla çalışanı havayla.  
Ve bütün bunları bir müzede toplamak istiyoruz. Gezici sergilerle Paris’te ve Londra’da tanıtabilirsek ne ala. Çok iyi bir imaj olur ülkemiz adına. 


Makine imalatçısı Mühendis Durmuş Çalışkan Cezeri’nin kitabındaki saatleri, sandıkları kilitleri bire bir aynı malzeme ile yapıyor ve çalıştırıyor.    

Esnek bakırdan imal edilen açı cetveli düz satıhta olduğu gibi küre üzerinde de çalışabiliyor.


KİTAPTA NELER VAR
Ünlü bilginimizin eseri “Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri” adıyla Türkçe’ye kazandırıldı. Bu kitapta; Cezeri’nin yapmış olduğu su saatleri, mum saatleri, ziyafetlerde kullanılan kaplar ve ibrikler, el yıkama ve abdest alma aparatları, kan almada kullanılan ölçme aletleri,  çeşitli robotlar, ziraatle uğraşanlar için su terfi araçları, pompaları çalıştıran makineler, fıskiyeler, metal döküm teknikleri özenli çizimlerle anlatılıyor. 

 

SANİYE ŞAŞMADAN
Cezeri’nin saatleri içinde en ünlüsü filli olanı. Ünlü bilginin tarcehar adını verdiği kab altındaki delikten su alıp doldukça alçalıyor ve kâtip elindeki çubukla dakikaları gösteriyor. Kap tamamen dolunca batıyor yılan zümrütü anka kuşunu yutmak için ağzını açıyor bakır kürelerden biri yuvarlanıp boğazını tıkıyor, yılan kürenin ağırlığı ile eğiliyor top vazolardan birine düşüyor gong sesi çıkıyor. Yılan başını kaldırınca kâtip yerini ve yönünü değiştiriyor. Kürenin hareketi bitmiyor, filin boyun boşluğundan göğsüne yuvarlanıyor, seyis elindeki çekici zile vuruyor. En uzun günün 14 buçuk saat olduğunu hesaplarsanız bu hadise 29 kere tekrar ediyor.