Ahnef, Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem zamanında müslüman olmuş, fakat Efendimizi görmekle şereflenemediği için eshabdan olamamıştı. Medine’ye gelince halifeyi sordular. Hazreti Ömer’i beytülmâle ait develeri tımar ederken gördüler. Ahnef’le kucaklaşan Halife-i Müslimin: “Ya Ahnef! Abanı çıkar ve yanıma gel. Şu iki zayıf deveyi tımar ederken bana yardım et. Bunlar huysuzluk ediyorlar. Bakmazsam iyice düşecek, uhdeme emanet edilmiş bu hazine malları heder olacaktır” dedi. Ahnef’le birlikte gelmiş olanlar, bir halifenin bu derece mütevazı hâline akıl erdiremiyorlardı, içlerinden biri: “Ya Emîre’l-Mü’minin; hizmetçilerinden birine emretseydin de bu işleri yapsaydı ya?” dedi. Halife şu cevabı verdi: “Benimle Ahnef’den daha münasip hizmetçi bulunabilir mi? Müslümanların idare işini üzerine alan kimse, Müslümanların hizmetçisidir. Hizmetçi de, şu işi yaparım, şunları yapmam diyemez, deve tımar etmek dahi olsa, işleri tereddütsüz yerine getirir” buyurdu.