Peygamber Efendimiz dua buyurdular ve o altınları bitirinceye kadar, "avuç avuç gazilere dağıttılar". Hazreti Ali'ye sadece "Üç altın" verdiler. Diğer gazilere beşer onar avuç verirken, kendisine sadece üç altın vermesinin sebebini merak etti. Ama elbet bir hikmeti vardır diye düşündü. O gece rüyasında mahşer meydanını gördü. Herkesten, dünyada kazandığı malın hesabı soruluyordu. Nihayet sıra ona gelince;
"Yâ Ali! Sen de şu üç altının hesabını ver bakalım!" dediler. Hazreti Ali sıkıldı, bunaldı. Ve kan ter içerisinde uyanınca; "Çok şükür rüya imiş!" dedi. Sevinmişti. Sabah erkenden Resûlullah Efendimize koştu.
Efendimiz onu görünce, sordular:
"Yâ Ali! Ben mi anlatayım, sen mi anlatacaksın?"
"Allah ve Resûlü daha iyi bilir"
"Yâ Ali! Üç altının hesabını veremedin değil mi?"
"Evet yâ Resûlallah"
"Ya daha çok olsaydı ne yapacaktın?"
"Her yaptığın güzel, her işin hikmetlidir yâ Resûlallah. Canım sana feda olsun!" dedi ve sevinç içerisinde huzurdan ayrıldı.