Aylık İmsakiye
  • İmsak
  • Güneş
  • Öğle
  • İkindi
  • Akşam
  • Yatsı
43 Ramazan 1441
5 Haziran 2020 Cuma

Acem Meliki Perviz’e

Acem Meliki Perviz’e

İran Kisrâsı, Efendimizin şerefli mektubunu yırtar, “Bakın hele” der, “kullar, köleler kalkıp bana mektup yazıyorlar!”

Resûlullah Efendimiz şerefli mektuplarından birini de Kisrâ Perviz’e yollar.
O yıllarda Sasani İmparatorluğu Bizans’la birlikte dünyanın iki süper gücünden biridir.
Bizans ehli kitap olduğu için vahiy, melek, peygamber nedir bilir. Sasaniler ise Mecusi’dir.
O günlerde İran, gücünün zirvesindedir. Mısır, Yemen, Basra Körfezi ve Kuzey Arabistan ellerindedir.
Araplar dağınıktır, şehir devletçikleri ve kabileler hâlinde yaşarlar.
Hicretin 7. senesi
Muharrem ayı.
İbn-i Abbâs (radıyallahü anhüma) rivâyetine göre Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) şerefli mektuplarını Abdullah bin Huzâfe’ye (radıyallahu anh) teslim eder “Götür bunu Bahreyn hâkimine ver” buyururlar.
Emredildiği gibi mektubu Bahreyn hâkimine ulaşır. O da aracı olur, Abdullah bin Huzâfe’yi İran sarayına sokar, çıkarır Kisrâ’nın huzuruna.
Hazreti Abdullah, mektubu bizzat Kisrâ Perviz bin Hürmüz’e takdim eder.
Şehinşah (şahların şahı) kâtibini çağırtır, okutur: “Bismillahirrahmanirrahim!”Allah Resûlü Muhammed’den, Farsların büyüğü Kisrâ’ya!”
Bu hitap, Kisrâ’yı son derece hiddetlendirir, gerisini dinlemeden mektubu yırtar, “Bakın hele” der, “kullar, köleler kalkıp bana mektup yazıyorlar!”

ELÇİYE ZEVAL
Abdullah bin Huzâfe’ye de çıkışır, azarlar.
“Mülk ve saltanat bana mahsustur. Benim yenilgiye uğramak, tahtımı kaybetmek gibi bir endişem yok! Siz İsrailoğullarından daha güçlü değilsiniz. Ama Ben Firavundan güçlüyüm. Sizi derhal hâkimiyetim altına alırım. Şimdi üzerinize yürüsem. Söyle buna engel olacak ne var?”
Kısa bir sükût anı… Tekrar parlar: “Çıkarın şunu dışarıya!”
Abdullah bin Huzâfe, vazifesini yerine getirmiştir, içi rahat. Biner hayvanına, Medine yoluna...    Kisrâ’nın öfkesi bir nebze dinmiştir ki sorar. “Nerede o elçi?”
-Ayrıldı, Efendim.
-Bulun getirin!
Arar tarar bulamazlar.
Bu arada Hazreti Abdullah, Efendimize ulaşır, olanı biteni anlatır. Allahın Habîbi ellerini kaldırır.”Yâ Rabbi! O nasıl mektubumu parçaladı ise sen de onu ve mülkünü parçala!”

VALİSİNİN ELİYLE
Kisrâ, hırsını alamamış olmalı ki Yemen Valisi Bazan’ı (Târân) arar. “Medine’ye iki güçlü adam yolla, o peygamberlik davası güden şahsı bağlayıp getirsinler bana!“
Vali Bazan emir kuludur, denildiği gibi iki adamını Babeveyh ve Hurre Husre’yi Medine’ye yollar, ellerine damgalı bir kağıt verir, resmiyet kazandırır olaya.
Adamlar gelir Resûl-i Ekrem’in huzuruna çıkarlar. Hürmetkârdırlar. “Efendim, Kisrâ cenâpları, sizi almamızı emretti. Eğer bizimle gelirseniz Valimiz, lehinizde bir mektup yazar; umulur ki, sizi bağışlar. Eğer gelmekten çekinir, direnirseniz bunu isyan sayar, sizi de, kavminizi de yok eder, memleketinizi yıkar.”
Resûl-i Ekrem sadece gülümser. Bir şey yokmuş gibi davranır, İslâm’ı anlatır onlara.
Şehinşahın kahredici gazabından ürkmüş gibi görünmüyordur ayrıca.
“Geçin istirahat edin, yarın icap edeni yaparız” buyururlar.
Ertesi sabah buluşurlar. Efendimiz “Dün gece filan vakit, yüce Allah, Kisrâ’ya oğlu Şireveyh’i musallat etti. Şireveyh, babasını katletti” buyururlar.
Elbette şaşırır, inanmakta zorlanırlar.
Efendimiz “Bazan’a deyiniz ki” buyurur “Benim dinim Kisrâ’nın mülk ve saltanatının ulaştığı yerlere kadar yayılacak. Eğer Müslüman olursa tasavvurundaki yerleri ona bırakacağım. Onu Ebnalar (Güney Arabistan’da yerleşen İranlılar) üzerine hükümdar kılacağım.”
İkili Yemen’e döner, olup biteni anlatırlar.
Vali Bazan merakla sorar. “Kolay girdiniz mi yanına?”
- Evet, rahatlıkla.
- Peki muhafızları var mıydı?
- Yoktu, pazarda tenhada dolaşıyor bir başına.
Vali Bazan, “Anlattıklarınıza bakılırsa o gerçekten peygamber” demekten kendini alamaz. “Hele birkaç gün geçsin, her şey ortaya çıkar.”
Çok geçmez Şivereyh’ten ferman gelir: “Kisrâ’yı ortadan kaldırdım. Mektubum sana ulaşınca, benim nâmıma halkın bîatını al! Hicaz’da nübüvvet iddia eden sahibi devlete dokunma asla!”
Hesap ederler, Perviz’in öldürülmesi, Fahr-i âlem’in haber verdiği vakte denk gelir.
Bazan, söz dinler, Müslüman olur. Server-i âlem onu San’a Valisi yapar.
Resûlullah’ın tayin ettiği ilk vali ve Sasani idarecilerinden ilk imân eden Bazan olur.
Nasipli işte. Hem mülkü elinde kalır hem de ahiretini kazanır.
Peki ya İran?
Babasını öldürüp yerine geçen Şireveyh, ancak altı ay yaşayabilir. Saltanat hırsı ile kardeşlerini de ortadan kaldırır. Kendisine halef olacak oğlu bulunmadığından, ölünce kızını (Buran) tahta oturturlar.
İki bin yıllık Pers imparatorluğu çözülmeye başlar.

14.05.2020 - 06:33