BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Aşı ve işi olanın yüzü güler!..

Bu sözün aslı “İşinden ve eşinden memnun olanın yüzü güler” idi. Ama bugünlerde aşı olalım mı olmayalım mı tartışmaları sürüp gidince söz de değişti ve “Aşı ve işi olanın yüzü güler!..” oldu.
 
Salgınla mücadelede son olması dileğiyle yeni bir döneme geçtik. İlk günden beri salgını kontrol altına alabilmenin en etkili yolunun karantina ve aşı olduğunu hepimiz biliyoruz. Virüse karşı bağışıklık kazanabilmenin bilinen tek silahı aşı.
Elimizdeki mevcut karantina imkânlarını olduğunca kullandık ama aşıya kavuşmak zaman aldı. Dev ilaç şirketleri yüz milyonlarca doz aşı paketini piyasaya sürünce  aşı karşıtı kampanyalar da gündeme oturdu. İtirazların temelinde dev firmaların fırsatçılık yaptığı söylemi var.
COVID-19 aşı kampanyaları ile birlikte sanki hayatımızda ilk defa aşı oluyormuşuz gibi başlayan aşı karşıtlığı dalgası da ikna edici değil. 20. Yüzyılda (difteri, tetanos, boğmaca, kabakulak, kızamık, suçiçeği, hepatit, influenza) gibi hastalıklara karşı yapılan korunma maksatlı aşılamalarda hiç bu itirazlar yoktu.
 
Türkiye’de 2020 yılında antidepresan ilaç kullanımında ciddi artış yaşanmış ve 2019’da 49,8 milyon kutu antidepresan ilaç satılırken 2020’de bu sayının 54,6 milyona çıktığı söyleniyor. Aşı karşıtları bu ilaçların merdiven altında mı üretildiğini zannediyor?..
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Hayatımızın yeniden normalleşmesi için kolları sıvıyoruz” başlığıyla sosyal medya üzerinden aşıya davetiye çıkardı ama ilim adamlarının davetine sanatçı desteği gerekiyor çünkü insanları ilim adamlarından çok sahne sanatçıları ikna(!) ediyor.
 
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından Covid-19 ile mücadele kapsamında yürütülen aşılama kampanyası için sinema sanatçılarının yer aldığı kamu spotları hazırlandı. Oyuncu Şener Şen ise “Sinemalarda, konserlerde, tiyatrolarda yeniden buluşmamız için… Ve normal hayatımıza geri dönmemiz için siz de mutlaka aşınızı yaptırın” diyor.
 
Aşı karşıtlarına karşı en iyi cevap “Aşılamaları Durdursaydık Ne Olurdu” başlıklı rapordur. Bu raporda, hastalık ve ölüm oranlarının aşılamadan sonraki düşüşünü, aşılamanın azaldığında vaka ve ölümlerin nasıl arttığını ortaya koymuştur.
Hekimler aşı üzerinde tereddüdü olan kesimin eğitilmesi gibi bir sorumluluk da taşıyor. Ancak ne var ki medya platformlarında aşılama ile ilgili öyle bir bilgi kirliliği var ki, kararsızları kazanmak için en etkili yol sevdiği, saydığı, güvendiği, değer verdiği, sözüne, tavrına inandığı kişileri kampanya sürecine dâhil etmek.
 
“Bu denli kutuplaşmış bir memlekette (ikna için) kamuoyunun huzuruna çıktıklarında kimsenin yadırgamayacağı isimleri bulmak mümkün olabilir mi acaba?..” diye soran bir arkadaş, Kamu Spotu videoları ile vatandaşları aşı yaptırmaya çağıran ünlü isimlerin davetine gelen olumlu karşılıkları görünce mutlu olmuş “Meğerse mümkünmüş…” diyor.
Bu da sosyal travmaların çözümünde ikna ve uzlaşma için “rol model ve akil insanların” gücünü göstermesi bakımından çok iyi oldu. Yoksa sürekli dertlendiğimiz toplumdaki her cinsten çürümüşlüğü sadece adli tedbirler ile önlemek mümkün değil.
Biraz da “Hatır ve Ahlak” gerek…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619496 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/619496.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT