BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Siyasetin nabzı “Söğütlü Kahve”de atar…

2023 seçimlerinin iki önemli belirleyicisi var. İlki Diyarbakır Annelerinin HDP-PKK ilişkisini fısıltı seviyesinden çıkarıp sahada açık, aleni ve yüksek sesle konuşulur kılması. Bu hareket HDP’nin seçmen tabanında güçlü kırılmalara yol açabilir.
İkincisi ise HDP'nin "siyasi parti" görüntüsü altında yürüttüğü PKK ile destek alışverişiyle ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kapatma davasının merkezinde yer alan iddialardır. Başsavcılığın hazırladığı iddianamede yer alan belgeler ve davanın seyri 2023 seçimlerinde umudunu HDP ile güçlendirilmiş ittifaka bağlayan CHP ve İP’in de geleceğini belirleyecektir.
Önce Diyarbakır Annelerinin HDP’yi nasıl hırpaladığına bakalım. Onlar örgüt tarafından dağa kaldırılan çocuklarının geri dönmesi umudu ile yapıları ve kapıları zorluyorlar. Bu HDP’nin tabandaki sorgulanma sürecinin sahadaki görünen yüzüdür. Peki, daha önce örgütle çatışmada şehit düşmüş evlatların, babaları hangi kapıdadır, bilen var mı?
Demokrasi adına konuştuğunu ifade eden liderleri umutlarını açıkça HDP desteğine bağladıklarını söylüyorlar. Bunu yaparken sanki bu ittifakın dolaylı yoldan “Dağa Destek” anlamına geldiğinin fark edilemeyeceği gibi akla zarar bir kabulle safa yatıyorlar. Yani demokrat ve halkçı gözükeceğim, ya da muhafazakârlık üzerinden siyaset üreteceğim ama “Dağla” iyi geçineceğim.
Nasıl olacak bu iş? CHP ve İP bu ittifak arayışıyla kendi tabanını küçültecektir. Siyasi bir partinin asıl ittifak ortağı vatandaş olmalıdır.
AK Parti ise sanayileşme hamlelerindeki gayretini toplumdaki temayülleri, tepkileri okumak, sosyal bütünlüğü temin ve hasarı tamir etmek içinde göstermelidir. Seçmenle ittifak ortaklığı böyle yapılabilir. Bu da ancak insanlarla temas edilirse mümkün.
Gıyabi siyaset olmaz, özellikle son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı “Sahada olun kapı kapı dolaşın” talimatı bunu ifade eder.
Seçmenler gerek yerel seçimlerde ve gerekse genel seçimlerde oy kullanırken belirli şartlardan etkilenirler. Seçmen ait olduğu toplumun norm, örf, âdet ve kurallarından karşılıklı olarak etkilenir. Ancak bu karşılıklı etkilenme bazen çok güçlü olur ve “tahakküm” seviyesine çıkar.
Bu güçlü etkilenmenin alanı “Salonlar ve kahvelerdir…” Tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi. Aslında salon ve kahveler siyasi partileri yukarı taşıma veya defterini dürme yeteneğini hiç kaybetmedi. Sadece sosyal medyanın sanal cazibesi güç zannedildi. Şimdi bu “güç” yeniden fark ediliyor.
Ne var ki çoğu siyasetçi bir topluluk içinde seçmenle yüzleşme yerine yukarıdan iş tutarak ayakta kalma yolunu seçiyor. Oysa artık seçmen yukarıdan gelen talimata teslim olacak yapıda değil. Kapıya oturup hesap soracak yetenekte. Bu siyasetin ve siyasetçinin kalitesini yükseltmek için iyi bir gelişmedir.
Her seçmende zaten kendi dünyasında; sosyal, ekonomik, güvenlik, gibi farklı konular üzerinden bir “kanaat” oluşur. Ve kanaatler de bulaşıcıdır. Herkes kanaatini diğer insanlarla paylaşmak onları yanına almak ister. Bu bulaşma ortamı bizim sosyal yapımızda her zaman salon ve kahve ortamları olmuştur.
2023 seçimlerini seçmen temayülünü belirleyecek merkezlerde yine “Salon toplantıları ve kahvehane buluşmaları” olacaktır…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619778 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/619778.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT