BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sil baştan

Sanayileşme ve iletişimin hızlı gelişimi son yarım asırda toplumu kırsal köylü niteliğinden sanayi toplumuna çevirirken bunu kabullenmeyen sermaye ve sanayi işletmeleri, medya, bürokratik yapı ve siyaset yapısı da değişen ortamda kendine çıkış kapısı arıyor.

Pozisyonu ve kurumsal niteliği ne olursa olsun, bu değişim karşısında “Sil baştan” yapmayanların şansı yok. Değişime ayak uyduramayan herkes yok olmaya mahkûm.

“Sil baştan” sözü bana ölümünün 18. yılında geçtiğimiz hafta görev yaptığı her ilde mütevazı törenlerle anılan, çalışkanlığı ve halka yakınlığıyla iz bırakan Vali Recep Yazıcıoğlu’nun idari yapımızı ağır eleştirilere konu ettiği aynı isimli kitabını(*) hatırlattı.

Kendisine “Süper Vali” lakabı takılan Vali Recep Yazıcıoğlu’nun (hayatını kaybettiği olayın bir kaza değil suikast olduğu ise yıllarca konuşulmuştu.) hatırlanmasının; halkla iç içe oluşu, sıra dışı tavırları, Başpınar Köprüsü ve sportmen yönü ile sınırlı kalarak idari reformlar için rehber nitelikteki eserlerinin konuşulmamasını bu konuda hâlen mücadele edenler adına büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum.

Sonuçta her değişimin rahatsız ettiği için muhatapları tarafından eleştirilmesi beklenir. Ancak Yazıcıoğlu’nun yüksek sesle dillendirdiği reformların “bürokrat-siyasetçi ve halk” tarafından alkışlanması şaşırtıcı ve ender görülen bir durumdu.

Vali Yazıcıoğlu’nun bugün bile çoğu siyasetçinin bir kere söylemek için bin kere düşündüğü birkaç söylemini hatırlamakta fayda var. Gelecek için hesabı olanlara toplumsal destek için güçlü bir modeldir Yazıcıoğlu’nun fikirleri ve tarzı. 

Bugün toplumu ve bürokrasiyi kene gibi kemiren birçok hastalığa karşı yirmi yıl öncesinden ikaz ediyor. Durum vaziyeti genelde “Köşeyi dönmenin dışında değer taşımayan vahşi kapitalizmi besledik. Bireycilik, egoizm, gözü dönmüşlük utanç değil itibar konusudur. Prestij parada, utanç fukaralıktadır” cümlesiyle özetlemektedir. 

Bu batağa saplanmanın adımları Tanzimat ile atıldı diyen “Stanford” ile aynı görüşü paylaşmaktadır. “Tanzimat’ın en büyük kötülüğü halkın teşebbüs ve inisiyatif kabiliyeti yerine, bürokrasiyi ikame etmesi, her şeyi devlete ihale ve havale etmesidir... Havalecilik, beleşçilik, ihalecilik ve taşeronluk halkta kurtarıcı (dayı) kültürü oluşturdu…”

Durum vaziyetin düzelmesi için bürokrat ve politikacının yerinin çok net şekilde belirlenmesi gerektiğini bunun da bölük pörçük düzenlemeler ve “cımbızlama yaklaşımlarla” mümkün olmadığını belirterek yönetim reformunun sil baştan yeniden düzenlenmesini her ortamda ısrarla ifade etti. 

Yazıcıoğlu ile yaptığımız çoğu tartışmada bazen umutsuzluğa kapılır ve bunu “Popülizm tuzağında kuşatılmış bir toplumda yetkiye ortak olmak sorumluluk getireceğinden tatlı hayal dünyasından kimse uyanmak istememektedir” şeklinde ifade ederdi.

Ne var ki; “Değişim” çoğu insanın hoşuna gitmese de istenmeden kapısını çalan ve uykuları kaçırtan bir mecburiyettir. Pandemi, sonrası bulunduğumuz yerde mi olacağız ya da daha mı farklı olacak?

Ben Yazıcıoğlu’nun umutlarını yeşertecek bir gelecek umudundayım…

…..

(*) “Sil Baştan” Recep Yazıcıoğlu, Yazıcı Basım Yayıncılık-Aralık 1999

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620645 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/620645.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT