BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

MGK nedir, ne iş yapar?

Başlıktaki soru bazılarına safça yahut cahilce gibi gelebilir! Doğrudur, ama bazen iyi bilinen ya da bilindiği zannedilen şeylerin de irdelenmesi gerekiyor. Anayasa'nın 118. maddesi apaçık ortada iken, (Milli Güvenlik Kurulu nedir, ne iş yapar?) sorusunu yadırgayanlar, haklı olabilir. Ama bunlar, şu günlerde piyasa beklentileri dahil, neden herşeyin gelip de bugünkü toplantıda düğümlendiğini veya öyle gösterilmek istendiğini de açıklamak durumundadır. Çünkü, aynı anayasada seksen küsur madde ile tanzim edilmiş bulunan YASAMA, YÜRÜTME ve YARGI erklerinin varlık sebebi ve fonksiyonlarının ne olduğu üzerinde pek durulmuyor. Adeta bir kenara itilmiş gibi acayip bir görüntü var... Sanki şöyle bir prosedür varmış gibi; Memur tayin edeceksen MGK'ya sor! Genelge yayınlayacaksan MGK'ya sor! Sormazsan bazı raporlarla sorgulanırsın! Mı acaba? MGK, anayasaki hükme göre bir danışma organı olduğuna göre, kararları da tavsiye niteliğinde olduğuna göre, niye bir icra ve denetleme yetkisini haizmiş gibi gösterilmek isteniyor? Hükümetin siyasi olarak hesap vereceği yer, Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna göre, niçin ısrarla onun MGK toplantısında hesaba çekileceği yönünde haber ve yorumlar pompalanıyor? Dahası niçin MGK içinde iki ayrı taraf varmış gibi gösteriliyor? Bununla nereye varılmak isteniyor? Mevcut haliyle bile demokratik düzenle çeliştiği bilinen ve değiştirilmesi gerektiği Avrupa Parlamentosunda da tartışılan MGK'da, askerlerin söyledikleri tartışılmadan, kayıtsız şartsız doğru, sivillerinki yanlış mı kabul edilmeli? Hükümet, MGK tavsiyelerini noktası virgülüne aynen uygulamak zorunda mıdır? Böyle olursa tavsiyeler direktif mahiyetini almaz mı? Bu anayasaya sığar mı? Yani, "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" diyen altıncı madde hükmü havada kalmaz mı? Velhasıl soru pek çok. Bunların izaha kavuşması gerekiyor... MGK Genel Sekreterinin konuşması Org. Tuncer Kılınç'ın Belçika'daki Türk dernekleri temsilcilerine yaptığı konuşma günlerdir basında tartışılıyor. İlk gün olayları yalanlayan bir resmi tekzip yapıldı ama, biliyorsunuz resmi açıklamalar her zaman birebir gerçekleri yansıtmaz. Konuşma ve onun getirdiği tartışmalar o kadar tekrarlandı ki, Belçika'da bir şeylerin yolunda gitmediğine dair kesin kanaatler oluştu. Ancak konuşmanın zabıtları elimizde olmadığı için, yine de "Eğer söylenmişse..." şeklinde ihtiyati kayıtla yaklaşmak durumundayız. Gazetelerde yayınlanan konuşmayı eğer bir sivil yapmış olsaydı, derhal 312. maddeden takibe uğrayacağı şüphesizdi. Gerçi Paşanın oraya vatandaşları birleştirmek niyetiyle gittiği belli. Ama konuşmanın uyandırdığı tepkiler tam tersine bir etki yapmış gibi görünüyor. Eğer anlatılanlar doğruysa, dinleyenlere bir tek (Hazır ol) çektirmediği konuşmasında, dinden iktisada, sosyal yaşantıdan dış politikaya kadar hemen her konuda görüş belirten Org. Kılınç'ın görüşleri hayret uyandıracak nitelikte. "Dinde hacı hocaya yer yok. Mezheplere gerek yok..." türünden açıklamalar, kişilerin uzmanlık alanı dışında hüküm verirken ne kadar yanlış yapmaya meyyal olduğunu gösteriyor. Dinde mezheplere gerek yok demek, askeri stratejiye gerek yok demek gibi bir şey! Bir sivil kişi mesela, taarruzi harekat hakkında ahkam kesmeye kalksa komutanlar ne der acaba? Bir hakim, beyin cerrahisi hakkında görüş bildirse, bir ziraatçı ceza hakimliğine soyunsa neler olur? Ne yazık ki, Türkiye'de insanların bilmeden en fazla rahatça konuştukları saha dindir. Ve çoğu zaman kahve kültürünü aşmayan bilgilerle dinin hassas meseleleri yorumlanmaya çalışılır. Org. Kılınç'ın Belçika'ya gidiş maksadı kadar konuşma yöntemi ve muhtevası da çok tartışılacak. Sağlıklı tartışmalar, doğruları bulmak için şarttır. Ama bazen iyi niyetli değerlendirme ve tenkitler bile, başka mecralara sokulmak istenir. O zaman da yanlışların düzeltilmesi fırsatı kaçırılmış olur. Türkiye'nin yanlış yapmak gibi bir lüksü yoktur. Çünkü bugüne kadar hep o yanlışlarla çok vakit ve enerji kaybetti...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
170041 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/170041.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT