BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Su, çok büyük mesele!..

“Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur…” Bütün dünya ülkeleri için bu böyledir. Mesela; “Mısır Ordusunun birinci görevi Nil’i korumaktır.” Zira Nil, mısır demek…
 
 
Su bütün canlılar için, yegâne hayat kaynağıdır… Yegâne demek burada alternatifi olmayan demektir. Su olmadan ne insan, ne hayvan ve ne de bitki âlemi yaşayabilir!.. Suyun yerine koyabileceğimiz bir başka hayat kaynağı olabilecek madde olmadığı içindir ki; SU, DÜNYADAKİ EN STRATEJİK MADDEDİR... Hiç kimse bunun aksini iddia etmiyor, edemez. 18. Asrın ikinci yarısından itibaren, devlet yöneticileri ve bilim adamları; hâkimiyet mücadelesi ve rekabet şartlarına dair, stratejik mahiyette, daha çok enerji kaynakları ve özellikle fosil yakıtlar üzerine kafa yordular… Ama fosil yakıtların alternatifi pekâlâ var. 19. Asır enerji alanında kömür asrı idi. 20. Asırda bunun yerini petrol aldı. 21. Asırda ise doğalgaz öne çıkmaya başladı. Çok tartışma konusu olan nükleeri es geçiyorum... Bütün bunlara alternatif olarak şimdilerde rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve henüz çok fazla bilinmese de, esasen tabiatta sınırsız denecek kadar, en bol bulunan hidrojen enerjisi, geleceğin dünyasında belirleyici olacak. Bugünkü mevzumuz su olduğundan, bütün ülkeler için bir ulusal güvenlik meselesi olan enerji konusuna burada girmeyeceğiz. Ancak suyu her zaman ve zeminde daha çok konuşmalı ve konuşmakla kalmayıp, su kaynaklarımızın korunması için daha fazla çalışmalıyız. Çünkü hayat damarlarımız olan su kaynakları, çeşitli sebeplerle bir bir kurumakta… Bu da gelecek nesiller için, sürdürülebilir bir çevre bırakma mükellefiyetimizi yerine getirememe tehlikesini bize açıkça gösteriyor!
22 Mart Dünya Su Günü"ydü… Sınırlı sayıda ve bir kısmı yasak savma kabilinden bazı aktiviteler dışında, meselenin ehemmiyetine karşılık gelecek faaliyetler bu sene de görülmedi. Mesela; “Sevgililer Günü” için koparılan gürültünün onda biri dahi, en büyük; en önemli, en sıkıntılı, en hayati konumuz olan su meselesinde sergilenmedi. Bu durum günümüz ve geleceğin dünyası için tartışmasız en hayati konu olan suya karşı, ne denli kayıtsız kaldığımızı ortaya koyuyor. Bundan on beş sene evvel, suyun stratejik önemine dair yaptığımız kitap çalışmasında, hâlihazırda yaşanan ve gelecekte de yaşanması kaçınılmaz olan durumları muhtasar şekilde anlatmaya çalıştık. (Bakınız; SUYUN STRATEJİK DALGALARI, BKY Yayınları) 2006 yılından bu tarafa çok ama çok kritik gelişmeler yaşandı. Orta Doğu’da, siyasi ve stratejik haritalarda çok önemli değişiklikler meydana geldi. Bugün Nil Nehri Havzasında belki de son ikiyüz yılın en büyük kırılması yaşanıyor… Sömürge döneminde, Nil Nehri sularının paylaşımı konusunda, hegemonik gücünü kullanan İngiltere’nin tesis ettiği su rejimi, büyük meydan okumalarla karşı karşıya. Uzun yıllar sonra, Etiyopya’nın Nil Nehri üzerinde inşa etmekte olduğu Nahda Barajı, bölgede çok yeni siyasi, ekonomik ve askerî gelişmelere kapı aralıyor. Mısır ve Sudan’ın itirazlarına rağmen, Baraj inşaatına devam eden Etiyopya, birdenbire değişik problemlerle yüz yüze geldi… İçeride Tigray Özerk Bölgesinde başlayan ve bir anda alevlenen çatışmalar sebebiyle BM ve Uluslararası İnsan Hakları Kuruluşları, Etiyopya Ordusu’nun sivillere karşı uyguladığı orantısız güç konusunda hükûmeti sıkıştırıyor. Diğer taraftan Sudan, ihtilaflı sınır bölgesine asker sokarak, Etiyopya ile karşı karşıya geldi. Bütün bunlar, Mavi Nil Nehri'nin memba ülkesi olan Etiyopya’nın kendi enerji kaynaklarını geliştirme projelerini hayata geçirmek istemesiyle başladı.
Mesele çok boyutlu ve çok çetrefil. Zira Nil Nehri her iki kolu (Mavi ve Beyaz) itibarıyla, 11 ülkenin toprağından geçiyor. Geçmişte hem Enver Sedat hem de Hüsnü Mübarek iktidarında, Etiyopya’ya karşı zaman zaman çok sert politikalar uygulandı. Sadece bir yıl iktidarda kalan Mursi bile, gerekirse Nil için savaşacaklarını söylemişti…
Nil sularının aslan payını Mısır kullanıyor. 84 milyar m3 suyun 55 milyar m3’ünü Mısır, 18,5 milyar m3'ünü Sudan kullanıyor. Yıllık buharlaşma miktarı da 10 milyar m3… Ve Mısır Nüfusunun yüzde 97’si Nil kıyısında yaşıyor… Bu yüzdendir ki, MISIR İÇİN NİL DEMEK HAYAT DEMEK. Ve bu sebepledir ki, Mısır Ordusunun birinci görevi Nil’i korumaktır!..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün 1. Su Şûrası Lansmanı'nda şu cümleyi kurdu: “Suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur…” Bu, gerçeğin ta kendisi. Suyumuzu hem dışarıdan gelebilecek muhtemel tasallutlara karşı korumak hem de içeride onun kıymetini bilmek, israf etmemek, kaynakları geliştirmek ve korumak esastır. Sadece meteorolojik şartlara göre hareket etmek değil, mevcut yer üstü ve yer altı kaynaklarımızı korumaya almak, kirlenmelerini önlemek bizim için hayati meseledir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618239 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/618239.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT