BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Türk Konseyi’nden Türk Devletleri Teşkilatı'na…

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda (Yassı Ada) toplanan Türk Konseyi 8. Zirvesi, Türk dünyası için dönüm noktası mahiyetinde. Konseyin teşkilat statüsüne kavuşması ve “2040 Vizyonu” çok önemli…
 
 
Evet, dün gerçekleşen Türk Konseyi 8. Zirvesini bütün Türk dünyası için bir dönüm noktası olarak değerlendirmek yerinde olacaktır… Çünkü bu zirve, sadece liderleri oraya katılan Türk devletlerini değil, bütünüyle Türklük âlemini alakadar ediyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem başkanı sıfatıyla açış konuşmasını yaparken hemen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni hatırlattı ve “Aile resmimizin zenginleşmesi için KKTC’yi de aramızda görmeyi canı gönülden arzu ediyoruz…” dedi. Türk âleminden bahsederken, bugün için “Türk” adıyla bağımsız bir devlet bayrağı altında temsil edilmeyen Türklerin meselelerine sahip çıkma noktasında, ortaya koymamız gereken inisiyatife dikkat çekmek istiyoruz. Irak’taki, Suriye’deki, Lübnan’daki (Daha çok Türkmen olarak andığımız) Türkler; Yunanistan’da, Bulgaristan’da ve diğer Balkan memleketlerindeki Türkler… Kafkasya coğrafyasına dağılmış bütün Türk boyları. Asya’nın derinliklerinde, Doğu ve Güney Türkistan Türkleri… Ve burada tek tek sayamadığımız diğerleri. Bunların hepsi artık ismi TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI olan Türk Dünyası Birliğinden ilgi ve alaka bekliyor. Bunu yapabilmek için de, Teşkilat'ın öncelikle kendi içinde bütün unsurlarını güçlendirerek iş ve güç birliğini pekiştirmesi gerekiyor.
Birlikten kuvvet doğar… Bu atasözünü belki çok telaffuz ediyoruz. Ama gereğini yeterince yapabiliyor muyuz acaba? Dünkü zirvede Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in söyledikleri, bu hususun ne kadar hayati olduğunu ifade ediyor. Sayın Aliyev, Türkiye’nin Azerbaycan’ın dünyada yalnız olmadığını herkese ispatladığını dile getirdi. Bu arada şunu da belirtelim ki, devlet adamlarına bazı nişanların tevcih edilmesi yaygın bir teamüldür. Ancak dün, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teklifiyle, Aliyev’e tevcih edilen “TÜRK DÜNYASI ÂLİ NİŞANI” hakikaten çok anlamlı ve önemliydi. Muhteşem bir zafer kazanarak, yaklaşık otuz yıldır işgal altında olan topraklarını kurtaran Azerbaycan’ı, dirayetle yöneten Aliyev bu nişanla ne kadar övünse azdır… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Karabağ zaferindeki rolü ve katkısı da, Türk dünyasının birlik ve beraberliği için ne manaya geldiğini, en çarpıcı şekilde dünyaya göstermiş bulunmaktadır. Buradan hareketle, üye Türk devletleri; bu yeni statüsü ile "Türk Devletleri Teşkilatı"nı, olması gereken konuma mutlaka ulaştırmalıdır. Dolayısıyla Teşkilat'ın orta ve uzun vadeli hedef ve programlarını ihtiva eden “2040 Vizyonunun” imzalanmış olması çok çok önemlidir. Türk Devletleri Sivil Koruma Mekanizması'nın kurulması hakeza mühimdir. Türkiye’nin geçen yaz yaşadığı büyük orman yangınlarında, Azerbaycan’ın sağladığı destek ve yardımların önemi, bu mekanizmanın ne kadar gerekli olduğunu bize gösteriyor. Gözlemci üye statüsü ile Türk Konseyi Zirvesi'ne katılan Macaristan ile Türkiye’nin, pandemi konusunda sergiledikleri ortak mücadele ve iş birliği, aynı şekilde sivil koruma organizasyonunun ne kadar elzem olduğunu gösteriyor.
Türk dünyasının birlik ve beraberliği konusunda bugüne kadar atılan adımlar, henüz çok yetersiz olsa da, süreci belli bir seviyeye getirmiş bulunmakta. Şöyle ki, Türk Konseyine üye devletlerin (Türkmenistan da gözlemci üye statüsü ile ilk defa katıldı) kendi aralarındaki ticaret hacmi 21 milyar dolar civarında… Bu rakam, aynı devletlerin dünyanın diğer ülkeleriyle gerçekleştirdiği ticaret hacminin sadece yüzde 3’ü kadar!.. Demek ki, daha alınması gereken çok mesafe var. Türkiye’nin iki yıllık başkanlık döneminde yapılacak yeni iş birliği ve hamlelerle bu hacmin epeyce büyümesi mümkün görünmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği gibi, ticaretin önünün tamamen açılması gereklidir. Bunun için de üye devletlerin kara, hava ve deniz yollarıyla birbirine daha sıkı bağlanması şarttır. Bu minvalde, Ticareti Geliştirme Strateji Belgesi önemli bir adımdır. Azerbaycan ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayacak Zengezor koridoru çok çok önemlidir ki, dünkü zirvede de tekraren seslendirildi.
Türkiye 84 milyon. Özbekistan 34,2 milyon. Kazakistan 18,75 milyon. Azerbaycan 10,11 milyon. Türkmenistan 6 milyon. Kırgızistan 6,6 milyon. Gözlemci üye Macaristan’ın 9,75 milyonluk nüfusunu da katarsanız, yaklaşık 170 milyonluk bir nüfus meydana geliyor… Bu nüfusun ekonomik faaliyetlerinin kendi içinde gelişmesi ve yoğunlaşmasının ne gibi yeni imkânlara kapı aralayacağını anlamak zor değil. Kaldı ki, başta Kazakistan, Özbekistan ve Azerbaycan olmak üzere, Türk Cumhuriyetlerinin yer altı kaynakları bakımından ne kadar zengin olduğu bir gerçek. Şu hâlde bu zenginlikleri kendi aralarında değerlendirerek büyütmek, Türk dünyasının refahı için olması gereken bir durum. Ve bunu hayata geçirmek hiç de zor değil. Yeter ki, bu konuda gerekli siyasi irade ortaya konulsun ve bu iradeye uygun olarak da tatbikata girilsin… Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndan verilen mesajların, bu bakımdan ümit saçtığını görüyoruz. İnşallah devamı da gelir!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621458 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/621458.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT