BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İstatistiklerle inanç

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra
Facebook
 
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİA) Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK ) yaptırdığı ankette ülkemizde Ramazan-ı şerîf orucunu devamlı tutanların oranı %83’tür. DİA’nın “Türkiye’de Dinî Hayat Araştırması”na göre ise beş vakit namaz kılanların oranı %42,5’tir.
 
Refah seviyesi ve teknolojiyle bağlantısı gelişmiş şehir hayatında, kırsal hayata göre dinî inanç ibresi oldukça düşük. Refah seviyesi en yüksek ülkelerde ahlâk kâmilen çökmüştür.
 
 
Türkiye’de halkımızın %77,5’i Hanefî, %11’i Şafiî, %1’i Hanbelî ve %0.01’i ise Malikî mezhebinde.
 
 
Vahyî dinler için “yeni din” söylemi uygun görülmemiştir. Her vahyî din önceki hak dinlerin tamamlayıcısı olarak indirilmiştir. Dinler dendiğinde öncelikle vahyî dinler anlaşılmalıdır. Sosyal din terminolojisinde beşerî dinler ayrı gruba girer. Bugün dünyada ilahî kitaplara inanan (Kur’ân-ı kerîm dışındaki İncil ve Tevrat muharreftir;  yâni aslı değiştirilmiştir) insan sayısı dünya nüfusunun yarısına yakındır. Bu arada İslamiyet dışındaki dinlerde derin görüş ayrılıkları yüzünden bölünmeler meydana gelmiştir. Ayrı bir din gibi gelişen bu dinlerdeki ayrılıklara da mezhep denmiştir. (Bu mezhep kelimesini İslamiyet’teki “Mezâhib-i erba’a” ile karıştırmamak lazımdır.)
Dünyada bugün çok fazla din veya inanç sistemi vardır. Bunları milyar veya milyonla ifade edersek şu tablo ortaya çıkar: Hristiyanlık, 2,5 milyar; İslâmiyet, 2 milyar; Hinduizm, 1,1 milyar; Budizm 0,5 milyar; Halk inançları 0,4 milyar (dünya geneli); Sihizm, 28 milyon (Hint); Yahûdîlik, 14 milyon; Bahâîlik, 8,5 milyon; Kaodizm, (Vietnam)  6 milyon; Şinto 4 milyon (Japonya); Jainizm, (Hint) 4 milyon; Çendoizm, (Kore) 3 milyon;  Tenrikiyo, (Japon) 2 milyon;  Vika (Neopaganizm-Japon), 1 milyon; Sekanova  (Japon) 1 milyon: Dünya Mesîhlik Kilisesi,  (Japon) 1 milyon; Rastafayanizm 1 milyon; Dürzîlik, 1 milyon; Yezîdîlik, (Îran) 1 milyon; Ekankar, (Nigeria, Logo, Benin, Togo ) 1 milyon.
Orta büyüklükteki Dinler:  Sâbiîler, (El Cezîre) 800 milyon; Üniteryen Üniversalizm, (ABD) 800.000; Scintoloji (ABD) 500.000; Tengricilik, (Neopaganizm- Tataristan) 500.000; Zerdüştlük, 250.000 (Fars Kültürü-Îran)  Sukyo Mahikari, (Japon) 500.000; Konokyo, (Japon) 450.000; Demoto,(Japon) 170.000; Satanizm, (ABD) 100.000; Reelizm (Fransa).
Yâni sayılamayan dinlerle birlikte dünyada 4 bin 300 farklı din ve inanç sistemi vardır. Ayrıca dünya nüfusunun %2,5’u kendisini ateist (tanrıtanımaz ), %12,5’u dinsiz olarak tanımlamıştır. Bu oranlar Rusya’da %48, Japonya’da %65, İtalya’da %6, Türkiye’de %2,5’tur. Çin’de ateist oranı %67’dir. Ülkede insanların sadece %9’u kendisini dindar olarak niteliyor. Bu oranın %7,5’u Uygur Türklerine aittir. Çin’i, İsveç, Birleşik Krallık takip ederken İsveç’te insanların %16’sı kendilerini ateist olarak tanımlıyor. Tayland’da insanların %98’i, Nijerya’da %97’si, Kosova, Hindistan, Fildişi Sahilleri, Gana ve Papua Yeni Gine’de %94’ü kendilerini dindar olarak tanımlıyor. Türkiye’de “Ben dindarım” diyenlerin oranı  %74’tür. Dünyada insanların %74’ü ruha, %54’ü ise ölüm sonrası hayata inanıyor.
Endonezya, Gana, Nijerya, Kosova ve Azerbaycan’da ankete katılanların %100’ü Allah’a inandıklarını belirtiyor. Bu oran Çin’de %16, İsveç’te 12, Japonya’da %29’dur.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2014’te yaptırdığı “Türkiye’de Dinî Hayat Araştırması”na göre beş vakit namaz kılanların oranı %42,5’tir. Hiçbir vakit namaz kılmayanların oranı %16,9 olarak belirtilmiştir. Bu oranın da %50,9’u kadındır. Anket katılımcılarının tamamı 18 yaş üzeri olarak bildirildi. Ankete katılanların %99,2’si kendilerini Müslüman olarak belirtirken, sâdece %4’ü İslâm dışı dinlere mensup olduğunu veya hiçbir dine inanmadığını belirtiyor. Sürekli beş vakit namaz kılanların oranı kentlerde %34,8’e düşüyor. Araştırmada devamlı cuma namazı kılanların oranı %57,4; hiçbir vakit kılmayanların oranı ise %7,2’dir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK ) yaptırdığı ankette ülkemizde Ramazan-ı şerîf orucunu devamlı tutanların oranı %83’tür. Oruç tutmayanların oranı %6’dır. Bu araştırmaya göre halkımızın %75’i zekâtını veriyor. Halkımızın %6,6’sı hacca gitmiş, %85’i ise hacca gitmek istiyor. %1 ise hacca gitmek istemiyor. Bu ankete göre halkımızın %77,5’i Hanefî, %11’i Şafiî, %1’i Hanbelî ve %0.01’i ise Malikî mezhebinde... Hiçbir mezhep sâhibi olmayanların oranı %6,4 iken, amelî mezhebini bilmeyenlerin oranı ise %2,4.
Bu tabloya bakarak şu kanaate varabiliriz: Refah seviyesi ve teknolojiyle bağlantısı gelişmiş şehir hayatında, kırsal hayata göre dinî inanç ibresi oldukça düşük.
Bütün bu dinler ve inançlar karmaşasına şahit olduktan sonra şu ilâhî düsturu unutmayalım: “Allah indinde tek din İslâmiyet’tir.” (Âl-i İmrân-19)
Şimdi dünyada ciddî sıkıntılara sebep olan olayları istatistik rakamlara göre inceleyelim:
 
EŞ CİNSELLİK EĞİLİMİ
 
ABD’de Pew Resach Center, (Amerikan kaynaklı bir düşünce kulübü ) araştırma şirketinin yaptığı anket sonuçlarına göre Batı Avrupa’da zengin ülkelerde, eğitim düzeyi yüksek toplumlarda gençler eş cinselliği toplumun bir parçası olarak görüyor. ABD’de eş cinsellerin toplumun bir parçası olarak görenlerin oranı %72’dir. Bu oran Güney Kore’de %44, Japonya’da %68; Güney Afrika’da %54, Almanya’da %86, İngiltere’de %86’dır. Araştırmada eş cinselliğin hoş karşılanmadığı ve toplumda az kabul gören ülkeler ise şöyledir: Nijerya %7, Endonezya ve Tunus’ta %9, Lübnan’da %13,  Ukrayna ve Kenya’da %14, Türkiye’de %25 olarak belirtilmiş. Pew araştırmasında dindar kesimlerde bu oran hep düşük olarak belirtilmiş. Almanya’da dindar kesimlerin %73’ü eş cinselliğe sıcak bakarken tam dindar olmayan Almanların %91’i bu olayı normal karşılıyor. Türkiye’de dindarların %19’u eş cinselliği toplumun bir parçası olarak görürken, dindar olmayan kesimde bu oran %45’e kadar çıkıyor.
Bu arada Arjantin, Belçika, Birleşik Krallık, Brezilya, Danimarka, Fransa, Kanada, İspanya, İsveç, Güney Afrika, Uruguay, Yeni Zelanda eş cinsel evliliği ve bu çiftlerin evlât edinmelerini yasal kabul etmiştir.
 
İNTİHAR ORANLARINA BAKIŞ
 
Dünyada bir de intihar denen toplumsal yaraya göz atarsak şöyle bir oranla karşılaşırız: İstatistiklere göre her 40 saniyede bir kişi intihar ediyor. İstatistiklere göre ülkeler bazında intihar sıralaması da şöyle: 10. sırada Finlandiya; 9. sırada Kazakistan. Bu ülkede intihar oranı 100.000’de 28; 8. Sırada Ukrayna ve 7. sırada Slovenya var. Oran 100.000’de 30; 6. sıradaki Macaristan’da oran 100.000’de 32;  5. Sırada Estonya var. Oran 100.000’de 32; 4. sıradaki Letonya’da oran100.000’de 34; 3. Sırada Belarus var. Oran 100.000’de 45,2;  2. sırada Rusya’daki oran 100.000’de 54; 1. Sırada Litvanya var. Oran 100.000’de 66…
Dünya genelinde her yıl 1.000.000 (bir milyon) kişi intihar ediyor. Avrupa’da en yüksek intihar oranı Fransa ve Belçika’da gerçekleşiyor. Fransa’da her yıl 100.000 intihar teşebbüsü oluyor. Belçika’da 2016 yılında 2000 kişi hayatına son verdi. (Ötenazi bu oranın dışındadır.) İngiltere’de de yılda 6507 kişi intihar ediyor.
 
TÂCİZ, TECÂVÜZ VE ŞİDDET
 
BM verilerine göre kadınların %35’i ömründe en az bir kere şiddete maruz kalıyor. 15-49 yaş arası her 5 kadın ve kız çocuğundan biri yakınları tarafından fizikî ve cinsî taciz görüyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’na göre kıtadaki her üç kadından 15 yaş veya sonrasında şiddet gördüğünü belirtiyor.
Vasıflı mesleklerde ya da yönetici pozisyonundaki kadınların %75’i, hizmet sektöründeki kadınların %66’sı cinsî tacize uğruyor.
Özellikle kıta kuzeyindeki İzlanda, Norveç, Finlandiya, Norveç model gösterilirken, burada isteğe bağlı cinsî temaslar suç addedilmemekle birlikte, zina oranlarının çok yüksek olduğu belirtiliyor. Mesela bu ülkelerde evlenilecek kızların tercih sebebi, onların en az bir defa başka bir erkekle cinsî temas sağlamış olmasına bağlanıyor. Bu olay kızın sağlığına delil olarak kabul ediliyor.
Kadına şiddette AB ülkelerinde oran çok yüksek: Danimarka, %52; Finlandiya,%47; Almanya,%35; İngiltere ve Fransa,%45; Türkiye, %38…
ABD’de her 20 kadından biri taciz mağdurudur.
 
TACİZLER VE KİLİSE
 
2015 yılında Vatikan Hazine Bakanı George Pell, yani Kilise’nin üçüncü adamı, 1996 yılında kilise korosundaki iki çocuğu tacizden hapse atıldı. Vatikan’ın Fransa Büyük Elçisi’ne taciz dolayısıyla soruşturma açıldı. Amerikalı eski Kardinal Theodor McCarrick, kiliseden taciz dolayısıyla azledildi.
Papa, rahibelerin tacizi için “Papazların seks kölelerine çevirdiği rahibeler” ifadesini kullandı. ABD’nin Pensilvanya eyaletinde 1000’den fazla çocuğa tecavüzde bulunan 300 Katolik din adamı büyük Jüri tarafından isim isim ifşa edildi. 2018 Haziran ayında eski bir Vatikan diplomatı çocuklara tacizde bulunmaktan 5 yıl hapse mahkûm edildi. 2018 Mayıs’ında Şili’de üst düzey 34 Katolik Piskoposun çocuk tacizinden dolayı kilise tarafından istifası talep edildi.
15. asrın günah şehri Vatikan, her zaman fuhuş yatağıydı. Ancak Borgia devrinde tam bir günah şehri olarak bayrağı göndere çekti. 1492 yılında 6. Alexander unvanıyla Papalık makamına gelen Rodrigo Borgia, şehri âdeta “fâhişeler başkenti” hâline getirdi. Bir keresinde kendi masası üzerinde striptiz yapmaları için 50 dansçıyı çağırmıştı.  Metresi Venezia Dei Cattanei’den olan oğlu Cezar ve kızı Lucrecia Borgia ile birlikte sefahat âlemleri yaptı.  Lucrecia Borgia defalarca film konusu oldu.
Eş cinsel evlilik şu anda dünyada 28, Avrupa genelinde ise 16 ülkede yasaldır. Hollanda 2001’de eş cinsel evliliği uygulayan ilk ülke oldu.  Onu, Belçika, İspanya, Danimarka, Norveç, İsveç,  Portekiz, İzlanda, Fransa, Birleşik Krallık ve Lüksemburg izlemiştir. ABD’de Amerikan Katolik Ruhban Sınıfı’nın %30 ilâ %40’nın eş cinsel olduğu iddia ediliyor. Kimi rahipler bu sayının %75’leri aştığını belirtmişlerdir. ABD’de Greg Greiden adlı râhip eş cinsel oluşunun hiçbir zaman kendi ayıbı olmadığını söylerken, “Kilise’nin benim gibi LGBT’lere yaptıklarından utanç duyması gerekir” diye belirtmiştir.
Şimdi başta belirttiğimiz hâlihazırdaki bir sürü din, bir sürü öğreti hangi felaketi önlemiştir? Sapkınlık, fuhuş, eş cinsellik, taciz, tecavüz, şiddet ve daha ne kadar melanet varsa Batı’da hepsi fazlasıyla mevcuttur.  Batı, gelişmişlikle birlikte bütün dalalet ve rezaletleri bünyesinde barındırıyor. Bizi de bu batağa çekmek için içten ve dıştan anormal bir gayret sarf ediyorlar.                                                                                                                 
Refah seviyesi en yüksek ülkelerde ahlâk kâmilen çökmüştür. İnsanlar refah fen ve teknikte zirveye vurdukça âdeta “Benim Tanrı’ya ihtiyacım yok. Ben her şeyi (hâşâ) yaratıyorum” diyor. Lüks refah ve sefahat akıllarını baştan almış, tatminsizlikle Pompei’yi gölgede bırakan livata, zinâ, taciz, tecavüz, gasp, dehşet, şiddet ne ararsanız var. ABD’de ordu eşcinselleri kabul etti. Kiliselerde eş cinsel nikâhlar kıyılıyor. İngiltere Meclisi eş cinsel bir müzisyen olan Elton John’a 1998’de Kraliçe tarafından şövalye unvanı ve sir’lük veriliyor.
Batı her alanda eş cinselleri ön plana çıkararak ve onlara TV programları yaptırıp onları sempatik ve medyatik göstererek gençleri teşvik ediyor. Şimdi biz de bütün bu kötü ve sapkın hâlleri şiddetle yasak eden dinimizden uzaklaştıkça bu batağa yavaş yavaş saplanmağa başladık. Ama bu ivme çok çabuk sürat kazanır; bunu da unutmamak lâzım. Her şeyin ilâcı İslâmiyet’in aslî şuuru ile Türk’ün fazilet ve hassasiyetidir.
Tekrar buluşmak ümidiyle…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618516 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-osman-kemal-kayra/618516.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT