BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Size ibretlik bir hikâye anlatacağım çocuklar"

"Kulağınız ben de olsun. Çağrı sen de sınıfta olmayanları yaz masama koy."
 
Nuri öğretmen masasına geçti, sınıfa döndü:
- Çocuklar, pazartesi bu ilk dersimizde size ibretlik bir hikâye anlatacağım.
- Anlatın öğretmenim!
- !!!
O kadar sessizlikten sonra “Anlatın öğretmenim “sesi çok gür çıkmıştı. İstediği de buydu Nuri öğretmenin; birlikte ağlayan, beraber gülebilen adil, paylaşımcı, çalışkan, mahir bir gençlik yetiştirmek. 
- Çocuklar, dik oturun. Kulağınız ben de olsun. Çağrı sen de sınıfta olmayanları yaz masama koy. Bakalım niçin gelmemişler?
- Peki öğretmenim.
- Eski zamanda yaşanmış görünüyor hikâyemiz ama zamanımıza da uygulanabilir. Halkı tarafından çok sevilen bir sultan, vezirlerini başına toplamış. “Bugünden tezi yok memleketimin en usta sanatçılarını bulun yanıma getirin” diye ferman buyurmuş.
- Sebep neymiş öğretmenim?
- Sabrederseniz hepsini öğreneceksiniz çocuklar. Ha sultan “HUZUR”u, yani huzur ve saadeti, mutluluğu en mükemmel bir şekilde tasvir edene büyük bir mükâfat vereceğini ilân ettirmiş. Emir büyük yerden gelince alaka da o kadar fazla olmuş. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılmış. Günlerce çalışmışlar, birbirinden kıymetli manzaralar, nartürmortlar, peyzajlar, marenler, kısaca çok kaliteli resimler yapmışlar, en kısa zamanda da saraya teslim etmişler. Bütün gözler saraydan çıkacak haberde. Tablolara bakan sultan, sadece ikisinden hoşlanmış. Ama birinciyi seçmesi için karar vermede acele etmemiş, iyice ölçüp biçmiş.
Resimlerden birisinde çivit mavisi bir göl varmış. Göl, tıpkı bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtıyormuş. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemekte... Resim, bakanlara mükemmel bir “huzur” hissi verecek kadar güzelmiş…
Diğer resimde de dağlar varmış. Ama engebeli ve çıplak sarp, yer yer başı karlı dağlar. Dağların üstündeki öfkeli gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek ise resmi daha da sıkıntılı bir hâle sokmaktaymış. Dağın eteklerindeki şelale insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiş. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek gibi görünmemekte… Fakat sultan resme bakınca, şelâlenin ardında kayalıklardaki, çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görmüş. Çalılığın üstünde ise bir anne kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktaymış. Pek hırçın akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva seyredenlere harika bir huzur ve sakinlik vermekteymiş...
DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621084 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/621084.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT