BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kutsal Sığınak

Orta Doğu'da savaş başlayınca insanlar yurdumuza sığınıyor. Bunlar Kürt de olabiliyor, Türkmen de. Balkanlar da öyle; orada da silahlar patlayıp can emniyeti kalmayınca Türkler, Arnavutlar, Makedonlar otobüsler dolusu geliyorlar. 90'larda da Jivkov zulmünden bizâr düşen soydaşlarımız Bulgaristan'dan ülkemize iltica etmişlerdi. Bir zamanlar da Kafkaslardan böyle gelmişler. Rus mezalimine maruz kalan Çerkezi, Çeçeni, Abazası ile Kafkas milletleri... kendilerini Anadolu'ya atmışlardı. Yalnızca onlar mı? Doğu ve Batı Türkistan'dan da Özbek, Türkmen, Kırgız, Kazak, Uygur Türkleri Anadolu'nun kasaba ve şehirlerine yerleştiler. Sarı veya kızıl komünizmden kaçmışlardı. En eski ve en hazin hicretse 93 Harbinde yaşandı. Sadrazam Mithat Paşa'nın, devleti yok yere savaşa sokması ile koskoca Osmanlı Avrupası elden gitti. Çeşitli dil, ırktan Müslüman unsur, trenlerle salkım-saçak Anayurda taşındılar. Tarih kitaplarındaki fotoğraflara bugün bile baktığınızda içiniz ezilir. "93 Harbi" denilen 1877'dir. Demek ki 124 yıldır Anadolu göç alıyor. Bu tarihi daha eskilere götürmek bile mümkün. 1856 Kırım Harbinden sonra da Tatarlar göçüp gelmişlerdi... Kısacası şu: Afrika'dan, Kafkaslar'dan, Orta Asya'dan, Orta Doğu ve Balkanlar'dan hep nüfus geldi. Bırakınız savaş şartlarını normal dönemlerde bile çevreden akın var. Son zamanlarda eski SSCB menşelilerden sonra Afrikalılar da İstanbul'u doldurmaya başladılar. Bu, tarih ve coğrafyanın tabii seyridir. Sevinilecek olan, kriz zamanında dahi Türkiye'nin sığınılacak mekân olarak görülmesidir. Çaresiz kalan insanların canlarını, namuslarını kurtarmak için koştukları yer burası. Garip olansa SSCB kurulurken de yıkılırken de Rusların İstanbul'a koşmalarıdır. Bu nimetin kıymeti bilinmeli, bu şeref fark edilmeli. Bölgenin bir cazibe merkeziyiz. Bu neticeyi az görmemek lazım. Bölge devleti veya dünya devleti olmak bu yoldan geçer. Doğrusu nüfusu kendi yaşadığı yerde tutarak haklarını korumaktı. Böylece Türkler veya Müslümanlar, yaşadıkları diyarlarda azınlık değil, ekseriyet olarak kalacaklardı. Ne yazık ki yapılamadı. Neden yapılamadı? Sadece basiretsiz siyaset denemez. O dahi mali sebeplere dayanıyor. Ekonomik gücü olmayan devletler, hedeflerine ya varamıyor veya zamanında varamıyor. Ayrıca meselenin iki farklı tarafı daha var. Vatanın ne demek olduğu, vatansız kalmanın azabı anlaşılmalı. Diğeri ise mülteci durumuna düşen soydaşımız, kardeşimiz, eski teb'amız insanlar incitilmemeli. Misafiri incitmemek bizim geleneğimizde vardır. Hem bu topraklarda bizim kadar onların da hakkı var. Yayınlar biraz düşündürücü. Daha özenli olmak gerekir. Kimse vatanı işgal edilsin istemez. Üstelik bugün o yayınları yapanlardan çoğunun dedeleri veya babaları da aynı coğrafyadan buraya geldiler. Şükür ki Anadolu, şükür ki Trakya ve şükür ki Türkiye var.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
102586 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/102586.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT