BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yazmak yaşamaktır

Yazmanın yaşamak olup olmadığı yaşamaktan ne anlaşıldığına bağlı. Yaşamayı ve fizikötesini yorumlamaya da. "Yazmak, yaşamaktır" sözü bazılarına cazip gelirken bazıları da dudak bükebilir. Dudak bükenler, tesbiti, sıradan bir ifade farz edenler, buna kendilerini yetkili görenlerdir. O, iki kelimeden mürekkep bir küçücük, bir sade cümle. İddiasız ama doğru cümleler, mütevazı insanlar gibidir. Onlar, o arif gönüllü kimseler, bulundukları meclise yük olmazlar. Münakaşanın uzağındadırlar, yok gibidirler. Diğerleri kavga-dövüş sınırlarında hırçınlaşırken, onlar sağduyu ile farklı bakışlara dikkat çekerler. İşaret ettikleri hakikatle meselenin üçüncü boyutu keşfedilir. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, "Seyahat et, sıhhat bul" demişlerdir. İnci tanesi gibi iki kelime... Kucaklayıcı, insanla sağlık, insanla mekân, insanla tabiat, insanla insanlar arasında köprüler kuran bir rehber öğüt. Yazmak yaşamaksa, yazmamak ölmek midir? O, düşünceye perende attırmak olur. Bazıları için koleksiyon yapmanın, bazıları için politika yapmanın yaşamak olduğu gibi bazıları için de yazmak yaşamaktır. Hiç aklınıza geldi mi? Yazmak, kurşun kalemle dostluktur, tükenmezle, dolmakalemle, daktiloyla, bilgisayarla. Tabii bu dostluğun bir muhtevası vardır, öyle olmasa o dostluk sadece romantizmi alakadar eder. Kâğıtla akrabalık veya arkadaşlık veya âşinalığı olmayan kalemgiller familyasının bütün üyeleri, masa üstlerinde birer süs ve göstermelik olma gerçeğinden ileri gidemezler. Bilgiyi nasıl saydığı eminiz çok zihni meşgul eden bilgisayar denen "pek faideli ve elzem cihaz" dahi bundan müstağni olamaz. Hatta notebook da öyle. Kalemle kâğıdın beraberliği çok eski olsa gerek. Hani o uydurma devirler vardır ya, Frenk ulemasının nazariyeleri. Cilalı taş devri, cilası dökülmüş devir, yontulmuş ve yontulmadan olduğu gibi kaba-saba kalmış devir vs. Onlardan bile eski olabilir. Evvela kalem vardı (ey kaari hemen itiraz eyleme!.. Muhakkak ki önce kelam vardı). İşte o var olan kalemle kelamın günlerden bir gün buluşmasıyla taşa, tablete, kemiğe, ceylan derisine... yazılar yazıldı. Böylece ilmin sudurdan sutura intikal yolculuğu başladı. Daha sonra da -bu daha sonra hangi zamansa- kâğıt bulundu. Peki neden? Matbaanın keşfi unutulmaz da, kâğıdın keşfi hatırlanmaz? Ne malum? Belki de -dediğimiz gibi- kâğıt, insanlık kadar eski!.. "Suhuf" nedir ve neye işaret eder? Suhuf ilk insan ve ilk Peygamber Âdem aleyhisselâma gelen risale. Muhakkak ki o, semadan metin halinde inmedi. Öyleyse yeryüzünde kâğıda dökülerek "suhuf" adını aldı; sahifeler, sayfalar. Yazmak yaşamaktır. Yazmak var olmaktır. Yazmak düşünmektir. Yazı büyük miras. Yazı olmasaydı, yazan olmasaydı, yazılanlar olmasaydı, medeniyet hangi çizgide kalırdı? Medeniyet olur muydu? İrfan, kültür gelişir miydi? Hayat, yazıyla ırmaklar gibi zaman içinde akıp gitmiş. Ve gitmekte. Yazan, belki de çok yeni bir şey söylemiyor. Var olanı kendi hayal, fikir ve kelimeleriyle aktarmakta. (Hayal kişinin mülkü mü?) Yazmak bazen saksıda bir hercai menekşedir; naif bir şiir olup açar; bazen devirler eskitmeye aday ulu çınar; tefekkürün esrarlı mevcudiyetinde kendini sorgulayarak, çağını silkeleyerek muhteşeme yol alma sevdası. Yazmak, var olma arzusu, yazmak paylaşmaktır. Belki emanet bir söz, belki dağarcığından bir söyleyiş, bir dağ eteğinde mevsim çiçekleriyle beraber ufuklara doğru seslenmek. Yazmak, bir doğumdur, her doğum gibi sancılı. Yazarak hayat bulmak, yazarak yaşamaktan zevk almak, yaşayarak mes'ûd olmak; yazmak yaşamaktır. Yazmak, varoluşu idrakle anlamak, kalbte sonsuzluk şuurunun kanat çırpması, kendi kendisiyle yüzleşme, yüzünü ebediyete dönme. Faniliğini ilm'el yakin derecesinde keşfetme, hiçliğe varma. Ölümsüzlüğü anlama. Ötelere adım atma azmi. Perdeleri arkada bırakma mücadelesi. Yazmak, hayal, düşünce, hayat ve ebediyet arasında ilmik ilmik fikir dokuma, gönül okuma. Yazmak, yaşama sanatı. Hekim reçetesinden hâkim kararına kadar hayat, yazıda nefes alıp veriyor. Yazmak yaşamaktır. Yazı, kalemle -ki üstüne and içilmiştir- mevcut. En büyük yazıysa alında; kaderden bir yansıma.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
103616 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/103616.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT