BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tantanlar kolay yetişmez

Sadettin Tantan, terör ve kargaşa ortamından bilistifade İstanbul'u fuhuş ve kumar bataklığına çevirmek isteyenlerle hayatını ortaya koyarak mücadele eden birkaç kahraman polis müdürümüzden biriydi. Daha sonra belediyecilik yaptı. Gayrı meşru kazanca en elyak mesleklerden birinin başında iken O, ev kirası fazla geldiği için taşınmak zorunda kalmıştı. Sonra siyasete girdi. Siyasete girişi biraz da O'nun üzerinden başkalarına karşı bir misilleme gibi sunuldu. Derken bakanlık koltuğuna oturdu. O'nun bu makama gelmesi ile birlikte görülmemiş çapta yolsuzlukla mücadele başladı. Belki Tantan zamanında yapılan bu mücadele bütün Cumhuriyet tarihindekilere eştir. Yolsuzluk yumağının çözüle çözüle ipin ucunun bir yerlere çıkacağı belliydi. Aklı sıra Sadettin Tantan'ı kullanmak isteyenler bunu hesap edememişlerdi. Henüz Mesut Yılmaz'la olan ihtilafı açığa çıkmamıştı. Kabinenin önde gelen bakanlarından birine sorduk. "Sayın Yılmaz'la sayın Tantan'ın arası açık mı?" Cevap "hem de çok!". "Öyleyse neden görevden alınmıyor?" Cevap: "Tantan'ı görevden almak kolay değildir. O, yolsuzlukların üstüne giderken görevden alınırsa bunu yapan yolsuzlukları koruyan konumuna düşer." Bu konuşmamızdan kısa bir süre sonra fırtına koptu. Elbette ki Tantan'dan genelbaşkanına karşı saygısız davranması beklenemez. Zaten böyle bir şey yaptığı da yok. Sadettin Tantan sadece takdir hakkını kullanmakta. Bunu kullanırken Mesut Yılmaz'la ters düştüler. En bariz iki örnek Mesut Yılaz'a rağmen veya haber vermeden beyaz enerji operasyonunda Jandarmayı devreye sokması ve İstanbul valisinin görevden alınma teşebbüsü. Bunlar ve benzeri sebeplerden dolayı son zamanlarda Tantan hakkında bir yıpratma kampanyası başladı. O, güya bölgecilik, yapıyormuş, İstanbul Emniyet Müdürü Kâzım Abanoz'u tutuyormuş vs... Birtakım yakıştırmalar. Şimdi de Mesut Yılmaz tarafından şahsî oynamak ve hasımlarına yardımcı olmakla suçlanıyor. Tantan adalete yardımcı olur. Bu doğru ama kendi genel başkanının hasımlarına yardımcı olmaz. Onun adı ihanettir. Bu mümkün değildir. Şahsi oynamaya gelince. İçişleri Bakanlığına kadar gelmiş bir siyasetçi seçtiği hangi hedeften dolayı şahsi oynayacak? Tantan duracağı yeri bilecek kadar akıllıdır. Mesut Yılmaz, kendi maiyetindeki insanlara karşı isim vermeden taarruz edeceğine bakanlarını bildiğini konuşmaya ikna etseydi daha isabetli olurdu. Tantan'ın azledilmesi veya istifaya zorlanması ANAP'a haylice kan kaybettirir. Tantanlar kolay yetişmiyor. Şahsi kırgınlıklar yüzünden onlar harcanmamalı. İyi idareci, adam yetiştirir, adam kazanır. Adam harcamaz. Bırakınız dürüst insanlar, inançları doğrultusunda çalışsınlar. Herkesin hukuk önünde eşit muamele görmesi için çalışanlar yalnız kalmamalı. Onlar muhakkak ki birtakım ayaklara basacak, bazıları da onların üstüne geleceklerdir. Eğer Tantan gibileri yalnız kalırsa arkadan yeni Tantanlar yetişmez. İlhan Bardakçı Tarihçi yazar İlhan Bardakçı'nın ağır hasta olduğunu haber aldık. Almanya gurbetinde hanımı ile birlikte zor şartlarda ve yalnızlarmış. İlhan Bardakçı, bugün belki hak ettiği kadar tanınmıyordur. Demek ki mâşeri vicdanda vefasızlık illeti başgöstermiş. Yakın zamanların -ve tabiî ki bugünün- coşkun kalemlerinden biri. Vatansever bir insan. Tarihimizin sevdalısı. Yazılarında Türkçe'nin lezzeti şaşırtıcı güzelliktedir. Her insan kazaya uğrayabilir. Herkesin başına farklı kaza gelir, gelebilir. İliklerine kadar milliyet hisleri ile dolu İlhan Bardakçı isminin gün gelip vatana muhabbetsizlik iddiası ile yan yana geleceğini hiçbir çılgın hayal tasavvur edemezdi. Üstelik mahkeme kararıyla. Şu var ki hakim dosyadaki vesaike dayanarak hükmeder. Bazen inanmadığı halde karar verme mecburiyetinde de kalır. Üstelik o hükmü veren merci, bugün tartışılan 12 Eylül mahkemeleridir. Üzerine atılan suçu işlemiş midir bilemiyoruz. Bir tarafta mahkeme hükmü diğer yanda bir münevver kişinin aksine iddiaları. Doğrusunu Cenab-ı Hak bilir. Beşer şaşar ama yapmaması lazım. Yurda döndüğünde hapse girecek. O yüzden gelemiyor. Komalık bir hastanın infaza tabi olması mümkün mü? Almanya'dan bir okuyucusu Cumhurbaşkanı Sezer'e müracaat etme vefası göstererek durumu arz etmiş. Köşk müracaat sahibinden rapor ve reçeteleri istemiş. Belki onlar şu ân tedkikte. Eğer maksat ceza ise ömrünün üçte birini gurbet kahırları altında geçirmiş bir Türkiye âşığının çektikleri fazlası ile cezadır. Bir de pişmanlık unsurunu nazara almak lazım. Memleketin kanına girenler affedilirken İlhan Bardakçı'yı şüpheli suçundan dolayı son nefesinde kendi topraklarından mahrum etmek isabetli değildir. Bu sebeple sayın Cumhurbaşkanı'nın atıfet göstererek Bardakçı'yı affa mazhar görmesi yerinde olacaktır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
110463 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/110463.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT