BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Töreye sığınmak

Töre, gelenek ve göreneğin, bir başka ifadeyle örf ve adetin, tek kelime ile söylenmesi. Son zamanlarda töre müessesesinin üzerine fazlaca gidilmekte. Oysa, her milletin töresi mevcut. Töresiz; örf ve adetsiz topluluklar millet değildir. Töre, sanki toplumu yönlendiren yazılı olmayan kanunlardır. Yüzyıllardan, süzülüp gelmişlerdir. Takdirler, teşvikler, ayıplar, kusurlar....törenin unsurlarıdır. En basit gündelik alışkanlıktan batıl inanışa kadar geniş bir sosyal yelpazesi vardır. Töreyi, gelenek ve göreneği söküp atamazsınız. O, milletlerin yaşama üslubudur. Belki çok küçük bir zümre batıdaki gibi evine ayakkabı ile girer ama bu daha fazla gelişemeyerek o dar çerçevede kalır. Türk anne ve eşlerinin temizlik anlayışında eve ayakkabı ile girmek yasaktır. Bunların yüzlerce misali verilebilir. Hayat onlarla zengindir. Bazıları vicdanileşmiştir, bazılarının nüfuzu kanunların dahi önündedir. Çok şey bitirildi. Şimdi sıra gelenek ve görenekte. Beş bin yıllık tarihimizin mirası örf ve adetimiz, iyisine kötüsüne bakmadan hepsi bir yere doldurularak üstüne töre yazılıp topa tutulmakta. En son olarak da bir mahkeme kararı münasebeti ile bu taarruzu gördük. Üç delikanlı, kız kardeşlerini Sadabad Kuruköprüsü'nden atarak öldürmüşler. Sebep kadının evden sık sık kaçarak fuhuş yapması. Mahkeme iddianın doğru olduğuna kanaat getirerek bunu ağır tahrik saymış ve böylece kardeşlere önce müebbed hapis cezası vermiş, daha sonra da bunu ağır tahrik sebebiyle indirmiş. Medya, ceza mahkemesinin takdirini "töre indirimi" diyerek kınamakta. Çok yanlış bir değerlendirme. Mahkemenin kararı ile törenin bir alakası yok. Bir ağır tahrik yaşanmış. Çünki maktule defalarca evden kaçarak kanunun da suç saydığı fiili işlemiştir. Zaten hadisenin sebebi de budur. Hakimler hey'eti, türlü delillerle ağır tahriki sabit bulmuştur. Kız kardeşleri sürekli zina yapan üç genç ne yapsındı? Elbette ellerini kana bulamamalıydılar. Ancak kabul etmek lazım ki vatandaşta adaletin hakkıyla tecellisine itimat sarsılmıştır. O yüzden kendi adaletini kendisi tesis etmek gibi bir yola girmişler. İnsanın bırakınız en yakın akrabasını, kendi canı üzerinde bile tasarruf hakkı yoktur. Onun için intihar dahi büyük günahtır. Cinayet de öyle. Hem suç hem günah. O aşağılık suçun cezasını sadece mahkemeler verebilir. Bütün bunlar doğru. Ne var ki ateş düştüğü yeri yakar sözü de doğru. Bir kere bu kız kardeş evlidir. Koca, anne-baba, kardeş ve akrabalar kahrolmaktadır. Vak'ayı namus eksenli küçültme ile ele alarak ayıplayanlar böyle bir durumla karşılaşsalar ne yaparlardı acaba? Herhalde mavi boncuk takmazlardı. Düştükleri tezadın farkındalar mı? Aynı haber bültenlerinde, aynı sayfalarda bir taraftan "namus cinayeti", "töre indirimi" diyerek müebbed mahkumiyet verilmemesi tenkid ediliyor, diğer taraftan marifetleri basına sızan pop şarkıcısının Türkiye'yi terk etme haberi üzüntüyle yayınlanıyor. Yahut ortada bir tezat yok. İki ayrı cinsin malum eylemlerini kınadığı için töreye çullanılıyor. Toprağa gidenin de hapse girenin de hayatı mahvolmuştur. Birinci düşünülmesi gereken insanlar, neden töreye sığınmak zorunda kalıyorlar. İkincisi de teşvik unsuru. Bu zinaları, bu fuhuşları, bu sapkınlıkları kim özendiriyor? Azıcık insaf, azıcık vicdan. Onlar dahi töredendir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
112788 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/112788.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT