BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Alfabenin zenginleşmesi yolunda

Daha evvel de birçok kereler yazdık. Alfabe batıdan ve doğudan sıkıştırılmakta. Batıdan internet kaynaklı zorlama var. Doğudan x ve q harfleriyle... Mesele şu günlerde yeniden tartışma masasında. Siyaset, iktisat, Afganistan harekâtı gündeme hakim olduğu için layıkı veçhile alaka bulamamakta. Halbuki hadise doğrudan Türkçeyi, anadilimizi ilgilendirmekte. Söz konusu olan -dediğimiz gibi- üç harf. Bu üç harften w, batı kültürüyle temasımızda bir ihtiyaca cevap verecektir. X, Türk dünyasıyla anlaşmamızda ortak sese temel olacak q de Ortadoğu ve dünkü dünyamızı doğru okumamıza yardımcı olacaktır. Belki bunlara bir de Azerbaycan ve diğerlerinde kullanılan tersine veya yayvan e'yi de katabiliriz. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte karşımıza defacto olarak w çıktı. Kalemle kâğıtla meşgul herkes Çift V'siz gün geçirmiyor. X, kalın h harfini karşılamakta. Q de kalın k'nın yerine ikame olacaktır. Mevzuya dair dört ayrı duruş var. Yavuz Bülent Bakiler ve biz, bu üç harfin alfabeye dahil edilmesine taraftarız. Yılmaz Öztuna'nın da aynı kanaati paylaşacağını tahmin ediyoruz. Bazı eserlerinde zaten kullanıyor. Taha Akyol, alfabeye almak yerine zikredilen harflerin okullarda öğretilmesini teklif etmekte. Haluk Şahin'se tespiti yaptıktan sonra W harfini işaret ederek soruyor.'Bu harfi nasıl okuyacağız?' Çünkü İngiliz telaffuzu farklı, Fransızınki farklı. Dördüncü gruba gelince; bunlar, 1928 formatına sıkı sıkıya bağlılar. Biraz dünyaya kapalı zümre. Çağın zaruretlerinin nerelere dayandığını görememekteler. Bu kadar sertliği anlamakta zorlanıyoruz. Aradan üç çeyrek asır geçmiş. Neden korkulur? Hayat yerinde durmuyor. Teknolojiyle akraba ve komşu kültürler, bir hamle yapmamızı gerektiriyor. Alfabenin zenginleşmesi lazım. Bu mevzuda ve iki ayrı dal halinde Kültür Bakanlığı ve veya Milli Eğitim önderlik yapmalı. Birincisi işaret edilen harflerin alfabemize alınması, harf sayısının çoğaltılarak Türk alfabesinin zenginleştirilmesi. İkincisi de 7, 8, 9 ve 10. sınıflara haftada iki saat bile olsa Osmanlıca ders konması. Eğer Osmanlıca tabirinden çekiniliyorsa Eski Metinleri Okuma dersi de denebilir. Yahut Türkçe ve Edebiyat dersleri müfredatına dahil edilir. Dili zengin olanların ekonomileri de varlıklı olmakta. Bunlar birbiriyle alakalı. Ama en önemlisi dil zenginliği. Geçici gündemler, kalıcı meseleleri ihmal ettirmemeli. Ve bazı tutumlar, zaruretlerin önünde duvar olmamalı.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
131634 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/131634.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT