BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

LOZAN, MONTRÖ, BOĞAZLAR VE KANAL

"İstanbul Kanalı"na neden ihtiyaç duyulduğu iyi bir hazırlanmayla anlatılmalıydı. Aydınlatma olmayınca geriye sonuçsuz çekişmeler çıkmakta. Bu durum, İstanbul Havalimanı’nda da yaşanmıştı. İstanbul Kanalı’na neden ihtiyaç olduğu tarihçesi, hukuku, fiilî ve zaruri durumuyla birlikte etraflıca anlatılmamıştır. Bu olmayınca ulu-orta konuşulmaktadır. Hâlbuki dün, İstanbul Havalimanı’na muhalefet edip de iş yapmayacağını iddia edenler, bugün otoparklarında araba, park edecek yer bulunmadığını görmekteler.
Vakit geçmiş değildir. Açıklama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarından ibaret kalmamalıdır. Montrö Mukavelesi ve İstanbul ve Çanakkale Boğazları var iken neden “İstanbul Kanalı”na ihtiyaç duyulduğu, iç ve dış kamuoyu ile meseleye taraf olan devletlere itiraza yer bırakmayacak şekilde izah edilmelidir.
İstanbul Kanalı’na ana muhalefet ile ondan yana olan medya ve muhalefete oy veren vatandaşlar, karşı çıkıyorsa bunu göz ardı etmemelidir. CHP’nin her ne izah getirilirse getirilsin müzmin bir muhalefet anlayışıyla yine de karşı çıkacağı görüşü doğrudur. Nitekim bu anlayış, 70 yıldan bu yana cadde, köprü, tünel, sualtı geçidi, hava meydanı… gibi her yeni teşebbüse karşı durmuş, sonunda mahcup olmuş fakat mahcubiyetini ikrar etmemiştir. Kaldı ki “yeni teşebbüs” dediğimiz bu projelerin bâzıları tâ Sultan Abdülmecid Hân zamanına kadar uzar. Dolayısıyla 1840-50’lerde düşünülen bazı ihtiyaçları bugün iktidara talip olan ana muhalefet partisinin görememesi gariptir. Ama buna rağmen bu mesele, çok iyi hazırlanarak çok iyi anlatılmalıdır.
Tartışma ateşi, daha da artacağa benzeyen İstanbul Kanalı’nı biz, bir kere daha şöylece anlatabiliriz:
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan’ın aynı konuyu tanzim eden Ek Maddeleri’nden elbette daha iyidir. Ek maddeler, 1-Çanakkale, Marmara Denizi adalarıyla İstanbul Boğazı’nı ve Boğazların çevre ve tepelerini askerden arındırmıştı. 2-Her iki Boğaz’dan emniyetle geçişi temin etme hakkı, Cemiyet-i Akvam’a bırakılmıştı. 3-Geçişleri düzenleme şartları Cemiyet-i Akvam’a bağlı bir komisyondaydı.
“Cemiyet-i Akvam” denen, I. Dünya Harbi’nden sonra kurulup, II. Dünya Harbi’nden sonra biten devrin BM’sidir. Şu 3 madde de göstermektedir ki Lozan hiç de zafer değildir. Bu maddeler, anılan yerlerdeki egemenlik haklarımızı ortadan kaldırmıştır. Nitekim Montrö Sözleşmesi’ne kadar Türk askeri, 1918-1936 arası 18 yıl boyunca adını zikrettiğimiz vatan parçalarına girememiştir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesine gelince:
Bu andlaşma, 5 Kısım ve 29 Maddedir. 11 Nüsha yazılmıştır. Maddeler uzundur. Birçok madde, kendi içinde ayrıca alt maddelere ayrılmıştır. Andlaşmada savaş hâli-barış hâli, Türkiye’nin savaşan taraf olması, kendini savaş tehdidi altında hissetmesi gibi mevzular ayrı ayrı tanzim edilmiştir. Geçen gemilerin, savaş gemisi olması, bunların tonajları, ticaret gemisi olması gibi hususlar da tasnif edilmiştir. Kılavuz kaptan, römork alma-almama gibi hâllerden sağlık konularına varıncaya kadar çok şey yazılmıştır.
Uzun bir andlaşmadır. Çok net değildir. Soğukkanlı biçimde tahlil edilmesi gerekir. Bu yapıldığında görülen şudur. Montrö, Lozan Ek Maddelerine göre daha lehimizde olmakla birlikte burada da geçen gemilere bir keyfilik, serbestiyet verilmiştir. Bize kendi Boğazlarımızda yine tam bir hükümranlık hakkı bırakılmamıştır. Geçen yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi ölüm gösterilip sıtmaya razı edilmişiz. O gün iki dünya savaşı arası ve zor günlerimizdi. Şimdi sağlığımıza kavuşma vaktidir.
MBS’de şu devletlerin imzası vardır:
Avustralya, Japonya, SSCB, Büyük Britanya, Fransa, Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye. Sonraki yıllarda bu devletlerden Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’da krallık rejimi yıkılarak cumhuriyet idaresine geçilmiştir. SSCB ve Yugoslavya dağılmıştır. Büyük Britanya, Hindistan gibi bazı ülkeler üzerindeki hâkimiyetini kaybederek küçülmüştür.
Bunlar değerlendirilecek hukukî imkânlardır.
Türkiye, İstanbul Kanalı’nı yapıp-bitirdiğinde mevcut şartlar karşısında neler yapabilir?:
1-İstanbul Boğazı, keyfî geçişler sebebiyle her ân kaza, çarpışma ve yangın tehlikesi altındadır. Bunun birçok yaşanmışlığı vardır. Boğaziçi’ni bundan böyle araç trafiğine kapatmak, zaruret hâline gelmiştir. Ticâri olsun veya olmasın bütün gemiler, ilân edeceğimiz tarihten itibaren İstanbul Kanalı’nı kullanacaklardır. Bununla birlikte MBS, hükümleri aynen devam etmektedir. Bir fesih mevzubahis değildir.
2-Aynı gerekçeler sıralanır. Fakat buna MBS’nin bazı maddelerinin Türkiye lehine iyileştirmesi zarureti ilave edilerek Montrö’nün güncelleştirilmesi gerektiği taraf devletlere tebliğ edilir. Bir masa etrafına oturmak için sıkı bir diplomatik faaliyet gösterilir. Bu arada İK, MBS, şartlarına göre işlemeye devam eder.
3-Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’yi Lozan’ın Ek Maddeler tahakkümünden kurtarmış fakat hükümranlık haklarımızı eksiksiz şekilde temin etmemiştir. Boğaz ve kanal kavramları farklıdır. Kendi boğaz ve kanallarımızda üçüncü devletlerin de haklarını koruyacak şekilde kendi hukukumuzu çalıştıracağız. Bu itibarla bundan böyle Montrö Boğazlar Mukavelesi tarafımızdan feshedilmiştir. Hiçbir devletin endişe etmesine mahal yoktur. Kendi hükümranlık haklarımızı kurtarıp korurken millî ve milletlerarası hukuka tam riayet edilecektir.
Şayet; son madde hayata geçirilemezse hadise neredeyse çevrecilikten ibaret kalır. Ama niyetin bu olmadığı, niyet ve hedefin sonuncu madde olduğu kanaatindeyiz.
Büyük devlet olmak kolay değil.
Çetin bir yolda, tarihin terekesini ayıklıyoruz.
Azmin elinden bir şey kurtulmaz.

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
611397 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/611397.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT