BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BAŞARI, CB SİSTEMİNİNDİR!..

 
 
Asırlar içinde ancak tesadüf edilebilen salgın hastalıklardan birine şahidiz. Anadolu’nun “ince dert” dediği ve geçen asrın ortalarına kadar milletimizi inim inim inleten verem, korona çapında değildi. Karşı karşıya kaldığımız salgın, belki uzak yüzyıllarda dünyayı yoklayan adına veba dediğimiz “taun” ile kıyas edilebilir. Bütün yerküre sarıp sarmalanmış vaziyette. Şimdi devletler devlet olma, devlet ve hükûmet adamları kendi unvanlarında çetin bir imtihanla yüz yüzeler.
Herhâlde hiçbir memleket, İtalyanların yerinde hiçbir idareci de İtalya’yı yöneteler gibi olmak istemez. Hâlbuki bu çizmeli devlet, tarihin namlı sömürgecilerinden, iştahı kabarık istilacılarından biridir. Bugünse bîçare ve yılgın.
Türkiye’de şu şartlarda eski sistem yani parlamenter sistem ve hele bir de koalisyon hükûmeti işbaşında bulunsaydı… hastaneler tükenmiş, hastalar bitmiş, sayısız isyan çıkmış, devlet iflas etmiş, ülke perişan olmuş olurdu. Dünya sıralamasının en yüz kızartıcı derekesinde yer alırdık. Bunu en ufak yoklukta, krizde memleketin ne hâle geldiğini yaşamış biri olarak yazıyoruz.
Bugün devlet bütün kurumlarıyla işinin başında, bürokrasi çalışıyor, bakanlıklar koşturuyor, herkes âdeta 24 saati 25 saate çıkarmak için zorlu bir mücadele vermekte. A’den Z’ye tedbirler alınıyor. Dünya, Türkiye’yi gıpta ile takip etmekte. O hâlde “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine tam zamanında geçilmiş” denebilir. Arkada kalan bir buçuk sene bu bahiste esaslı bir tecrübe oldu. Bugün o tecrübenin semeresine kavuşmuş vaziyetteyiz. Devlet, belki de 4 asırdan bu yana ilk defa bir felaket karşısında bu denli bir çabuklukla hareket edip olayların arkasından giden zavallı değil, önünden giden öncü vazifesini eda etmektedir. Hapishaneden hastaneye, okuldan eve… her şey ama her şeye dair yapılması gerekenler düşünülmekte. Küremizi kuşatmış bu salgından sıyrıklarla kurtulmamız için her kim emek veriyorsa onlara milletçe dua etmekle mükellefiz.
Belki; bu yazıyı bugünün konusu olarak görmeyenler çıkabilir. Ancak, devleti yönetenlere destek olacağını düşünerek bu sistemin yani Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin veya olması icap eden adıyla Başkanlık Hükûmet Sisteminin ne kadar lüzumlu olduğuna ve ne kadar süratle çalıştığına, faydalı yerinde işlere zamanında imza attığına dikkat çekmek şarttı. Eski günlerde olsa bir haftada zor çıkacak bir karar veya kanun yeni sistemde 7 dakika içinde “Cumhurbaşkanlığı Kararı” olarak Resmî Gazete’de neşredilip, derhâl devreye girmekte. Cumhurbaşkanlığı Sistemi, daha evvel, tarihimizin hiçbir döneminde olmayan bir devlet yönetme nizamıdır. İlk defa tatbik etmekteyiz. Bu itibarla ve netice itibarıyla kul eseri olduğu için eksiği gediği olmaması imkânsızdır. Nitekim, şurada bir kere daha sisteme “Başkanlık” denmesini tekrarladık. Muhakkak ki kervanın şu geçmiş bir buçuk yıllık yürüyüşü tahlil edilmektedir. Bugünse şu yaman salgında devletin hücrelerine, kılcal damarlarına kadar işleyişini karada, havada, denizde, elektronik, biyolojik, istihbarat sahalarında müşterek çalışma sayıp bu büyük tatbikattan büyük dersler çıkartacağına şüphe yoktur.
Emekli, dul, yetim, yalnız, yaşlı, esnaf, tüccar… kimse sahipsiz değil. Herkeste devlet çatısı altında olmanın, bir devletinin olmasının güven duygusu hissedilmekte.  
Tavsiyemiz şudur ki bundan böyle kimse “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçelim” diye ham hayaller peşinde koşmasınlar. Havanda su döverler. Vatandaş, şu salgın ortamında olsa bile iki sistem arasındaki büyük farkı görmektedir…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612841 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/612841.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT