BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

TEDBİR, ÖZÜR, DUA!..

 
 
Dünyanın ve memleketimizin, bu öldürücü salgın hastalıktan bir ân evvel kurtulması için; fiilî, fikrî ve kalbî çâre arayışlarına müracaat etmek gerekir...
Fiilî çâre arayışları:
Sağlık müdahaleleri, idârî kararlar… gibi tedbirlerdir. Türkiye ve diğer devletler, yapılması icap edenleri yapmaktalar. Evvelâ; bu tıbbî tedbirlerin ve önleyici idarî kararların uygulanması şarttır. Bunlar olmadıktan sonra diğerlerinden netice alınamaz.
Fikrî çâre arayışları:
Suçları kabul ve ikrardır. 18, 19, 20. asırlar, Batılı gelişmiş devletlerin, sanayi devriminin kazandırdığı büyük imkânlarla doğuyu, doğu milletlerini sömürme asırlarıdır. 20. asırda bu müstemleke tavrı, bir de kapitalizm, komünizm ve komünizm de kendi içinde Kızıl Rus komünizmi ve Sarı Çin komünizmi şeklinde tasnifle dünya görüşleri hâlini alıp sömürüyü daha bir şiddetlendirdiler. Bugün ideoloji değiştirseler bile yine Uzak Asya’nın, Asya’nın ve Afrika’nın petrolden pamuğa, pırlantadan çiçeğe kadar her servetini alıp götürmeye devam etmekteler. Şarkla-Garp arasındaki temel fark şuradadır; Avrupa, tarihinin hiçbir döneminde sömürülmemiştir, Hun hükümdarı Attila’nın çok uzak tarihlerdeki Avrupa taarruzları bir yana bırakılırsa bu kıta, kendi içindeki işgaller bir yana dışarıdan işgal ve istismar yaşamamıştır. Osmanlının “Avrupa-i Osmanî”deki hayatında adaletsizlik yoktur.
Daha sonra “Amerika” adını alan kıta ise hiç sömürülmemiştir. Buraları sömüren Portekizli, İspanyol, Hollandalı ve İngilizlerle birtakım Avrupalılar, kuzeyde Kızılderililerin, güneyde Pigmelerin, Mayaların vatanlarını elinden alıp gasbettikten sonra oralara yerleşerek mülkiyetlerini dünyaya kabul ettirmişlerdir. Aynı kadrolar, Uzak Asya’da; Endonezya, Malezya ve Avustralya’da da benzerlerini yapmışlardır. Endonezya ve Malezya 20. asrın ortalarına kadar Hollanda işgalindeydi. Aborjinlerden gasbedilen Avustralya ve Yeni Zelanda genel valilik adı altında hâlâ müstemlekedir.
Rusya, hem çarlık ve hem de kızıl imparatorluğunda Orta Asya’yı, Batı Türkistan’ı, Kafkaslar ve Balkanları işgal etmiş ve sömürmüştür. Bu durum Kırım, Kafkaslar ve Suriye başta olmak üzere kısmen devam ediyor. Doğu Türkistan, bugün de Çin zulmü altında inlemektedir.
İngiltere, sömürgeciliği en katı ve en diplomatça yapandır. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Burma, Singapur, Keşmir çok uzun zamanlar İngiliz işgali yaşadılar. İngiltere’nin “Büyük Britanya” mağrurluğunu takınarak asıl talan ettiği coğrafya İslâm toprakları; diğer adıyla Osmanlı mülkleridir. Kahire’den Hicaz’a oradan Kıbrıs, Kudüs, Şam, Bağdad ve Kandahar’a kadar bütün İslâm, Osmanlı, Türk topraklarını işgal etmiş, Babür ve Osmanlı diye iki Türk imparatorluğuna kıymıştır. Buralarda ve her yerde İngiliz işgali, şeklen kalkmış görünse de esasta devam etmektedir. İngiltere, İsrail diye bir zulüm makinasını da Filistin topraklarına yerleştirmiştir. Bu robot, bir asra yakın bir zamandır Filistinlilere zulümlerin an ağırını yapmaktadır.
Osmanlı coğrafyasının diğer sömürgecileriyse İngiltere’den başka Fransa ve İtalya’dır. Bunlar, Hollanda, Portekiz, İspanya ve Danimarka ile beraber Afrika’nın da talancılarıdır. Almanya da aralarında olduğu hâlde Afrika’daki mevcudiyetleri devam etmektedir. II. Dünya Harbi’nden sonra İslâm ve Osmanlı coğrafyasındaki sömürüyü ABD, devralmış, SSCB yıkıldıktan sonra da Rusya, yine İslâm coğrafyasında işgallerini devam ettirmiştir…
Üç asır boyunca bu kadar haksızlık, gasp ve zulümler yapıldı. Onlar, türlü ad ve şekillerle bugün de devam ettiğine, milyonlarca mülteci uzun senelerdir oradan oraya savrulduğuna, bebek cesetleri sahile vurduğuna göre… ya kolera ya veba veya korona diye bir musibet, bir ceza gelecekti. Bugün sömürgeci başkentler, korona salgını karşısında yıkık vaziyetteler.
O hâlde ‘Fikrî Çâre’ye müracaat etmek gerekir:
Eğer; salgın, bir ân evvel bitsin isteniyorsa; adı geçen devletler, sömürdükleri milletlerden ve insanlıktan özür dilemeli, zararlarını tazmin etmeli ve helalleşmelidir. Bunu yaparlar mı? Mümkün görünmüyor. Bir kere sömürgeci, müstemlekeci olduklarını kabul etmezler. Öyleyse bu satırları niçin kaleme aldık? Bu salgın hastalığın, ‘Covid-19’un müsebbiplerini teşhir için.
O hâlde?
Sırada ‘Kalbî Çâre’ var:
Kurtuluş; ümid, duadadır!..
Allahü teâlâ, Kitabında rahmetinin gazabını aştığını haber vermektedir. Mazlumların ahları, gözyaşları, iniltileri… gadab gelmesine sebep oldu. Güzel kulların, yalvarış ve gözyaşları da rahmete kapılarının açılmasına sebep olur, inşallah. 5 vakit ve her vakit, herkes dua etmeli. Erken saatleri, geç vakitleri; Şaban ve Ramazan aylarıyla cuma ve kandil gecelerini… fırsat bilmeli; yana yakıla dua etmeli, günahlar için Allah’tan af dilemeli, fakir-fukaraya sadaka vermeli, bağış yapmalı… kısacası, dua etmeli ve dua almalıdır. Kimse, “benim duamla mı?” demesin. Allah’ın yanında kimin kıymetli olduğunu, kimin duasının kabul edileceğini kimse bilemez. “İsteyin, vereyim!” buyurduğuna göre; rahmetinin gadabını aşmasını ve bu derdin, bu felaketin yeryüzünden kalkmasını istiyoruz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612981 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/612981.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT