BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

CİHANIN NEFES ALMASI

Şunu paylaşmamıza lütfen müsaade ediniz. Bu, bir övünme münasebetsizliği değil, insanın ortaya koyduğu fikrin, çizdiği ufkun hakikat olmasının şükrüdür. Zira her iyilik yüce Allah’tandır. Bu vadide; yani kalem ve kelâm ikliminde insanı en ziyade memnun eden ideallerinin, tekliflerinin hayat bulmasıdır. Yazı ve konuşmalarımızın müdavimi, kendilerine "dünya ve ahiret kardeşlerimiz" demeyi şeref telakki ettiğimiz okuyucu ve takipçimiz aziz insanlar, hatırlayacaklardır ki 15 seneden bu yana her vesileyle "bundan böyle Türkiye, Avrupa, Asya, Orta Doğu, Kafkaslar, Afrika ve hatta Amerika’ya hizmet sunan bir sağlık havzası olabilir!" demekteyiz.
AK Parti, girdiği ilk seçimde tek başına iktidar olduktan sonra iki büyük hizmete imza attı. Bunlardan biri sağlık hizmetleriydi, başında Sn. Recep Akdağ vardı. Diğeri de ulaşım hizmetleriydi, başında Sn. Binali Yıldırım vardı. Ama lider irade Sn. Recep Tayyip Erdoğan’dı. Nitekim zaman içinde her iki sahada da Bakanlar değişti fakat hız kesilmedi, hedef aynı kaldı, hamleler eksilmedi. Kim ne derse desin; kim hangi aşağılık karikatürü çizerse çizsin, kim hangi pespaye yazıyı yazarsa yazsın; hakkı teslim etmek, fikir namusu gereği olduğu için biz inandığımızı dile getireceğiz. Recep Tayyip Erdoğan adlı fâninin hiçbir hizmeti olmasa sadece bu ikisi, sağlık ve ulaşımdaki hizmetleri onun sevap hanesini zenginleştirmeye yetebilir. AK Parti iktidarı bizzat Sn. Erdoğan’ın da mükerreren ikrar edip üzüntüsünü dile getirdiği gibi millî eğitim ve kültürde ele gelir bir şey yapamamasının aksine bu iki sahada dünya çapında eserler verdi ve vermekte. Sn. Erdoğan’dan hem Başbakanlığı, hem Cumhurbaşkanlığı döneminde "yol demek, medeniyet demektir" sözü defalarca işitildi. Keza şiirde "Muhibbî" olan Muhteşem Süleyman’ın "Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” vecize olmuş murassa mısraı da defalarca işitildi. Şehir hastaneleri için de "benim sevdam" diye derdini anlatmaya çalıştı. Belki yakınında olanlar bile kendisini anlamakta zorlanıyorlardı. Hani ne denmiş? "Fikrinin delisi olmayan, velisi olamaz!" Sn. Erdoğan, fikrinin delisi olarak şehir hastaneleri meselesinin takipçisi oldu. Neticede millet kazandı. Yurt dışındaki dostlarımızın şu Covid-19 salgınında yaşadıkları memleketle Türkiye’yi mukayese ettiklerinde lehimize söylediklerini işitince insanın başının göğe ermemesi mümkün değil. Allah korusun, bir de aksi olsa ve eski dönemlerdeki gibi hastanelerimiz, yokluk çekseydi ne yapardık? O takdirde ölü sayısı 4 bin 500 değil rahat bunun 20-25 katı olurdu. Salgın Savaşı’nda ne cihazda, ne ilaçta, ne hekimde ne de diğer çalışanlarda bir sıkıntı yaşadık. Bunda her şehirde bir üniversite açılmasının ve her üniversitede bir tıp fakültesi olmasının büyük payı vardır. Bunları görüp de İstanbul ve Ankara’da kök salmış üniversite derebeyliklerinin yıkılıp tahsilin Anadolu’ya yayıldığı günlerde açılan eğitim kurumlarına "tabela üniversiteleri" diyen zekâ özürlü bir kısım medyanın bugün yüzü kızarıyor mu dersiniz? Onların bazısı hâlâ inkârda, bir kısmı ise saf değiştirmiş olarak iktidarı alkışlamakta.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hemen her hastane açılışında dünyanın sağlık merkezi olabileceğimizi zihinlere yerleştirmeye çalışmakta. Şüphe edilmesin ki bu fırsatı ve bu olgunluğu yakalamış bulunmaktayız. Buna rağmen bazıları, ‘hastane için pist feda edildi’ fasit ve fesat dairesi içinde kıvranmaktalar. Oysa memleketinden uçağa binen yabancı hasta, bizde neredeyse hastanenin kapsına kadar gelebilecektir.
Evet; şükranla ifade ediyoruz ki görüşlerimiz, bugün de hayat bulmuştur. Türkiye, dünya için bir sağlık havzası, sağlık merkezi olma yolundadır. Böylece cihana nefes aldıracağız. Bu bir iktidar hadisesi değil, millî meseledir, devlet meselesidir. Kıskançlık ayıptır. Dünya çapındaki hamlelere herkesin sahip çıkması şarttır.
Ulaştırmada hava, kara, demir ve deniz yollarıyla kıtaları buluşturduğumuz gibi sağlıkta da dertlere derman olmamıza bir şey kalmadı.
Bitti mi?
Hayır!..
Birkaç sahada öne geçmekle Cihan Devleti, "süper güç" olunmaz?
Eğitimde de mutlaka câzibe merkezi olmalıyız. Ne var ki slogancı eğitimle bu hedefe varılamaz. Belki bazı yerlerden gelen talebelerle dünden daha iyi bir yerdeyiz ama almamız gereken yol daha çok fazla. Yazılımdan, tıbba, mühendisliğe, sosyal ilimlere kadar eğitimde de yıldızımız parlamalı. Üniversitelerimiz önce ilk 50’ye, sonra ilk 25’e, sonra ilk 10’a sonra ilk 5’e ve ilk 3’e girmeli, girebilmelidir. Bu milletin evladlarına dedelerini bin yıl boyunca ayakta tutan yüksek imân, yüksek irfân, yüksek şuur saf ve berrak hâliyle yeniden aşılanırsa, onlar o zehirli yabancı hayranlığı ve aşağılık duygusundan kurtarılırsa bunlar olur.
Yıllar evvelinde bu sütunda ilk defa olarak "2071 Cihan Devleti Türkiye" diye bir cümle kurduğumuzda yazıyı "deden yaptı; sen de yaparsın!" diye bitirmiştik.
O sözü bugün de tekrar ediyoruz:
-Deden yaptı; sen de yaparsın!
Çünkü…
Bunun sırrını merhum Arif Nihad Asya, Asya büyüklüğünde bir mısra ile sen daha bebekken kulağına fısıldamıştı. Zihnini zorla ve hatırla:
"Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın/Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!"
Çünkü…
Cemre toprağa düşmüş; Ayasofya’da Fetih Suresi okunmuştur. İnşallah 29 Mayıs 2021’de de hasretler bitecek, alınlarında şafağın şavkı parıldayan mü’minler, bir sabah vakti Ayasofya’da secdeye varacaklardır.
Fatih’in kılıç hakkı ve vakfının mülkü Ayasofya’da Fetih Sûre-i Celîlesinin okunmasından mülteci düşmanı küçük komşumuz rahatsız oluyormuş… Helen kuklalar değil de o kuklaları oynatan kuklacı Kraliçe rahatsız olsa ne çıkar?
Bilsinler ki daha çok kimseyi çok sebeple rahatsız edeceğiz.
İki asırdır biz rahatsızdık; aldırış ettiler mi?
Biz niçin onlara aldırış edelim?
Ey deli-kanlı!
Sen,
eğer
kendini;
haritaya bakıp da
"dünya iki padişaha dar gelecek kadar küçükmüş!" diyen
Cennetmekân Yavuz Sultan Selim Hân’ın mirasçısı olarak görürsen ne demek istediğimizi anlarsın!.. Müstemlekeciler, bizim adaletimizin hüküm sürmediği bir dünyayı iki asırdır sıkboğaz edip nefessiz bıraktılar. Asıl koronavirüs, bu zalim sömürgecilerdir. Korona cezasının gelme sebebi de onların insanlığa yaptıkları zulümdür.
Yükün ağır; fakat şereflidir!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613809 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/613809.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT