BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İDAM CEZASI

İ’dam, Arapça bir kelimedir. A’sında takke olmayan "adem" kelimesinden gelmektedir. "Ortadan kaldırmak", "yok etmek" demektir. İnsanlık tarihi kadar eski bir cezadır. Kur’ân-ı kerîm, idama cevaz vermektedir. Allahü teâlâ, Bakara Sure-i şerifi 179. Âyet-i kerimesinde meâlen şöyle buyurmaktadır:
-Kısasta sizin için hayat vardır. Ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız!..
Kısas, "aynıyla mukabele etmek"tir. Mahkeme kararıyla, kaatil katledilerek, yaralayan yaralanarak cezalandırılır. Veya maktulün mirasçılarına yahut mağdura maddi, nakdî karşılık ödenir.
İdam cezası, Türklerin bütün devlet idarelerinde de mevcuttu. Meclisin, İstanbul’dan Ankara’ya nakledip faaliyete devam etmesinden 1984’e kadarki Türkiye Cumhuriyeti döneminde de mer’iyetteydi, yürürlükteydi. Bu ceza, AB mevzuatına intibak maksadıyla 3 Ağustos 2002-7 Mayıs 2004 Tarihleri arasında kademeli olarak ve 14 Temmuz 2014’te de 5170 sayılı kanunla T.C. ceza hukuku ve teşkilat kanunu mevzuatından tamamen çıkarılmıştır. Ülkemizde 36 yıldır idam cezası tatbik edilmemektedir. Bunun yerine "ağırlaştırılmış müebbed cezası" veriliyor. Bu ceza nev’î yenidir. Müebbed hapis ise eskiden de vardı. Ağırlaştırılmış olsa bile müebbed yani ömür boyu cezanın idamın yerini tutması mümkün değildir. Cezanın bu şekilde tecelliî mağdur tarafın ve adaletin aleyhinedir.
İdam cezasını; uygulamadayken dosyaya bakan ağır ceza mahkemesi karar verir, Yargıtay tasdik eder yahut kararı bozar, TBMM kabul, devlet reisi de imza ederdi. Türkiye’de 1920’den 1984’e kadar infaz edilen, yerine getirilen idam hükmü, 712’dir. İdam edilmişlerin 15’i kadındır. Sivil yönetim, 18 yaşından küçük ve 65 yaşından büyükler için idam hükmünü infaz etmemişti.
Sözünü ettiğimiz 712 sayısına; TBMM’nin devre dışı bırakıldığı İstiklal Mahkemeleri, daha gerçekçi bir ifadeyle "İstibdad Mahkemeleri"nin çoğu gayrı hukuki 2 bine yakın idam ceza ve infazı dâhil değildir. Demek oluyor ki 64 yılda 2 bin 700 civarında idam olmuştur. İdamlar, dünden bugüne asma, boğma, kelle vurma, zehirli gazla boğma ve zehirli iğneyle öldürme şeklinde türlü biçimlerde olmaktadır.
Bugün BM üyesi 193 devletten 53’ünde idam cezası vardır. ABD’nin de 50 eyaletinden 34’ünde idam kararları verilmektedir.
Cezadan maksat, o cezaya taraf olanlar arasında adaleti tesis ve üçüncü kişiler için de ibret alınmasını temindir. Son senelerde toplumda suçlar başını alıp gitmektedir. Çocuk cinayetleri, çocuk istismarları, kadın cinayetleri, vahşi katliamlar, uyuşturucu suçları terör gibi tüyler ürpertici cinayetlerle karşılaşmaktayız. Diğer yandan mahkemelerin yükü fazladır. Davalar uzamaktadır. Cezalar, ibret ve caydırıcılık vazifesini eda edememektedir. Bu da cemiyetin içtimai dokusunu tahrip etmektedir. Bir başka ifadeyle AB’ye dâhil olma arzusu adalet yapımızı çökertmektedir. Hâlbuki devleti, devlet yapan temel unsur, adalet tevziî yani adalet dağıtmaktır. Hunharca katledildikten sonra bir de yakılıp yok edilen bir insanın hayatının karşılığı, elbette buna sebep olan hayat veya mağdur tarafın rızasıyla mağdur mirasçılara layıkıyla tazminat ödemektir.
Ancak; şu da bir hakikattir. Mahkeme hatasıyla yanlış karar verilme ihtimali de vardır. İnsan hayatını yok eden böylesi hatalar işlendikten nice sonra gerçeğin ortaya çıkmasının yaşandığı olmuştur. Benzer vaziyetler, bundan sonra da olabilir. İdam cezası, yeniden anayasa ve ceza mevzuatına girmelidir. Buna ihtiyaç var. Lakin öncelikle; hangi suçların idamla cezalandırılacağı çok seçici, kılı kırk yaran bir titizlik ve hassasiyetle tayin edilmelidir. İkinci husus ise şudur; idam cezalarına ancak ve yalnızca meslekte en az 20 yılı doldurmuş hâkim ve savcıların ve en az 10 yılı doldurmuş avukatların yer alacağı "Müebbed Mahkûmiyet ve İdam Cezası Mahkemeleri" bakabilmelidir. Bizim şu teklifimize göre müebbed, ağırlaştırılmış müebbed ve idam cezalarına ihtisas mahkemeleri bakacaktır. Üçüncü husus; Yargıtay’da da münhasıran bu dâvâlara bakan bir veya iki daire olmalıdır. Dördüncü husus; alt dereceli mahkeme ve Yargıtay’dan geçen karar, TBMM’nin 400 üyesinin kabul veya reddiyle karara bağlanmalıdır. Beşinci husus; Cumhurbaşkanı, TBMM’den masasına gelen idam kararını tek başına imzalama veya Meclis’e iade yetkisine sahip olamamalı. 6 kişilik bir "Yüksek Hukukçular Hey’eti"nin tavsiyesi istikametinde karar verebilmelidir. YHH, 2 emekli Yargıtay Başkanı, 2 altmış yaşını aşmış ceza profesörü, 2 altmış yaşını aşmış avukattan meydana gelmelidir. YHH, silahlı terör suçları hariç mağdur tarafı dinleyerek katil veya yaralama, sakat bırakma bedelini hak sahibine teklif edebilmeli. Fail, suçlu, bu imkâna sahip değilse ödemeyi hazine yapmalı, failin mülküne tedbir konmalı, mülkü yoksa ileriye dönük olarak borçlandırılmalıdır.
Devlet olarak hüdâyi nâbit gibi yerden bitmediğimize göre hukuk ve adalet olarak da bir asır evvel birdenbire ortaya çıkmadık. Adaleti muhkem, güçlü olmayan bir devlet, 650 sene değil, bunun yarısı kadar bile yaşayamazdı. Zengin ve muhteşem hukuk ve adalet mirasımızı red keyfiyeti artık bitmeli, "bizim için hayat olanı" seçme basiretini gösterebilmeliyiz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615214 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/615214.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT