BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

EMEKLİ SUBAYLAR DARBE YAPAR MI?

Muhtıracı 104 amirali arkalayan bazı kimseler, "emekli subayın elinde silah mı var? Emekli subaylar neyle darbe yapsın?" diye soruyorlar…
Suali tafsilatıyla cevaplandırmak için Çırağan Vak’asına, III. Selim Hân’ın şahadetine kadar gidersek makale daha da uzar. Bu itibarla yakın tarih üzerinden misaller vereceğiz:
İstiklâl Harbi’nin meşhur kumandanlarından Kâzım Karabekir Paşa, Ali Fuat Paşa, Cafer Tayyar Paşa, Rüşdü Paşa, Reis-i Cumhur Mustafa Kemal Paşa’ya suikast yapma teşebbüsüne dâhil oldukları isnadıyla tevkif edilmiş ve canlarını zor kurtarmışlardı. İzmir’e bir seyahat edecek olan Reisi Cumhur’a 14 Haziran 1926’da bir suikast yapılacağı ihbarı alınır. Tutuklananlar arasında o tarihte emekli olmuş, bazıları üstelik siyasete girmiş ve artık belinde silah taşımayan yukarıdaki generaller de vardır. Kimse onlar için "bu mütekaitler mi suikast yapacak?" demedi. Tam tersine bir ihbar esas alınarak gözlerinin yaşına bakılmadı…
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, 3 Mayıs 1960’ta Reis-i Cumhur Celâl Bayar’a hitaben bir mektup yazdı. Mektubu Millî Müdafaa Vekili Etem Menderes’e verdi. Memleketteki huzursuzluğa dikkat çeken mektupta çare olarak kendisinin istifa ederek yerini halkın çok sevdiği Başvekil Adnan Menderes’e bırakmasını istiyordu. Bu mektup üzerine Gürsel Paşa, yerinden alınarak iki ay sonra tekaüde sevk edilmek üzere İzmir’de mecburi ikamete tabi tutuldu. 27 Mayıs darbesini yapan subayların en kıdemlisi albaydı. Üçüncü Ordu Kumandanı Ragıp Gümüşpala, "benden daha düşük rütbelilerin emrine girmem!.. Ordumla gelir darbecileri dağıtırım!" tehdidinde bulununca 27 Mayısçılar, Cemal Gürsel’i tayyare ile İzmir’den apar-topar getirerek darbenin lideri yaptılar. Fakat Yassıada sözde mahkemelerinde okunan bu mektubun Menderes’e iltifat eden kısmı sansürlendi…
Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir, 27 Mayıs’ın içinde olduğu hâlde genç subayların daha radikal sonuçlar bekledikleri iddiasıyla 22 Şubat 1962’de yeni bir darbeye kalkıştı. Muvaffak olamadı. İsmet İnönü, koalisyon Başvekiliydi. Darbeciler cezalandırılmadı fakat ordudan tart edildiler. Ne var ki emekli Albay Talat Aydemir rahat durmadı. 20/21 Mayıs 1963’te yeniden darbeye kalkıştı. Bu defa darbeye katılmış olsun veya olmasın bütün Harp Okulu Talebeleri ordudan ihraç edildiler. Darbe lideri emekli Alb. Talat Aydemir ile arkadaşı ihtilal çılgını Bnb. Fethi Gürcan idam edildiler…
Korgeneral Cemal Madanoğlu, 27 Mayıs kadrosundaydı, darbenin gizli lideriydi. "Cemal Aga" ile ihtilafa düşünce 6 Haziran 1961’de emekli oldu. Tabiî senatördü. 9 Mart 1971’de Hikmet Kıvılcımlı ve Doğan Avcıoğlu’nun fikir babası oldukları Millî Demokratik Devrim’i yapacak kadronun başında yer aldı. Daha evvel Talat Aydemir ile de çalıştığı kayıtlarda vardır. Genç subayların içinde yer alacakları "Millî Demokratik Devrim’in ikinci kademesini proletarya devrimi takip ederek sosyalist işçi köylü iktidarı kurulacaktı. Faruk Gürler de MDD’nin 9 Mart 1971 Darbe çalışmasının içindedir. Başlı başına bir ihtiras figürüdür.
Görüldüğü gibi darbe bir virüstür. Bu hastalık, bazı muvazzaf veya rahatsız genç subaylara bulaştığı gibi bazı emekli subaylar da vak’aların içinde olabilmektedir. Yine görüleceği gibi darbeyi asıl hazırlayanlar da bir kısım maceraperest emekli subaylardır. Virüsü muvazzaf ve bilhassa genç subayların beynine zerk edenler, ordudan ya atılmış, ya ayrılmış veya emekli olmuş veya emekli edilmiş subaylardır.
27 Mayıs darbesini yapanların arkasında İngilizlerin olduğunu eski istihbaratçı Prof. Mahir Kaynak bize bizzat anlatmıştı. Bu malumat, kitaplarında da olmalı. Merhum Kaynak, bir taraftan İst. İktisat Fak’de asistan iken diğer taraftan MİT’tedir. Bu itibarla "Millî Demokratik Devrim" hareketine sızarak girişimin açığa çıkmasına hizmet etmiştir. 12 Mart Muhtırasının, bu sosyalist devrimi engellemek için verildiği bilinmektedir…
Bu tecrübelerin ışığında bakıldığında "emekli subaylar devrim mi yapar?” sualinin bir değeri olamaz. Emekli subaylar da siviller de darbe yapabilir. Darbe, devrim, isyan ve ihtilallerin teşvikçisi çok kere yabancı devletler ve onların ajanlarıdır. 27 Mayıs’ı söyledik. 1970’lerdeki öğrenci eylemlerinin arkasında SSCB ile Kızıl Çin vardı. Pentagon, 12 Eylül’ün hamisi olduğunu bizzat kendisi ikrar etti. 15 Temmuz’u CIA’nın desteklediğini Donald Trump alenen itiraf etmişti. Kısacası darbeler, "çok ulusludur!" Kullananı çoktur…
Hafız Esad, 13 Kasım 1970’te Suriye’de darbe yaparken arkasında Sovyet Rusya vardı. Humeyni, yıllarca Paris’te ikamet etti. Fransa devletinin himayesindeydi. Humeyni’nin doldurduğu ses kasetleri İran’da halkın arasında yayılarak taraftar buldu. Nihayet 1 Şubat 1979’da Paris’ten gelerek meydanlara dökülmüş halkın başına geçti. Abdullah Öcalan, 1979’dan 1998’e kadar Şam’da Hafız Esad’ın eli altında yaşayarak Türkiye’ye karşı PKK’nın ihanet eylemlerini düzenledi. Kurucularından olduğu örgüt, hemen her sömürgeci devletten destek alarak bugüne kadar geldi...
104 amiral, söze "Yüce Türk Milletine!" diye başladıkları için söz konusu metin, bir muhtıradır. Bu muhtıra da darbelerin yapıldığı gece yarısında yayınlanmıştır. 15 Temmuz 2015’te olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris’te tatilde olduğu bir tarih seçilmiştir. Dayandığı iddialar ise asılsızdır. 1-Ortada Montrö diye bir tartışma yoktur. 2-Kırım işgal altında, Ukrayna da Rus tehdidi altında bulunduğu için Karadeniz’in bir barış gölü olduğu sözü mesnetsizdir. 3-Ne yapılacak yeni anayasa devletin temel unsurlarından uzaklaşmadır, ne de TSK yapısından çıkarılmaktadır.
"Amiraller Muhtırası" ise bunları iddia etmektedir.
Kuvvetle muhtemeldir ki bu şüphelilerin elebaşı olan bazıları dışarının aleti, bazıları ise politik rüzgâra kapılmış kimselerdir. Yargılamayla her şey ortaya çıkar…
Şunları yazıp konuşmak yerine, bu amirallerin, bir araya gelerek tecrübelerinin mahsulü olan dünya çapında yaptıkları bir keşfi, birçok değerli teklifi veya benzeri başarıyı konuşmayı çok isterdik. Ne var ki kahramanlık hayali peşinde olmak, haddini aşmak, insana böylesi vahim hatalar işletebiliyor. Kendinize acımadıysanız ailelerinizi de mi düşünmediniz?
Ziya Paşa’nın şu beyti, bir âyeti kerîme meâlidir:
"Hâşâ kuluna zulmetmez Hüdası
Herkesin çektiği kendi cezası!"
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618406 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/618406.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT