BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ASRIN YATIRIMLARI

Şartların getirdiği safha itibarıyla sanayi inkılabını yakalayamadığımız için 3 kıt’adan çekilip Anadolu yuvamıza iltica zorunda kalmıştık…
Bugün Suriye, Afganistan’dan vs.’den gelen muhacirlere "sığınmacı" yahut daha kullanılır isimle "mülteci" demekteyiz. Bu topraklarda muhacir, mülteci veya sığınmacı olmayan mı var? 1856 Kırım Harbi’nden 1922’ye kadar hemen bütün imparatorluk teb’ası Osmanlılar olarak Balkanlar, Kuzey Karadeniz, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Osmanlı Güney vilayetlerinden büyük kitleler hâlinde hicret etmek zorunda kalarak Anadolu’da hayata tutunduk. Hicret eden bu Osmanlılar, Müslüman Türkler, muhtelif Müslüman unsurlar ve yer yer gayrimüslimlerdi.
1856’dan 2 bin başına kadar geçen zaman, tutunma, var olma mücadelesi, "Başımıza Gelenler"i anlama çabası, düşülen yerden kalkma gayreti ve nihâyet şimdilerde sanayi inkılabı öncesinde kalmış olan Kızılelma’yla buluşarak dünya ile rekabet etme cesareti. Rekabet ve cesaret ikiz kelimelerdir. Müktesebat; kazanılanlar, cesareti, kendine emniyet etme hissini besler, o da rekabete girişme kararlılığına imkân verir. Bu dediğimizi şöyle izah edebiliriz. Sanayi inkılabını yitirme talihsizliği, bize med hâlini, büyük ufuklardan Anadolu’ya sığınma mecburiyetini yaşattı. Katlanılan bu zorluğun doğurduğu fakirlik bir buçuk asır sürdü. Şimdilerde med hâli, yani çekilme, kabuğuna dönme dönemi bitmiştir. Şimdilerde cezir, açılma dönemindeyiz. Artık "Bölge Devletiyiz". Ama bölge devleti olmak bize yetmez.
2023 Büyük Türkiye, 2053, 2071 Cihan Devleti Türkiye Kızılelma şavkımaları o yetmezliğin idrak, şuur ve ilânıdır. Son senelerde bir taraftan işgal teşebbüsü, darbeye kalkışma gibi içeriden ve dışarıdan gelen ihanetler savılırken öbür tarafta ‘Ezan’ın yükselmiş olduğu ve yükselmekte olduğu her toprağa ayağımızı basmaktayız.
İçeride Ayasofya-yı Kebîr Câmi-î Şerifi’ne iadeyi itibar ederken, beri tarafta Taksim Câmiî Şerifi’ni Taksim Meydanı’na billurdan bir taç gibi nakşettik, Çamlıca zirvesinde Çamlıca Câmiî’ni ve lâle endamlı bir kule yükselttik. Daha onlarca müstesna câmiî, tapu mührümüz olarak bu toprakların siciline geçirdik.
Marmaray, Avrasya Tüneli, Ovit Tüneli gibi tüneller, Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Kömürhan gibi köprüler açtık. Savunma sanayiimizde SİHA’lar, İHA’lar, denizaltılar, tanklar yaptık. İstanbul’da İstanbul Havalimanı diye dünya çapında büyük bir eser verdik. Daha birçok hava meydanı hizmete açtık. Çok sayıda yüksek değerde hastaneyi hizmete kazandırdık. Sağlıkta bölgenin merkezi olduk. Hızlı trenleri vatandaşın hizmetine verdik. Karadeniz’de doğalgaz, topraklarımızda petrol bulduk, kapatılmış kuyularda petrol olduğunu keşfettik. Libya’dan Karadağ’a, oradan Yemen’e kadar açıldık. Türkiye yüz ölçümünün yarısı nisbetinde Mavi Vatan sahibi olduk. Suriye’nin kuzeyinde arka arkaya tarihî askerî harekât(lar) yaptık. Kuzey Irak’ta teröre karşı son 40 yılın en büyük operasyonlarını gerçekleştirdik. Dışarıda ve içeride bölücü terör örgütü ve diğer örgütlere öldürücü darbeler vurduk. ABD, AB, Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya, Çin ile masalarda eşit taraflar olarak müzakereler yapma dönemini başlattık. Ermenistan ve Yunanistan’a, bilhassa da İsrail’e meydanın boş olmadığını ihtar ettik. Başına buyruk hareket etmelerini önledik. Mazlumların ümit ışığı olduk. Değişik ülkelerden gelen 5 milyon mülteciyi misafir ettik. Memleketimizi vatan olarak seçenleri, birlikte büyümemize ortak yaptık…
Yukarıda kalkınma, büyük devlet olma, cihan devleti hedefine yürüme hamlelerimizin hepsini saymadık. Bunlar, hangi iktidar döneminde hayat bulmuş olursa olsun imza sahibi için büyük şereftir. O iktidarın yüz akıdır.
Ancak; asıl şeref milletimize aittir. Türk milleti, seçimlerde dilediğini vekâleten iktidar yapmaktadır. Binaenaleyh asıl iktidar olan milletin kendisidir. Türk milleti, büyük acı ve yoksulluk zamanlarını arkada bırakarak iki binin başlarında sadece kol kuvvetine dayalı sanayi inkılabını değil, teknoloji ve elektroniği, interneti de yakaladı.
Vardığımız başarı, alınan müjdeler büyüktür. Bu büyük başarıda, dile gelen müjdede milletimizin alın teri ve duası vardır. Gayretleri destekleyen bu dualarla gaz ve petrol bulunduğu gibi Karadeniz’den verilen müjdeler -inşallah- bu sektörde uzak olmayan bir gelecekte ihracatçı olacağımızı da haber vermektedir. Milletin verdiği vekâleti layıkıyla yerine getirerek bu şanlı yürüyüşü gerçekleştiren, asrın yatırımlarına imza atan, ecdadın ruhunu şâd eden ve yeni nesillerin alnında Büyük Devlet aydınlığının parlamasına vesile olan hangi iktidar olursa olsun o iktidar, takdir ve tebriki hak etmiştir.
Hak ile bâtılı ayırt etme feraset ve kabiliyetine sahip Türk milleti, bu takdir ve tebrik hissinden dolayıdır ki kendi hür iradesiyle aynı iktidarı çeyrek asra yakındır ayakta tutmaktadır.
Kızılelma, takip edildikçe, müjdeler bitmedikçe destek devam eder…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619220 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/619220.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT