BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

DUA

Şu niyazlara gündelik hayatta ne kadar çok rastlanır:
-Duanızı beklerim, bize de dua ediniz, duanıza muhtacım, bizi de duadan unutmayın, eşime-çocuklarıma-aileme dua istirham ederim, çocuk imtihana girecek lütfen dua eder misiniz? İyilerin duası hürmetine iyileşecek inşallah…
Bunlar ve benzeri güzel sözler, her gün milyonlarca kere tekrar edilir. Çünkü; dua, sığınmadır, ümiddir, çâresizliği aşma gayretidir, hayata tutunma şeklidir, yüzü, karanlıktan aydınlığa çevirmedir. Dua, her zaman ve hemen her mekânda ve her insan için hatta her canlı için yapılabilir. Duanın kabul olma ihtimalinin yüksek olduğu zaman ve mekânlar da vardır. "Dua, her insan için yapılabilir" derken bir hâtıramızı paylaşabiliriz:
Cemiyetin içindeyiz, her türlü insanla karşılaşıyoruz. Biriyle konuşurken veya ayrılırken "Allah, râzı olsun" dediğimiz olmakta. Bu dua aklımıza takılmıştı. "Acaba, Müslüman olmayan birine de böyle denilebilir miydi?" Cevaba, Hicrî İkinci bin Yılı’nın yenileyicisi; "müceddidi" üstadlar üstadı İmâm-ı Rabbanî Ahmed Farukî Serhendî Hazretlerinin meşhur eseri Mektubat’ta rastladık. Burada bir mektupta şöyle diyorlardı:
-Allah, râzı olsun, demek, Allah, senden bu hâlinle râzı olsun, demek değildir; Allah, seni râzı olacağı hâle getirsin demektir…
Mes’ele hallolmuştu, herkese dua edebilirdik.
Bundan dolayı girişi böyle yaptık…
Dua etmek, tabiî ki aynı zamanda cömertliktir. Mü’min, namazlarından gündelik hayatında her vesileyle ve mübarek zaman ve mekânlarda dua eder. Ailesine, sevdiklerine, komşularına, din kardeşlerine, insanlığa dua eder. İyiliklere kavuşmak, kötülüklerden korunmak için dua eder… 6 Eylül’de yeni eğitim-öğretim, ilim ve irfan yılı açıldı. Eminiz ki unutanlar hariç her vatandaşımız, yarınlarımızı inşa edecek çocuk ve gençlerimize dua etmiştir.
Dua, etmemiz; Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselâm- ve ulemâ ve evliyâ tarafından bilhassa teşvik edilmektedir. Dua, şüphesiz ki aynı zamanda bir teminat unsurudur.
Biz, Müslümanlar, dua ettiğimiz gibi eski semâvî ve gayrı semâvi din mensupları da kendilerince dua ederler. Ateistler, belki dua etmezler ama ondan bile şüpheliyiz. Bir zelzele, uçak düşme, gemi batma ânında veya göz bebeği evlâdının hastalığında o kendini ateist zanneden, kim bilir nasıl da gizliden gizliye dua ediyordur…
Nikâhtan doğuma, okula başlamadan, iş yeri açmaya, bir tesisi hizmete sunmaya… kadar dua, hayatı bir nur hâlesi gibi sarmıştır. Hayat, dua ile güzelleşir.
Biz, bugüne dek kendisine dua edildiği için rahatsız olan birini görmedik. Duadan rahatsız olanın çıkabileceği ise hatırımıza hiç gelmedi. Ne var ki Türkiye, Tanzimat’tan bu yana akıl ve mantık dışı yanlışlar yaşadı. Bunu yapanlar, kendilerine, dönemine göre münevver, aydın, entelektüel denen okuryazarlardır. Zaten bir buçuk asırdır aydın-halk çatışması yaşıyoruz. Söz konusu bu kimseler, okudukça özüne döneceğine yabancılaşmıştır:
1 Eylül 2021, Yeni Adli Yıl’dı.
Bu münasebetle yeni Yargıtay binası açılıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapmadan önce Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Hoca dua etti. Cenâb-ı Hakka arz edilen dua, adliye mensuplarına, milletimize ve yeni adli yıla dair iyi temennilerdi. Ardından da Sn. Cumhurbaşkanının Besmele çekmesiyle hep beraber kurdele kesildi. Türk yargısı kendine yakışır bir Temyiz Mahkemesi’ne kavuşmuştu.
Bu manzara karşısında ne yapılır?
"Hayrlı olsun" diye dua edilir, emeği geçenler tebrik edilir.
Muhakkak ilgili herkes de böyle yapmıştır.
Ne kadar acınsa yeridir ki talihsiz okur-yazarlarımızdan biri ise gazetedeki sütununda nefretini dile getirdi. Diyanet İşleri Reisini ve dinî kıyafetini aşağılamakla kalmayıp böyle bir açılışa asker ses vermediği yani darbe yapmadığı veya darbe tehdidi ihtar etmediği için TSK’yı kınıyordu…
Bir kere şu bilinmeli ki Diyanet Teşkilatı, bir Cumhuriyet dönemi kurumudur. Şeyhülislâmın yer aldığı Meşihat Makamı değildir. Reisinin kıyafeti ve sokakta bu kıyafetle dolaşabileceği kanunla kayıt altına alınmıştır. İkincisi, TSK Müslüman Türk Milletinin Müslüman Ordusudur. Yahya Kemal, 26 Ağustos 1922 adlı şiirinde mısralarıyla dua etmiyor muydu? "Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın"...
Her şey aklımıza gelirdi ama duadan ve dua edenden nefret edileceğini hiç düşünmemiştik. Milletine ve onun mânevî varlığına böylesine uzaklık, hastalık alametidir.
Allah, şifa versin.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620510 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/620510.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT